Onur konuğunun Ahmet Ümit olduğu, İnci Aral, Üstün Dökmen, Mine Söğüt, Balçiçek İlter, Cezmi Ersöz, Deniz Erbulak, Latife Tekin ve Av. İsmail Doğan Subaşı gibi gönüllere yer etmiş tanınan yazarların, Bornovalılarla buluştuğu etkinlik, tam tamına 10 gün sürdü.
Bu yıl düzenlenen edebiyat şöleni, üç farklı sahnede gerçekleştirilen etkinlikler ve atölyelerle dolu dolu geçti. Özellikle çocuklara yönelik atölyeler, minik katılımcıların hayal dünyalarını zenginleştirmek için özenle hazırlandı. Yaratıcı yazarlık, resim yapma ve hikaye anlatımı gibi çeşitli atölyeler, çocukların sanatsal yeteneklerini keşfetmelerine olanak tanıdı.
Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki’nin de tek tek stantları dolaşarak, yazarlarla buluşup, sohbet etmesi de tüm katılımcı yazar ve şairleri onore etti. Ben de Başkan Eşki’ye kendi kitabımı imzalayıp, armağan ettim. 31 Mart seçimlerinin ardından göreve başlayan Ömer Eşki’nin Bornova Kitap Günleri’ni miras alarak devam ettirmesi hem bir yazar hem de Bornovalı olarak beni ziyadesiyle mutlu etti, kadın şairlerimizi anlattığımız söyleşi sırasında da bunu dile getirdim.
İzmir’imizin, Bornova’mızın edebiyat ve kültürle anılması, hatta kitap deyince, kitap günleri deyince akla ilk Bornova Kitap Günleri’nin gelmesini temenni ediyorum. Süregelen şölen boyunca birbirinden farklı etkinlikler yapılırken Başkan Eşki’ye buradan çağrı yapıyorum.
Kocaeli Kitap Fuarı öncesinde “askıda kitap” uygulaması başlatılmış, ağaçlar çiçek yerine kitap açmıştı. Neden Bornova’da da benzer bir uygulama yapılmasın? İsmine “Bornova’da ağaçlar çiçek yerine kitap açtı” bile diyebiliriz. Çünkü biliyoruz ki yeni nesil ancak ve ancak okuyan, sorgulayan ve olaylara bilinçli bir şekilde bakan, vizyon sahibi bireylerle şekillenecektir.
Yaşadığı topraklara gittiğim (Sivas-Gürün) ve büstünün açılışında şiirini okuduğum, iz bırakan şairlerimizden birisi olan Hasan Hüseyin Korkmazgil’in dizeleriyle yazımı noktalıyorum. O dizeler her şeyi açıkça anlatıyor.
Kitaplar da bizim gibi/doğuyorlar büyüyorlar ölüyorlar/doğan ölür bir gün elbet
ne kuşku/ne var ki öyle değil kazın ayağı/öyle değil işte kurdun kuyruğu/bizler nasıl doğuyorsak/ nasıl büyümüyorsak /nasıl ölmüyorsak/kendi toprağımızda
kitaplar da bizim gibi/yakılıp gidiyorlar düşman ellerde/doymadan gençliklerine/yaşamlarına/okuduk bunları ta ilkokul kitaplarında/okuduk bunları tarih belgelerinde ve yaşadık bunları acılı günlerimizde/üşüttüler karakışta/yak dediler kitabı/yak dediler kitabı/yaktık ısındık/kömürler yattı yerde/madenler yattı yerde/sular öylece aktı
güneş baktı öylece/en eski penceresinden/nerden nere gelmişiz biz/ kim söyler/söylemek bir şey değil elbet…