Köpeğine sahip çık, tasmasını tak!

Abone Ol

Bazen bir mahkeme kararı sadece bir davayı sonuçlandırmaz, topluma da önemli bir mesaj verir. İzmir’in Menderes ilçesinde 11 yaşındaki S.G.’nin köpek saldırısı sonucu yüzünde kalıcı iz oluşması üzerine verilen 1 milyon 200 bin 249 liralık tazminat kararı da işte böyle bir karar. Bana göre burada asıl konuşmamız gereken tazminatın miktarından çok, kararın hayvan sahiplerine yüklediği sorumluluk.

Çünkü mesele yalnızca bir köpeğin bir çocuğa saldırması değil. Mesele, hayvan sahiplenmenin ne anlama geldiği. Bir köpeği sevmek kolay. Evine almak, mama vermek, başını okşamak, fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşmak da kolay. Zor olan ise onun sorumluluğunu sonuna kadar üstlenmek. İşte Menderes’teki mahkeme kararı tam da bu noktada önemli bir uyarı yapıyor.

Sevgi yetmez, sorumluluk da gerekir
Hayvan sevgisi hepimizin savunması gereken bir değer. Sokak hayvanlarının korunması, hayvanların kötü muamele görmemesi ve insanların hayvan sahiplenmesi elbette önemli. Ancak hayvan sevgisi ile hayvan sahipliğinin getirdiği sorumluluğu birbirinden ayırmamız gerekiyor. Bir köpeği sahiplenmek yalnızca onu sevmek anlamına gelmiyor. O hayvanın davranışlarından, bakımından, eğitiminden ve çevreye verebileceği zararlardan da sorumlu olmak anlamına geliyor.

Menderes’te yaşanan olayda 11 yaşındaki bir çocuk bakkaldan evine dönerken komşusuna ait Akita cinsi köpeğin saldırısına uğruyor. Çocuğun yüzünde ağır yaralanma meydana geliyor ve yapılan değerlendirmelerde bu hasarın kalıcı iz niteliğinde olduğu belirtiliyor. Daha 11 yaşında bir çocuğun yüzünde hayatı boyunca taşıyacağı bir izin oluşması, olayın neden sadece “bir köpek saldırısı” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor.

1 milyon 200 bin liralık emsal niteliğindeki karar
Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin verdiği kararın dikkat çeken tarafı, hayvan bulunduran kişinin kusursuz sorumluluğuna vurgu yapılması. Mahkeme, çocuk için 950 bin 249 lira maddi ve 150 bin lira manevi tazminata hükmetti. Anne ve babaya da 50’şer bin lira manevi tazminat verilmesine karar verildi. Böylece toplam tazminat 1 milyon 200 bin 249 liraya ulaştı ve bu tutarın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsil edilmesine hükmedildi.
Üstelik olayın ceza boyutu da bulunuyor. Köpek sahibi İ.A. hakkında Menderes 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından “taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma” suçundan verilen 13 bin 500 liralık adli para cezası da kesinleşmiş durumda. Yani ortada sadece bir hukuk davası yok. Bir çocuğun uğradığı zararın hem maddi hem manevi hem de ceza hukuku açısından sonuçları var.

Bu nedenle kararın sadece “köpek sahibine 1 milyon 200 bin lira ceza” şeklinde okunması eksik olur. Burada verilen asıl mesaj, hayvan sahibi olan kişinin hayvanının davranışlarından kaynaklanan zararlarda sorumluluk taşıdığıdır.
“Benim köpeğim bir şey yapmaz” demek yetmez
Türkiye’de özellikle köpek sahiplerinin sık kullandığı bir cümle var: “Benim köpeğim bir şey yapmaz.” Elbette herkes kendi hayvanını sever ve onun iyi huylu olduğunu düşünür. Ancak hukuk açısından önemli olan yalnızca sahibinin düşüncesi değildir. Ortada meydana gelen bir zarar varsa bunun sorumluluğu da gündeme gelir.

