GÜNCEL

Kayıt dışı kişisel gelişim ailelere zarar veriyor

Uzman Pedagog Sedat Baş, ruhsatsız kişisel gelişim kurslarının evlilikleri tehdit ettiğini ve boşanma oranlarını artırdığını belirtti. Baş, aile içindeki sağlıklı iletişimin ve profesyonel danışmanlığın, güçlü toplumların temelini oluşturduğunu vurguladı

Abone Ol

Haberekspres Gazetesi’nden Burcu Yanar’ın özel haberine göre; Son yıllarda kişisel gelişim üzerine artan ilgi, özellikle evlilik ilişkileri üzerinde beklenmedik etkiler yaratıyor. Uzman Pedagog ve Aile Danışmanı Sedat Baş, ruhsatsız verilen kişisel gelişim kurslarının ve sosyal medya üzerinden yayılan yanlış bilgilendirmelerin, aile yapısını tehdit eden ciddi bir tehlike haline geldiğini belirtiyor. Baş, kadınların bireysel gelişime odaklanmasının, evliliklerdeki uyumsuzlukları derinleştirdiğini ve boşanmaların artmasına neden olduğunu savunuyor. Baş, güçlü ve sağlıklı bir toplumun temellerinin, güçlü aile yapılarından geçtiğini vurgularken, ailelere yönelik danışmanlık hizmetlerinin önemine dikkat çekiyor.

Kişisel gelişim artınca boşanmalar artıyor

Uzman Pedagog ve Aile Danışmanı Sedat Baş, “Ülkemizde çok tehlikeli bir furya var. Kadınlar yanlış olan kişisel gelişim eğitimlerine çok fazla yöneldiler. ‘Ben değerliyim, ben ulaşılmazım, ben harikayım’ gibi cümleleri empoze ediyorlar. Oysa hayat böyle değil. Yani kadın kendini ne kadar geliştiriyorsa ayrılma ihtimali de o kadar fazlalaşıyor. Çünkü karşısındaki kişinin öyle bir hedefi yok. Kadın farklılıkları görünce ve karşıdaki insan kendini geliştirmeye yanaşmayınca ilişkiler daha da kötüye gidiyor. Boşanmaların en büyük sebeplerinden biri de bilimsel olmayan kişisel gelişim kursları veya videolarıdır. Burada kadınlar hayali bir dünya kuruyor kendilerine. Sürekli pohpohlanan bir ilişki olması mümkün değil. Bunu bekleyen kadınlar hüsrana uğruyor. Bu dinamit aileyi yıkmaya kadar götürecektir. Bunun olmaması için kişilerin kendilerini ve beklentilerini iyi tanıması lazım. Ruhsatsız ve merdiven altı kişisel gelişim kurslarının ve sosyal medya hesaplarının kapatılarak ailelerin korunması gerekiyor. Kişisel gelişim aydınlanma değildir. 2025 yılı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla “Aile Yılı” ilan edilmişti. Bu yıl, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çeşitli etkinlikler ve projeler hayata geçirileceği söylenmişti. Her eve aile danışmanları verileceği söylenmişti. Bunun acilen hayata geçirilmesi gerekiyor. Ailenin kökünü kazıyan en büyük dinamit, ruhsatsız kişisel gelişim kursu adı altındaki saçmalıklardır. Bur kurslar sadece bireyselliği aşılamaya çalışıyor. Evlilik ise birliktelik demektir” ifadelerine yer verdi.

Flört süreci önemli

Evlilik öncesi dönemin evliliğin fragmanı olduğunu ifade eden Baş, “İlişkinin flört döneminde de birçok çatışma yaşanabiliyor. Oradaki çözüm metodlarını iyi analiz etmek gerekiyor. İki kişinin birbirini tanıma sürecinde iyi bir gözlem yapmak gerekiyor. O dönemde eğer bunları göz ardı ederseniz ve ‘Evlenince değişir’ derseniz evlenince hiçbir şeyin değişmediğini bilmelisiniz. Yine sorunlar yumağıyla boğuşuyorsunuz ancak bir sonuca varamıyorsunuz. İletişimsizliğin en büyük nedeni aile içindeki bireylerin henüz şunu anlayamamış olmasıdır; kişiler her zaman saygı konusudur ama düşünceler tartışma konusudur. Eğer siz tartışma konusunun dışına çıkıp kişiliği zedeleyici hakaretlerde bulunursanız telafisi çok zordur Bu tartışmalar hiçbir zaman sonuçlanmaz ve iki taraf da birbirini haklı görür. Oysa ilişkiyi sürdüren şey tolerans göstermektir. Bu olmadığı zaman ilişkiler çatışmaya ve ayrılığa sürükleniyor” dedi.

