Hissettiğin Gerçekti Ama Yetmedi

Abone Ol

Canım Kadın,
Bazen biriyle karşılaşırsın…
ve bir şey olur.

Tarifi zor… ama inkâr edilemez.
Bir bakışta, bir cümlede, bir anda…
içinde bir şey “tanıdık” gelir.

Ve dersin ki:
“Bu karşılıklı.”

Çünkü hissedersin.
Çok net hissedersin.

Ama sonra…
o bağ devam etmez.

İşte insanın en çok takıldığı yer burasıdır.

“Ben hissettim ama o hissetmedi.”
dersin.

Ve kendinden şüphe etmeye başlarsın.

Canım Kadın,
gerçek şu:
Hissettiğin şey çoğu zaman hayal değildir.

İnsan beyni sandığından çok daha derin çalışır.
Karşındakiyle kurduğun o anlık bağ…
sadece romantik bir hikâye değil.

Bir uyumdur.
Bir senkronizasyondur.
Birbirini algılama hâlidir.

Yani sen bir şey hissettiysen…
çoğu zaman o da bir şey hissetmiştir.

Ama işte kritik yer tam burası:

Bir şeyin hissedilmesi…
o şeyin sürdürülebileceği anlamına gelmez.

Çünkü herkesin kapasitesi aynı değil, Canım Kadın.

Sen açılabilirsin…
ama o açılmaya hazır olmayabilir.

Sen bağ kurabilirsin…
ama o bağın içinde kalabilecek olgunlukta olmayabilir.

Sen derin hissedebilirsin…
ama o derinlikten korkabilir.

Ve bu şunu göstermez:
“Sen yanlış hissettin.”

Bu şunu gösterir:
“Sen hissettin ama o taşıyamadı.”

Bazen insanlar hisseder…
ama geri çekilir.

Çünkü yakınlık, herkes için güvenli bir yer değildir.
Bazıları için alarmdır.

Ve işte o zaman, senin yaşadığın şey yarım kalmış gibi görünür.

Ama aslında yarım kalan his değil…
yarım kalan kapasitedir.

Canım Kadın,
kendine haksızlık ettiğin yer tam burası.

Sen diyorsun ki:
“Demek ki ben yanlış anladım…”

Hayır.

Sen doğru hissettin.
Ama yanlış kişiden devam bekledin.

Bu çok ince ama çok önemli bir ayrım.

Çünkü bu farkı görmezsen…
hep kendini sorgularsın.

Ama görürsen…
yerine oturur.

Şimdi sana çok net bir egzersiz bırakıyorum.

Hayatında “yarım kalmış” dediğin birini düşün.

Ve kendine şu üç soruyu sor:

“Ben ne hissettim?”
“Bu his bana ne gösterdi?”
“Karşı taraf bunu sürdürebilecek biri miydi?”

Dürüst ol.

Çünkü çoğu zaman cevap şudur:
“Hayır.”

Ama sen hissettiğin için…
onun da sürdürebileceğini sandın.

İşte burada yanıldın.

Canım Kadın,
duygu bir başlangıçtır.

Ama ilişki…
kapasite, emek ve süreklilik ister.

Sadece “hissettik” diye yürüyen bir şey yoktur.

O yüzden bundan sonra şuna bak:

Biri sana ne hissettirdiği kadar…
seninle neyi sürdürebiliyor?

Orası gerçek.

Unutma…
Senin hissetmiş olman, senin ne kadar açık, ne kadar derin ve ne kadar bağ kurabilen biri olduğunu gösterir.

Bu bir zayıflık değil.
Bu bir güç.

Ama bu gücü…
taşıyamayan insanlarda harcamayı bırakman gerekiyor.

Ve son olarak şunu kalbine bırakıyorum:

Her hissedilen bağ,
birlikte yaşanmak zorunda değildir.

Bazıları sadece şunu öğretmek için gelir:
“Sen hissedebilen birisin.”

Ve bu…
doğru kişi geldiğinde yaşayacağın şeyin provasından başka bir şey değildir.

O yüzden üzülme Canım Kadın.
Senin hissettiklerin gerçekti.

Sadece o hikâyenin sonu…
seninle yazılacak kadar güçlü değildi.