Anlıyoruz ama konuşamıyoruz

Türkiye'nin yabancı dil karnesi kırıklarla dolu. Gelişmiş ülkelerdeki gençler, en az iki yabancı dil bilirken bizdeki lise hatta üniversite mezunu gençlerin pek çoğu bir dil dahi bilmiyor. Bilenlerin pek çoğu ise söyleneni anlıyor ancak konuşamıyor.

Anlıyoruz ama konuşamıyoruz
14 Ekim 2012 Pazar 19:49

Türkiye'de yabancı dil eğitimi yıllardır tartışma konusu. Geçmiş yıllara oranla bu konuda küçük de olsa bir ilerleme kaydedilse de iste­nilen düzeye gelinmiş değil. Kolejler de dahil olmak üzere pek çok lise ve üni­versite mezunu dil konusunda yetersiz. Uz­manlar bu durumun eğitim sisteminden kay­naklandığına dikkat çekiyorlar. Dünyada ge­nel uygulama duyma ve konuşma üzerine, biz­de ise okuma ve anlama ağırlıklı, kelime ve gra­mer bilgisini ölçen bir eğitim sistemi yaygın. Bunun sonucunda da dil bilen pek çok kişi söy­leneni anlıyor ancak konuşamıyor.

Neden konuşamıyoruz?

Oxford House College Genel Müdürü Deniz Akar, Avrupa Birliği ülkelerinin ço­ğunda zorunlu eğitim süresinde herkesin en az iki yabancı dü öğrenebildiğini, eğitimin en az iki dilde verildiği kaydediyor.
Türkiye'deki eğitim sistemiyle çocukların yabancı dil öğrenmelerinin zor olduğuna dik­kat çeken Akar, Türkiye'de yabancı dile baş­lama yaşının geç, yabancı dil ders saatlerinin yetersiz, eğitim yöntemlerinin ise yanlış ol­duğunu belirtiyor ve ekliyor: "Yabancı dili öğrenen kişi önce dili du­yacak, sonra konuşacak, daha sonra da oku­mayı ve yazmayı öğrenecektir. Ama ülkemizde öğrencilere ilk olarak okuma becerisi, daha sonra yazma, en son da dinleme ve konuşma becerileri öğretilmeye çalışılıyor. Bu yüzden çok iyi dilbilgisi ve yazma becerisine sahip Türk öğrenciler ne yazık ki konuşamıyorlar. Tür­kiye'deki okulların pek çoğunda maalesef dil laboratuvarı bulunmamakta. Öğ­renciler daha çok ders kitabı, teyp ve yazı tahta­sından yarar­lanabilmekte. Bu da yeter­siz bir dil öğ­retimi anla­mına gelmek­te. Öğretimde dinleme, konuş­ma, okuma ve yazma sırası kullanılmalı. Öğ­renciler yabancı dilde kitap, dergi okumaya, müzik dinlemeye, film izle­meye özendirilmelidir."

Sonradan öğrenmek zor

Just English Language and Toefl Center Genel Müdürü Fatih Derbazlar da dil soru­nun hala çözülmediğinin altını çiziyor. Bunu yabancı dil bilmenin önemini geç kavrayışı­mıza, önemini anladıktan sonra bile yeterin­ce zaman ayırmayışımıza bağlayan Derbazlar, "Okullarda gramer bilgisi verilirken, konuş­ma, dinleme gibi diğer bölümler geride kal­makta. Pratik yapma ihtiyaçlarını karşılaya­mamakta ve sonuç olarak öğrencilerin büyük bir bölümü kurslara yönelmekteler" diyor.
Kursların bu nok­tada eğitim program­larının önemli oldu­ğunu kaydeden Derbazlar'ın dil eğitimi alacak kişilere öneri­leri ise şöyle: "Bir seviyede alı­nan ders saati, Türki­ye şartlarında en az 140-160 saat aralığın­da olmalı ki hem dil­bilgisi hem de konuşma, dinleme gibi bö­lümler sağlamlaştırılabilsin. Dil eğitimi ek aktivitelerle destekle­nerek sunulmalı. Bu­rada kişinin çabası da önemli. Öğrencinin kararlı olması, dersle­ri düzenli takip etme­si, verilen sorumlu­lukları yerine getir­mesi, aktivitelere ka­tılması, dersler dışında dinleme yapması, kitap okuması gelişimine ol­dukça yardımcı olacaktır."

Ders saatleri artırılmalı

Türklerin dil öğrenmede, genel kanının ak­sine, yetenekli olduğunu kaydeden NAV Yurtdışı Eğitim ve Danışmanlık Şirketi CEO'su Ayşegül Bilgen, "Bunu yurtdışında­ki tüm dil okullarındaki görevlilerden duya­bilirsiniz. O nedenle Türklerin bu konuda ye­tersiz olduğunu kabul etmek müm­kün değil. Sadece özel okul­larda değil, tüm okul­larda yabancı dil eği­timine çok daha fazla önem ve­rilmeli. Ders saatleri artırıl­malı. Bence çocuklanmıza, gençlerimize yapılacak en iyi yatırımlardan bi­ri bu. İleride hangi meslek dalını seçecek olursa olsunlar, yabancı dil ihtiyacı hep karşılarına çıka­caktır" diyor.
Bilgen, yabancı dil eğitimine çok kü­çük yaşlarda başlamanın en doğrusu ol­duğunun altını çiziyor ve ekliyor: "Şimdi pek çok anaokulunda bile İngilizce eğitim veriliyor; ama bu olanak sadece büyük şe­hirlerde, belli ekonomik düzeyin üstündeki öğrencilere kısmet olabiliyor. Özel okul­da okuyan öğrenciler çok küçük yaşlarda, yabancı dili yoğun şekilde öğreniyor. Bu imkana sahip olmayan öğrencilere de tv programları veya internet aracılığıy­la bu imkan sunulmalı."
Okullardaki yabancı dil eğitiminin yanı sıra yurtdışı tecrübesini yaşamanın da şart olduğuna belirten Bilgen, Türkiye'de ya­bancı dil öğrenmekle, yurtdışında öğren­menin veya yabancı dil seviyesini ilerlet­menin çok farklı olduğunu söylüyor.

Yurtdışı süreci hızlandırıyor

Kısa süreli olmasına rağmen bu prog­ramların çok faydalı olduğuna değinen Ay­şegül Bilgen, yurtdışına hiç dil bilmeden gitmektense bir süre Türkiye'de eğitim alıp da­ha sonra yurtdışı deneyimini yaşayanların daha başarılı sonuçlar alacağını kaydediyor. Dil bilmeden yurtdışına gidip kültürünü daha ye­ni tanımaya başladığınız bir ortamda öğren­meye çalışmanın moral bozup motivasyonu düşürebileceğine, özellikle dikkat çekiyor.
Fatih Derbazlar da yurtdışında dil eğiti­minin hızlı bir süreçte tamamlanacağını kay­dediyor. Yurtdışında alınan eğitimin akıcı konuşma konusunda faydası olduğunu ancak di­lin temel yapısı olan gramer eği­timi konusunda yanlış yönlendire­bileceğini belirten Derbazlar, o ne­denle yurtdışına çıkmadan önce en azından orta sevi­yede dil bilmenin önemli olduğunu dile getiriyor.
Deniz Akar ise "Yabancı dil öğ­renmek için yurt­dışına gitmek şart" diyor. Akar'a göre hangi seviyede gi­dileceği ise kişinin yaşına ve ihtiyacına göre değişiyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.