Göğsündeki Taş: Bazen Sorun Güçsüzlük Değil, Tutulmuş Yasdır

Abone Ol

Canım Kadın,

Bazen göğsünün tam ortasında tarif edemediğin bir ağırlık hissedersin.

Sanki biri gelip kalbinin üzerine görünmez bir taş bırakmıştır.

Nefes almak istersin ama nefes yarım kalır. Ağlamak istersin ama gözyaşların gelmez. İçinde bir şeylerin sıkıştığını hissedersin fakat adını koyamazsın.

Çünkü bazı duygular acı çekerek değil, donarak hayatta kalır.

Özellikle hayatı boyunca güçlü olmaya alışmış kadınlarda...

Her şeyi tek başına halleden, kimseye yük olmak istemeyen, "Ben iyiyim" demeyi öğrenmiş kadınlarda...

Bazen yas tutulmaz.

Bazen acı yaşanmaz.

Bazen sadece bastırılır.

Ve bastırılan her duygu bilinçaltında yaşamaya devam eder.

Hipnotik danışmanlık çalışmalarında da sıkça gördüğümüz şeylerden biri budur. Zihin, baş edemediği duyguları tamamen yok etmez. Sadece onları görünmeyen bir odaya kaldırır. Ama o oda bedenin içindedir.

Yıllar önce yaşanan bir ayrılık...

Söylenemeyen bir söz...

Hak ettiğin sevgiyi görememek...

Bir kayıp...

Bir hayal kırıklığı...

Affedemediğin bir olay...

Hepsi bilinçaltında kayıt olarak kalabilir.

Ve bazen beden, dilini kullanarak konuşmaya başlar.

Göğüste sıkışma hissi, sürekli iç çekme ihtiyacı, derin nefes alamama, sebepsiz ağırlık hissi...

Bunların her zaman psikolojik nedenlerden kaynaklandığını söyleyemeyiz. Elbette fiziksel belirtiler varsa tıbbi değerlendirme önemlidir. Ancak bazen bedenin anlattığı hikâyeyi de duymak gerekir.

Çünkü bastırılan duygular yok olmaz.

Sadece bekler.

Ta ki görülene kadar.

Canım Kadın,

Şifalanmak her zaman güçlü görünmek değildir.

Bazen şifalanmak, yıllardır güçlü görünmek için tuttuğun gözyaşlarına izin vermektir.

Bazen "Ben bunu atlattım" dediğin yerin aslında hâlâ canını acıttığını kabul etmektir.

Çünkü kabul edilen duygu dönüşür.

İnkâr edilen duygu ise içeride yaşamaya devam eder.

Küçük Bir Farkındalık Egzersizi

Bugün sessiz bir yere geç.

Bir elini kalbinin üzerine, diğer elini karnının üzerine koy.

Gözlerini kapat.

Burnundan yavaşça nefes al.

Nefesi verirken içinden şu soruyu sor:

"Kalbimde hâlâ taşıdığım yük ne?"

Cevap gelmeye çalışmasın.

Sadece dinle.

Bir görüntü, bir anı, bir isim ya da bir duygu gelebilir.

Sonra derin bir nefes daha al ve içinden şunu söyle:

"Artık hissetmeme izin veriyorum."

Belki gözlerin dolar.

Belki hiçbir şey olmaz.

İkisi de normal.

Çünkü amaç zorlamak değil, alan açmaktır.

Bazı taşlar mücadeleyle değil, yumuşayarak çözülür.

Ve unutma Canım Kadın...

İyileşmek her zaman daha güçlü olmak değildir.

Bazen iyileşmek, yıllardır taşıdığın yükü sonunda yere bırakabilmektir.

Kendine bugün şu izni ver:

Her şeyi taşımak zorunda değilim.

Her zaman güçlü olmak zorunda değilim.

Ve her yarayı tek başıma iyileştirmek zorunda değilim.

Belki de kalbinin ihtiyacı olan şey, biraz daha mücadele etmek değil; biraz daha şefkatle dinlenmektir.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına gönder. Belki onun da göğsünde uzun zamandır taşıdığı görünmez bir taş vardır.