Hocamız Ufuk Sarıca'nın gözü bu kupada en yüksekte. Avrupa'da kupa kaldırmayı çok istediğimizi bilen hocamız, şahane bir takım kurmuş. İzlemeye doyamıyoruz! Daha önce de birkaç kez yazmıştım, ve eleştiri de almıştım. Çok övüyorsun takımı diye! Fakat ne yapabilirim? Bu kadar üst düzey oynamaya devam ederken , olmuyor mu diyeyim? Dün gece Karşıyaka, taraflı tarafsız, herkesin beğeneceği, doyurucu bir oyun oynadı. Öyle ki Yunanlı meslektaşlarını, basketbola doyurup, evlerine yolladılar.
Salon, alışık olduğumuz bir şekilde dolu değildi. Ama yine de yüzde doksana yakın bir doluluk vardı. Yani taraftar iş başındaydı. Müthiş bir destekle başladık. Fakat buna cevap veren, Rodos ekibi oldu! 4 dakika içinde 16 sayı yedik! Hani, bütün maçı o tempoyla devam etseler, basit bir matematik hesabıyla 160 sayı ile maçı bitirmeleri gerekirdi! Topu her eline alan, sayıyı yaptı. Ufuk hocamız, hemen mola alıp oyuna müdahale etti ve önce dengeyi kurduk, sonrasında da çeyrek bitmeden üstünlüğümüzü kabul ettirdik. McCollum ve Boutsiele çok çok iyi oynadığı bu dönemde farkı açmaya başladık. Bu da büyük hayallerle İzmir'e gelen Yunanlı oyuncuları gerdi ve oyunu sertleştirdiler. Sert faullere sinirlenen Boutsiele, tepki verip, rakiple polemiğe girince, önceden bu konuda uyarıldığı belli olan hakemler, hiç taviz vermediler ve her iki oyuncuyu da ihraç ettiler. Hakemlerin bu tavizsiz tavrı ile olaylar büyümeden önlenmiş oldu. Fakat bu ihraçla pota altındaki en önemli silahımızı kaybettik. Ama ne gam! Karşıyaka'da rotasyon bu sene çok geniş. Önce Muhsin, her zamanki özverili ve güçlü savunması ile işini yaparken 3.çeyrekteki arka arkaya yaptığı faullerle bir anda 4 faulü bulsa da, oyuna giren 3.pivotumuz Demirel de günün iyilerindi. Ben kendisinden çok umutluyum. Bu genç kardeşimiz, Ufuk hocamızla seviye atlayacak ve Türk basketbolunun önemli isimleri arasında yer alacağına inanıyorum. Dün gece oyunda kalan Sipahi, Jeferrson, Webb de çok iyi oynadılar. Ve tabi McCollum... Kendisi bir marka ve makina! Tam bir faul alma makinası! Oyun görüşü ve bilgisiyle takıma renk veriyor. Muhteşem asistler, şutların yanında içeriye kat ettiği pozisyonlarda da çok etkili oldu.
Sonuç olarak, Avrupa Şampiyonlar Liginde hanemize yazdırdığımız galibiyetle yolumuza devam ediyoruz. Yol uzun. Ama böyle oynamaya devam edersek, bu uzun yol, çok da keyifli olacak! Bütün taraftarlarımızı, bu uzun yolda, Atatürk'ün ay yıldız armağan ettiği kulübümüze desteğe davet ediyorum. Umarım bu takıma sahip çıkılır. Çünkü belki bu sene ama en geç önümüzdeki sene, bu takım şampiyon! Bir arada oynama alışkanlıkları belli bir seviyeye geldiğinde, şampiyonluk da gelecektir!
Sevgi ve Saygılarımla