Adem Sarıkaya-Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türk Standartları Enstitüsü'nün (TSE) işbirliğiyle 4 Temmuz 2011 tarihinde başlayan Helal Gıda Belgelendirilmes'nin ardından 14 Ocak 2013 tarihi itibariyle TSE, Helal Hizmet Belgelendirmesi'ne de başladı. Belge kapsamında yemek fabrikası, toplu yemek mutfağı, lokanta, kafeterya, pastane, hızlı yemek servis yerleri ve marketler başvuruda bulunarak helal işletme belgesi alabilecek.  Ancak, gönüllülük sistemine dayanan belgelendirmenin ilanının ardından bir ay geçmesine rağmen, belgenin verilmesi aşamasında aranacak kıstaslar kararlaştırılmış değil. Belgeyi vermek için TSE tarafından temel alınan İSO 22000 Gıda Güvenliği Sistemi'nin kontoller esnasında zaten uygulanıyor olması, belge verilirken ayrıca nelerin göz önünde bulunduracağı konusunda belirsizliğe yol açıyor. Diğer bir sorun ise İzmir gibi büyük şehirler de dahil, tüm illerden başvuruların Ankara'daki TSE Genel Müdürlüğüne yapılacak ve belgelendirmelerin Ankara'dan gerçekleşecek olması.

Helal elektrik için çalışıyoruz


Konuyla ve belgelendirme başvurusuyla ilgili konuştuğumuz TSE İzmir Bölge Müdürlüğü yetkilileri kendilerinin belgelendirme yapmadığını belirterek bizi Ankara'daki TSE Genel Müdürlüğü'ne yönlendirirken, TSE Gıda Sektörel Belgelendirme Müdürü Ercan Kurt sorularımızı yanıtladı. Belgelendirme sisteminin gönüllük esasına dayandığını ve belge almayanlara TSE olarak hiç bir şekilde yaptırım uygulamadıklarını dile getiren Kurt, 1 buçuk yıldır helal gıda belgelendirmesi yaptıklarını, yoğun talep karşısında ve işletmelerin daha güvenilir, daha sağlıklı hizmet vermesini sağlamak amacıyla böyle bir uygulamaya başladıklarını söyledi. Avrupa Birliği ülkelerinin birlikte uyguladığı standartlar gibi İslam Konferansı ülkeleri olarak ortak bir standart oluşturma çabaları olduğuna da değinen Kurt, İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC) ile beraber oluşturacakları kıstasların tüm İslam ülkelerinde uygulanacağını ifade etti. Helal belgelendirmesini yalnızca gıda ve işletme alanlarında sınırlamayı düşünmediklerini de vurgulayan Kurt "Helal uygulamasını, tüketimin olduğu tüm alanlarda hayata  geçirmek istiyoruz. Ulaşımdan elektiriğe kadar helal sertifikalandırma yapmak için çalışmalarımız var. İSO 2001 Belgesi de zorunlu değildi ama insanlarımız bu belgeyi ciddiye almış ve şartları yerine getirerek temin etmişti. Şimdiden çok sayıda telefon alıyoruz. İnsanlarımız helal işletme belgesini almayı talep ediyorlar. Biz şartları yerine getiren işletmeleri bir diyanet görevlisiyle kontrol ederek uygun olan işletmelere belgeyi vereceğiz. Böylelikle tüm insanlarımız gönül rahatlığıyla yediklerinin helal şartlarda sunulduğunu bilecekler" diye konuştu.

Çatal kaşık bile ayrılacak

İçkili mekanların kesinlikle helal işletme belgesini alamyacaklarını vurgulayan Kurt, "İsteyenler lokantalarını ikiye ayırarak bir bölümüne helal işletme belgesi alabilirler. Ancak böyle durumlarda diğer bölgede kullanılan çatal kaşıkların helal alanda kullanılması yasaklanacak. Helal belgeli işletmelerin çatal kaşığı dahi yalnızca orada kullanılmak zorunda" dedi. 

Belge almayanlar haram işletme mi?


Öte yandan İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Birliği Başkanı (İESOB) Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Mutlu belgelendirmenin esnafı ikiye böleceğini öne sürdü. Çok sayıda restoranın hizmet verdiği Kemeraltı bölgesini örnek veren Mutlu, "Belgeyi alan işletmeler helal olurken, diğerleri haram mı olacak? Ben bu belgelendirmede siyaset kokusu alıyorum. Bekleyip göreceğiz ama olumlu bir gelişme olduğunu düşünmüyorum" dedi.

'Altında ekonomik rant var'

İzmir Lokantacılar Başkanı Aykut Yenice ise belgelendirmeye tepki göstererek, uygulamanın mantıksız olduğunu dile getirdi. Çatal ve kaşığa kadar işletmelerin ayrılmasının altında ekonomik rantın bulunduğunu öne süren Yenice "Diyecek söz bulamıyorum. Neyin helal, neyin haram olduğuna kim karar verecek? Bu belgelendirme insanları bölmekten ve ayrıştırmaktan başka işe yaramaz" diye konuştu.