Canım Kadın,
Hayat sana yıllarca bazı şeyleri erdem gibi öğretti.
Kınama dediler...
Zorlama dediler...
Çok konuşma dediler...
Laubali olma dediler...
Ama kimse sana bu sözlerin arkasındaki asıl gerçeği anlatmadı.
Çünkü mesele sadece insanlara nasıl davranacağın değildir.
Mesele, kendine nasıl davranacağındır.
Birçok kadın hayatı boyunca kendine karşı en acımasız insan olur.
Kendini yargılar.
Kendini zorlar.
Kendini susturur.
Kendini sınırlar.
Sonra da neden yorulduğunu anlamaya çalışır.
Oysa bazen insanı en çok tüketen şey hayat değil, kendi kendine kurduğu baskıdır.
Kınama...
Sadece başkalarını değil, kendini de.
Geçmişte yaptığın hataları...
Yanlış seçimlerini...
Kırıldığın halde kaldığın yerleri...
Sevildiğini sanıp kandığın zamanları...
Sürekli yargıladığında, zihnin aynı döngünün içinde dönmeye devam eder.
Çünkü insan en çok neye odaklanıyorsa onu büyütür.
Kendine sürekli kızan bir kadın, kendine şefkat göstermeyi unutur.
Kendini affeden bir kadın ise yeniden başlamayı öğrenir.
Zorlama Canım Kadın...
Ne insanları...
Ne olayları...
Ne de kendini...
Bazı kadınlar mutlu olmak için bile kendilerini zorlar.
Güçlü görünmek zorunda hissederler.
Her şeye yetişmek zorunda hissederler.
Herkesi memnun etmek zorunda hissederler.
Ama zorla açılan hiçbir çiçek uzun süre canlı kalmaz.
Hayat bazen mücadele ister.
Ama sürekli mücadele halinde yaşamak başka bir şeydir.
Sürekli savaşan bir ruh, sonunda kendi içinde yorulur.
Çok konuşma...
Ama bu, sesini kaybet demek değildir.
Çünkü bazı kadınlar yıllarca dinlenebilmek için kendilerini anlatmaya çalışır.
Kendilerini açıklamaya...
Haklı olduklarını göstermeye...
Anlaşılmaya...
Oysa seni anlamak istemeyen insanlara saatlerce konuşsan da değişen bir şey olmaz.
Bazen en güçlü cevap sessizliktir.
Bazen en büyük özgüven kendini ispatlamaya çalışmamaktır.
Bazen geri çekilmek kaybetmek değil, enerjini korumaktır.
Ve laubali olma...
Çünkü herkesle aynı samimiyeti kurmaya çalıştığında, herkesin yükünü de taşımaya başlarsın.
Her sorunun içinde olursun.
Her derdin içinde olursun.
Herkes için üzülürsün.
Herkes için çabalarsın.
Ama günün sonunda kendin için hiç enerjin kalmaz.
Sınır koymak soğuk olmak değildir.
Mesafe koymak kibir değildir.
Kendini korumak bencillik değildir.
Olgunluk, kiminle ne kadar yakın olacağını bilmektir.
Bugünün Egzersizi
Bugün sessiz bir yerde otur ve kendine şu üç soruyu sor:
* Kendimi en çok hangi konuda yargılıyorum?
* Hayatımda hangi şeyi gereğinden fazla zorluyorum?
* Enerjimi tüketen hangi insanlara veya olaylara gereğinden fazla açıklama yapıyorum?
Cevaplarını bir kâğıda yaz.
Sonra her sorunun altına tek bir cümle ekle:
"Bunu bırakmaya niyet ediyorum."
Sadece bu kadar.
Bazen değişim, yeni bir şey yapmakla değil; artık sana hizmet etmeyen şeyleri bırakmakla başlar.
Canım Kadın,
Hayat seni zaten yeterince sınayacak.
Buna bir de sen kendini ekleme.
Kendini yargılayarak değil, anlayarak büyü.
Kendini zorlayarak değil, destekleyerek ilerle.
Kendini sürekli anlatarak değil, değerini bilerek var ol.
Ve unutma...
Olgunluk herkese yetişmek değildir.
Olgunluk, enerjinin nereye akacağını seçebilmektir.
Kınadığın şeylere dikkat et.
Zorladığın şeylere dikkat et.
Kendini tüketene kadar verdiğin emeklere dikkat et.
Çünkü bazen huzur, daha fazlasını yapmakta değil; artık taşımaman gereken yükleri bırakmaktadır.
Ve unutma Canım Kadın;
Kendine gösterdiğin merhamet, hayatındaki birçok kapıyı zorlamadan açar.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin de olabilir bir kadına gönder. Belki onun da kendine biraz daha nazik davranmasına vesile olursun.