Bugüne kadar saldırgan davranış göstermemiş bir hayvanın hiçbir zaman saldırmayacağı anlamına gelmez. Hayvan korkabilir, başka bir hayvanla karşılaşabilir, kendisini tehdit altında hissedebilir ya da beklenmeyen bir tepki verebilir. Bu nedenle hayvan sahibi olmak, “Benim köpeğim usludur” diyerek sorumluluğu ortadan kaldırmıyor.
Tam tersine, hayvan sahibinin görevi olası riskleri önceden düşünmek ve gerekli tedbirleri almak.

Köpeğine sahip çık, tasmasını tak
Bana göre bu olaydan çıkarılması gereken en basit ve en anlaşılır mesaj şu: Köpeğine sahip çık, tasmasını tak.
Bu kadar basit.
Sokağa çıkıyorsan hayvanını kontrol altında tut. Çevrede çocuklar, yaşlılar, hayvanlardan korkan insanlar olduğunu unutma. “Benim köpeğim özgür dolaşmalı” diyerek başkasının güvenliğini tehlikeye atma.
Hayvanın özgürlüğü elbette önemli. Ancak sokakta yaşayan diğer insanların güvenliği de en az bunun kadar önemli. Bir çocuğun parkta oynarken, bir annenin çocuğuyla yürürken veya yaşlı bir insanın sokakta ilerlerken korku yaşamasını normalleştiremeyiz.

Hayvan sevgisi, başkasının korkusunu görmezden gelmek değildir.
Tasmasız köpek özgürlük değil, risk olabilir
Bazı hayvan sahipleri tasma takmayı hayvanın özgürlüğünü kısıtlamak olarak görüyor. Oysa tasma, doğru kullanıldığında hem hayvanı hem de çevresindeki insanları koruyan bir güvenlik aracıdır.
Bir köpek sahibinin kontrolünden çıktığında yaşanabilecek olayın sorumluluğunu sonradan düşünmek yerine, olay gerçekleşmeden önce gerekli tedbirleri almak gerekir.
Çünkü saldırı olduktan sonra “Keşke tasmasını taksaydım” demenin hiçbir anlamı yok.
Bir çocuğun yüzünde iz kaldıktan sonra hiçbir özür o çocuğun yaşadığı korkuyu silemez.
Hiçbir tazminat, bir çocuğun çocukluğunu geri getiremez. Hiçbir ceza, yaşanan travmayı ortadan kaldıramaz. Önemli olan olay yaşanmadan önce sorumluluk almaktır.
Hayvansever olmak, sorumluluktan kaçmak değildir
Hayvanseverlik ile sorumsuzluğu birbirine karıştırmamak gerekiyor. Hayvanları savunmak, onların yaşam hakkını korumak hepimizin görevi olabilir. Fakat hayvanın yaptığı her davranışı savunmak hayvan sevgisi değildir.
Gerçek hayvan sevgisi bazen hayvanına “Hayır” diyebilmektir.
Gerçek hayvan sevgisi onu eğitmektir.
Gerçek hayvan sevgisi bakımını ihmal etmemektir.
Gerçek hayvan sevgisi gerektiğinde tasmasını takmaktır.
Gerçek hayvan sevgisi, onun başka bir insana zarar vermesini engellemektir.
Çünkü bir hayvanı sevdiğini söylemek kolaydır. Asıl mesele o sevginin gerektirdiği sorumluluğu yerine getirmektir.
Bir çocuğun yüzü rakamlarla ölçülemez
Mahkemenin hükmettiği 1 milyon 200 bin 249 lira elbette önemli bir rakam. Ancak olayın insani tarafını sadece bu rakam üzerinden değerlendirmek mümkün değil.

Karşımızda daha 11 yaşında bir çocuk var.
Hayatının başında.Okula giden, arkadaşlarıyla oynayan, gelecekle ilgili hayalleri olan bir çocuk.
Ve şimdi yüzünde hayatı boyunca taşıyacağı bir iz var. Mahkemenin ekonomik geleceğin sarsılması konusunda yüzde 5 oranını dikkate alması da bu nedenle önemli. Yüz bölgesindeki kalıcı izin sosyal iletişim açısından dikkat çekici olması, çocuğun geleceği bakımından da değerlendirilmiş.
Bu kararın para kısmından çok, bir çocuğun hayatında meydana gelen kalıcı değişikliğin hukuk tarafından tanınması önem taşıyor.
Bu karar hayvan sahiplerine açık bir uyarıdır
Ailenin avukatı Tamer Atabay’ın da belirttiği gibi karar, “Türk Borçlar Kanunu kapsamında hayvan sahibinin sorumluluğunun somut biçimde ortaya konulması açısından emsal niteliğinde değerlendiriliyor.”

