Depremdeki yıkımda alüvyal etkisi büyük

İzmir'de yaşanan 115 kişinin vefat ettiği, bin 35 vatandaşın yaralandığı ve çok sayıda binanın ağır hasar gördüğü depremin ardından, depremin merkez üssüne 75 km uzaklıktaki Bornova'nın en çok etkilenen bölge olmasının nedenleri ile ilgili dikkat çeken bir açıklama da Ege Üniversiteli bilim insanlarından geldi

Depremdeki yıkımda alüvyal etkisi büyük
11 Kasım 2020 Çarşamba 11:29

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Ertuğ Öner ve Dr. Öğretim Üyesi Aylin Karadaş, Sisam adası kuzeyinde deniz içindeki fayın etkinliği ile meydana gelen 7,0 büyüklüğündeki depremin, 70-75 km uzaktaki Bornova Ovasında en fazla yıkıma ve can kaybına neden olmasının sebepleri ile ilgili olarak, Bornova Ovasının alüvyal jeomorfolojisinin etkisinin büyük olduğunu ifade ettiler.

Prof. Dr. Ertuğ Öner, "Sisam adası kuzeyinde deniz tabanındaki eğim atımlı fayın kırılması ile meydana gelen depremin, kuş uçumu 70 ila 75 km uzaktaki Bornova Ovasında en çok binanın yıkılması ve buna bağlı can kayıplarının olmasında ova tabanındaki alüvyon-kolüvyon ve denizel çamurların etkisi fazladır. Graben yapısındaki ovanın bir tekne gibi nispeten sert ve dirençli Tersiyer volkanikleri ve Mesozoik yaşlı tortul kayaçlarla çevrilmiş olması da, deprem dalgalarının Bornova Ovasının 80 metrelere ulaşan kalınlıktaki kırıntılı malzemesi (alüvyal, kolüvyal ve denizel sedimanları) içinde daha fazla süre oyalanmasına neden olmuştur. Yeraltı suyunun da alçak ova tabanındaki varlığı deprem dalgalarının etkisini daha da arttırmış olmalıdır. Nitekim Bornova Ovasındaki her delgi sondajımızda bina temelleri seviyelerinde sondaj deliği içinde yeraltı suyu birikmiştir. Bornova ovasında, Bayraklı ve Bornova ilçelerinde 114 can kaybına neden olan yıkılan binalar, bütünüyle alçak ova tabanındaki ince taneli alüvyal sedimanlar ile denizel çamurların üzerinde bulunmaktadır. İnşaat tekniği açısından kusurlu olan binaların, ovanın bu kesimindeki zemin özellikleri açısından oldukça kalın birikim halindeki pekişmemiş kırıntılı sedimanlar üzerinde yer alması olumsuzlukları artırmıştır. Önceki yıllarda meydana gelen depremler de binalarda hasarlar yaratmış, bu hasarların göz ardı edilmesi de biraz daha büyük bu depremle yıkılmalarına yol açmıştır. Yıkılan ve ağır hasar gören binaların büyük bir kısmının deprem yönetmeliklerine uygun olmaması da bu sonucu doğurmuştur" dedi.

Kalınlığı 80-100 metreyi aşmıyor

Bornova Ovasının 1980'li yıllardan itibaren, hızlı bir şekilde yapılaşmaya ve özellikle de yüksek yapılaşmaya açılmasının, bu zeminlere uygun teknikle binaların yapılmamış ve yeterince yetkili kurumlarca denetlenmemiş olmasının bu afeti doğurduğunu ifade eden Prof. Dr. Ertuğ Öner, "Sisam adası depreminin hemen ardından,  yayın organları ile internette çok da doğru olmayan ifadeler yer almıştır. Örneğin Gediz Irmağının taşıdığı alüvyonların Bornova Ovasında etkilerinden söz edilmiştir. Gediz Irmağı alüvyonları, İzmir Körfezi kuzeyindeki Gediz Deltasını oluşturmakta olup Bornova Ovasıyla bir ilgisi yoktur. Bornova Ovasındaki alüvyal sedimanların kaynağı küçük dağ dereleridir. Yine bununla ilgili olarak Ovadaki alüvyon kalınlığının 300 metre olduğu ifadeleri de yanlıştır. Bornova Ovasındaki Holosen ve öncesine ait kırıntılı, pekişmemiş sediman kalınlığı 80-100 metreleri aşmamaktadır. Bunun gibi Halkapınar kaynaklarının oluşturduğu gölün Bornova Ovasını kaplayıp yıkılan binaların bu göl üzerinde olduğu gibi açıklamalar da tamamen gerçeklerden uzaktır. Halkapınar kaynaklarının oluşturduğu su birikintisi, ovanının güneybatısında çok küçük bir alanda yer almış olup günümüzde bu su ortamı tamamen yok olmuştur" dedi.


 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.