Kötü evlilik çocuğu etkiliyor

Anne baba arasındaki ilişkinin çocukları nasıl etkilediğine dikkat çeken Baş, “Eğer sıklıkla tartışmaların ve kavgaların olduğu kötü bir evliliğiniz varsa bu tartışmaların içinde duygusal, psikolojik ya da fiziksel şiddet varsa bunlar çocuğu etkiliyorsa bu evliliği sürdürmenin bir anlamı yoktur. O zaman aileler çocuğu kötü etkilemiş oluyor. Çocuklar küçük yaşta ya da ergenlik dönemindeyse okulda başarısızlık, kaygı bozukluğu, sosyal ilişkilerinde çatışmalar, akran zorbalığı ve damgalanma ortaya çıkabiliyor. Hele ki anne baba boşandıktan sonra bir düşman gibi olup çocuğu kullanarak laf taşıyorsa bu daha da vahim sonuçlar doğuruyor” diye konuştu.

Boşanma çocuklara nasıl anlatılmalı?

Boşanma kararının çocuklara nasıl anlatılması gerektiğini de vurgulayan Baş, “Boşanma süreçlerinde anne ve baba çocuğa ayrılacağını ve hiçbir zaman onu bırakmayacağını birlikte açıklamalılar. Boşandıkları zaman baba evden giderse ve çocuğun düzeni değişmezse daha iyi olur. Bu süreçten sonra çocuğun bunu kabullenebilmesi için anne ve baba kesinlikle bir araya gelmemeli. Çünkü bu da bir yas sürecidir. Bu yüzden çocuk için ayrılığın kanıtı gereklidir. Çok gerekliyse anne ve baba telefonda çocuk hakkında görüşebilirler. Böylelikle çocuk boşanma sürecine daha hızlı alışır. Diğer türlü çocuk her zaman barışmaları yönünde içinde bir umut besleyecektir” açıklamasında bulundu.

Çatışmalı ailede büyüyen çocuk…

Çatışmalı ailelerde büyüyen çocukların ileriki yaşlarda evliliklerine daha çok değer verebileceklerine dikkat çeken Sedat Baş, “Bu çocukların psikolojik olarak çok sağlıklı bir hayat sürebileceklerine inanmıyorum. Mutlaka kaygılanacaklardır, en ufak bir tartışmada daha da çok kaygılanıp ‘Herhalde biz de annem babam gibi olacağız’ düşüncesine sahip olacaktır. Bu çocukların yüreği her zaman buruk kalacaktır. Ancak evliliklerine büyük ihtimalle daha da değer verecektir. Sorunları halının altına atmak yerine konuşarak çözmeye çalışacaktır” sözlerini kullandı.

Güçlü aile, güçlü çocuklar

Ailenin temelden güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Baş, “bu ülkede yaşanan toplumsal çöküşün nedeni ailelere danışmanlık verilmemesidir. Bir çocuk nasıl yetiştirilir, bir kriz anında ilişki nasıl yönetilir, tüm aileyi ve toplumu kapsayan konularda bu hizmetler çok büyük bir fayda var. Avrupa’da bu yapılıyor. Kişi danışmanlık almak istediğinde para ödemez bunu sigorta karşılar. Hastaneye gider gibi bu hizmetler verilir. Boşanma öncesi, boşanma süreci ve boşanma sonrası için de oldukça faydalı olacaktır. Ülkemizde bir danışmanlık hizmeti olsaydı kadın cinayetleri de bu kadar artmayacaktı. Sağlıklı bir çocuk yetiştirebilirsek sağlıklı bir toplum oluşur. Bu yüzden güçlü aile ve güçlü çocuklar diyoruz” dedi.