Milli takımımız, Dünya Kupası, grup aşaması ikinci maçında, Paraguay karşısında, oyunun hemen başında yediği golü çıkaramadı ve turnuvaya veda etti. 0-1
Öncelikle buraya kadar gelmemizde, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Her ne kadar talihsiz bir turnuva tamamlasak da, en azından buradaydık! Bu heyecana ortak olduk. Sağlık olsun...
Senaryo, Avustralya maçıyla, hemen hemen aynıydı. Yine oyunun başında geriye düştük. Yine golü yedikten sonra baskılı göründük. Lakin, yine net pozisyon bulamadık! Ve yine gol yok!
Bir önceki yazımda yazmıştım, "3 çapalı, bir de üzerine santraforsuz oynarsak, işler istediğimiz gibi gitmez" diye...
Maalesef Montella sorunu anlayamamış...
Üç çapayı ikiye düşürüp, Orkun Kökçü'yü kulübeye çekse de, santraforsuz sisteminde ısrar etti. Üstelik, rakibin, istatistikleri, eleme grubu aşamasında oynadıkları oyun, ortadayken! Brezilya, ve Arjantin karşısında, yüzde yirmibeş topla oynama oranıyla, kazanmayı başarmışlarken. Yani çakılı savunma yapacakları, kontra atakla gol arayacakları bariz belliyken!
Maça yine de Kerem'le başladı! Hem kendini, hem de Kerem'i Dünya futboluna rezil etti! Montella maçı okuma ve doğru oyuncu değişiklikleri konusunda, tam bir yetersiz bakiye! İlk maçta hatırlarsınız, dakika 82 olmuş, 0-2 mağlubuz. Sayın hocamız, ön libero Salih ile sol bek Eren'i oyuna sokmuştu! Bugün, tahmin ediyorum, kamuoyu baskısıyla, ikinci yarının ortalarında, Deniz ve Can'ı beraber oyuna soktu. "Tamam! Oyun oturur şimdi." dediğim anda, topu öne taşıyan oyuncuları da değiştiriverdi! Başka bir kaos yarattı!
İşte bunun adı paniktir arkadaşlar...
O panikle bütün tuşlara basmaya çalıştı. Olmadı tabi...
Daha önceki yazılarımda da yer vermiştim. Dünya Şampiyonu olduklarında, Fransa Milli takımında, Girarurd, tek forvet oynuyordu. Her maçta, 90 dakika, süre almasına rağmen, hiç skor üretememişti. Fakat arkadan gelen arkadaşlarına duvar oldu, kulvar açtı, savunmayla boğuşup, yıprattı. Erken zıplayıp, savunmanın dengesini bozdu ve takımını mutlu sona ulaştırdı.Yani, santrafor sadece gol atmaz. OYUNU CEZA ALANI İÇİNE TAŞIR!
Montella efendi ile ilgili, şunu çok merak ediyorum, Umut Nayır, Enes, Ahmet Kutucu gibi oyunculardan birkaçını kadroya almadığına pişman mıdır acaba? Oyun böyle akarken, 0-1 mağlup durumdayken, turnuvadan elenmek üzereyken, dakika 85'te Umut Nayır'ı mı oyuna almayı tercih ederdi? Yoksa Orkun Kökçü'yü mü? Burada az yazmadım "Diğer milli takım hocaları aptal mı? Bir kişilik santrafor mevkii. için, neden dört, beş tane santrafor götürüyorlar?"diye. Ah Montella ah! Sabote ettin, yaktın bizi! Altına formula 1 arabası verdik! El freni çekik, kullanmaya kalktın! Lütfen artık, Türk Milli Takımımızın başına yerli bir hoca gelsin! Bence bu isim Sergen Yalçın olmalıdır. Ama Yılmaz Vural'a bile razıyım!
Oynanan oyunla ilgili değerlendirmelerimi de yazayım. Tamam, baskılı oynadık, çok pas yaptık. Topun hakimiyeti genelde bizdeydi ama rakibin bize bıraktığı alanlarda... Topu üçüncü bölgeye taşıdığımızda, kalabalık ve kademeli bir savunma anlayışı ile karşılaştık ve bu etten duvarı aşabilecek, hiçbir opsiyon üretemedik. Sadece uzaklardan şansımızı denedik.Cılız cılız, kalecinin üzerine giden şutlar dışında, bir şey göremedik. Ölü toplarla ilgili, hiçbir organizasyon göremedik! Oysa o kadar çok duran top şansı bulduk ki! Bu kadar korner kullandık, hiçbirinde mi önceden çalışılmış bir şey denenmez? Tamamı ön direğe kesildi ve bu topların yüzde doksan beşine savunma kafayı vurdu! Bu mudur hocalık?
Arda hiç risk almadı. Al gülüm, ver gülüm oyunu, pas istatistiğini yüksek tutmuştur mutlaka. Ama ne kendini bir gol pozisyonuna sokabildi, ne de arkadaşlarını. Kendisinden beklenti çok yüksekti. Maalesef oyuncumuz bu beklentilere cevap veremedi. Böyle bir oyuncumuz daha vardı, adı Kenan Yıldız. Ondan da çok şeyler bekliyorduk. O beklenti de, eridi gitti...
Topu ceza alanı civarında gezdirsek de, akılda kalan, vah vah diyebileceğim, kaleci ile karşı karşıya kaldığımız bir pozisyon, her iki maçta da yoktu! Uzaklardan atılan bol bol şutlar var. Onları da rakip kaleciler, armut toplar gibi topladılar!
Sadece Santraforsuz Değil, Kalecisiz de Oynadık!
Turnuvanın istisnasız en kötü kaleci bizdeydi. Toplam 4 tane şut geldi. Üçünü yedik! Daha ne diyeyim? Paraguay'ın attığı golü, ben bile yemezdim! Uğurcan'da iyi bir kalecinin sahip olması gereken, harika bir fizik var. Karşıdan bakınca iyi kaleci gibi gözüküyor. Ama performans ortada! Sıfır kurtarışla turnuvayı tamamladı! Aklımda kalan, tek bir kurtarışı yok! Diğer maçlarda görüyoruz, elin kalecileri, ne toplar çıkarıyor! Uğurcan'ı da tebrik ediyorum!!!
Herhalde Montella şimdiye kadar istifa etmiştir! Bu oyuna, bu kadar uzak birinin, hocalık yapması çok enteresan! Kinaye olsun diye, "Bu oyun, bir santraforsuz, bir de kalecisiz oynanmaz" diye bir yazı yazmıştım. Meğer gerçekten de, Montella'nın oyun anlayışında, santrafor olmadığı gibi, kaleci de yokmuş! Montella sana da bir kere daha teşekkürler!!!
Son söz; Bu oyunda başarılı olmak istiyorsan, atanın, tutanın iyi olacak!
Sevgi ve Saygılarımla..