Her Şeyi Görüp Yine de Gülümseyebilen Kadın

Abone Ol

Canım Kadın,

Bu dünyada en kolay şeylerden biri korkmaktır.
Kötüyü düşünmek…
Felaket senaryoları kurmak…
İnsanlara güvenmemek…
Sürekli en kötü ihtimali hesaplamak…

Çünkü insan zihni, doğası gereği hayatta kalmaya programlıdır. Beynimiz güzel olana değil, tehlikeye odaklanır. Psikolojide buna “negatiflik yanlılığı” denir. Yani zihnimiz, kötü bir olayı iyi olandan daha güçlü hatırlar. Bir eleştiri, on güzel sözün önüne geçebilir. Bir hayal kırıklığı, uzun süre içimize yerleşebilir.

İşte bu yüzden mutsuzluk bazen otomatikleşir.

Ama neşe…
Neşe bilinç ister.
Emek ister.
Farkındalık ister.

Ve sanılanın aksine, gerçekten güçlü insanlar hayatın karanlığını görmeyenler değildir.
Asıl güçlü olanlar, o karanlığı görüp yine de ışığı seçebilenlerdir.

Çünkü bazı insanlar vardır; dünyanın kötülüğünü fark ettiği anda sertleşir.
Kimseye güvenmez olur.
Sürekli tetikte yaşar.
İçindeki çocuğu kaybeder.

Ve bunu “olgunluk” sanar.

Oysa sürekli karamsar olmak, her zaman gerçekçilik değildir.
Bazen sadece korkunun zihni ele geçirmesidir.

Yüksek zeka dediğimiz şey yalnızca hızlı düşünmek değildir.
Gerçek zeka, zihnini yönetebilmektir.

Herkes kötü senaryo yazabilir.
Bu kolaydır.

“Ya olmazsa?”
“Ya üzülürsem?”
“Ya yine hayal kırıklığı yaşarsam?”

Ama asıl cesaret şudur:

“Her şeye rağmen güzel ihtimallere de kalbimi kapatmayacağım.”

Çünkü gelecek henüz yaşanmadı.
Zihnin kurduğu felaket senaryoları da, umut dolu hayaller de aslında henüz gerçekleşmemiş düşüncelerdir.

Ve insan hangi düşünceyi beslerse, ruhunu ona dönüştürür.

Bugün birçok insan neşeyi küçümsüyor.
Sakinliği saflık sanıyor.
İyi niyeti zayıflık zannediyor.

Çünkü travmalı bir dünyada yumuşak kalabilmek büyük cesaret ister.

Dünyanın acısını görüp taşlaşmak kolaydır.
Ama acıyı görüp kalbini tamamen karartmamak…
İşte bu başka bir güçtür.

Stoacı filozof Epiktetos’un söylediği gibi, insan çoğu zaman kontrol edemediği şeyler yüzünden acı çeker. Oysa bilgelik; enerjiyi doğru yere yönlendirebilmektir.

Yani sürekli eksik olana değil, var olana bakabilmek…

Bir kahve içerken gerçekten tadını alabilmek…
Sevdiğin insanın sesini duyarken anda kalabilmek…
Küçük bir huzuru küçümsememek…

Çünkü neşe bazen büyük olaylarda değil, zihnin bakış açısında gizlidir.

Ve sevgili kadın…
Şunu bilmeni isterim:

Hayatı derin hissetmek seni zayıf yapmaz.
Ama sadece acıya odaklanmak zamanla ruhunu yorabilir.

Bazı kadınlar o kadar uzun süre güçlü kalmaya çalışıyor ki, gülmeyi unutuyor.
Sanki mutlu olursa başına kötü bir şey gelecekmiş gibi yaşıyor.

Oysa insan bazen sadece nefes almayı, yavaşlamayı, güzel olana da bakmayı öğrenmelidir.

Çünkü yüksek zeka; dünyanın karanlığını inkâr etmek değil, o karanlığın içinde kendi ışığını koruyabilmektir.

Küçük Bir Zihin Egzersizi

Bugün bir kâğıt al ve iki sütun yap.

Bir tarafa şunları yaz:

Sürekli korktuğum şeyler

Sürekli kötü ihtimal kurduğum konular


Diğer tarafa ise şunları yaz:

Ya güzel giderse?

Ya düşündüğüm kadar kötü olmazsa?

Ya hayat bana da iyi davranırsa?


Sonra aynaya bak ve şu cümleyi söyle:

“Ben korkuyla değil, bilinçle yaşayacağım.”

Çünkü neşe, gerçeklerden kaçmak değildir.
Neşe, gerçekleri görüp yine de yaşamayı seçebilmektir.

Ve inan bana Canım Kadın…
Bu dünyada en nadir bulunan şeylerden biri, her şeye rağmen içindeki ışığı kaybetmeyen insandır.

Sen karanlığı görüp yine de yumuşak kalabiliyorsan…
Hayata rağmen umut edebiliyorsan…
Kırıldığın halde sevgiyi tamamen öldürmediysen…

Bu saflık değil.

Bu, ruhunun hâlâ canlı olduğunun kanıtıdır.

Sevgiyle,
Canım Kadın