Burada hayvan sahiplerine açık bir mesaj var: Hayvanınızı seviyorsanız, onun sorumluluğunu da üstleneceksiniz.
Çünkü hayvan sahipliği sadece güzel günlerin ortaklığı değildir. Hastalandığında veterinere götürmek, bakımını yapmak, eğitimini sağlamak ve toplum içinde kontrolünü sağlamak da bu sorumluluğun parçasıdır.
Bir köpek sahiplenirken yalnızca “Ne kadar sevimli?” diye düşünmemek gerekiyor.
“Ben bunun sorumluluğunu taşıyabilir miyim?” sorusunu da sormak gerekiyor.

Çocukların güvenliği hepimizin meselesi
Bu konu özellikle çocuklar açısından daha hassas.
Çocuklar hayvanların davranışlarını yetişkinler kadar iyi değerlendiremeyebilir. Bir köpeği sevmek için yanına gidebilir, koşabilir, bağırabilir veya farkında olmadan hayvanı korkutabilir.
Bu nedenle hayvan sahiplerinin çocukların bulunduğu alanlarda çok daha dikkatli olması gerekiyor.
Bir parkta, sokakta, sahilde veya apartman çevresinde köpeğin kontrolünün kaybedilmesi, birkaç saniye içerisinde ciddi bir olaya dönüşebilir.
Sonrasında herkes birbirini suçlamaya başlar.
Ama o noktaya gelmeden önce yapılması gereken bellidir. Tedbir almak. Hayvan sahiplenmek ciddi bir iştir
Bugün bir hayvanı sahiplenmek çok kolay. Birçok insan duygusal bir kararla köpek alıyor, birkaç ay sonra bakımının zorluğunu fark ediyor. Kimi sokağa bırakıyor, kimi kontrolünü sağlayamıyor, kimi de hayvanın eğitimini ihmal ediyor.
Oysa hayvan sahiplenmek bir heves işi değil.

Bir canlının hayatını üstlenmektir.
Ve o canlıyla birlikte toplumun da bir parçası olmaktır. Bu nedenle hayvan sahiplenmek isteyen herkesin önce sorumluluklarını öğrenmesi gerekiyor. Sevgi güzel. Ama sevginin yanında bilgi, eğitim ve sorumluluk da gerekiyor.

Seviyorsan sahip çık
Kararı değerlendiren ailenin avukatı Tamer Atabay, verilen kararın emsal niteliğinde olduğunu belirterek, “Hayvan sevmek önemli ancak eğitimini üstlenmek şart. Eğitimsiz bir köpek sokağa çıkarıldığında verdiği tüm zarardan sahibi madden, hukuken ve cezaen sorumlu olur” dedi.
Bu yüzden sokağa çıkarırken can dostun tasmasını takacaksın. Çocukların ve diğer insanların güvenliğini düşüneceksin. Çünkü gerçek hayvanseverlik, yalnızca kendi hayvanını düşünmek değildir. O hayvanla aynı sokakta, aynı parkta, aynı mahallede yaşayan insanların da hakkını gözetmektir.Benim sözüm çok net: “Köpeğine sahip çık. Tasmasını tak”. Eğitimini ihmal etme.
Hayvan sevgisini savunalım ama hayvan sahiplerinin sorumluluğunu da konuşalım.Çünkü sevgi, sorumlulukla tamamlanır. Ve bazen bir tasma, bir eğitim, birkaç dakika daha fazla dikkat; bir çocuğun hayatı boyunca taşıyacağı izin oluşmasını engelleyebilir. Bundan daha önemli bir gerekçe olabilir mi?