Körfez yanmaktadır.Paraları yanıyor uşakların.Zevk alemindeki ahmakların varlık sebepleri
yanıyor.Ama madalyonun diğer tarafından bakarsanız Müslümanın serveti yanıyor. Yurdu
yuvası yanıyor. Yakan kim: ABD –İSRAİL. Zaten kederlenişimizin temelinde de bu
yatıyor.Abdulhmit Han’ı tahttan indirmeye gelen heyetin içerisinde Yahudi Emanuel Karasu
da vardır.Abdulhamit Han”sen de mi geldin” der. Diğerlerine “siz geldiniz bunun ne işi var
aranızda” der. Yani onun bulunması üzmüştür. Yanan körfez ateşinden daha çok yakan İsrail
olması yakıyor bizi. Hani bir şarkımız var ”bu ateşi sen yaktın gel de sen söndür” diye.Ateşi
yakanlar söndürmedikçe sönmeyecek belli ki. ABD’in zafer kazanamaması, mağlup olması
demektir.Bundan sonra buna benzer mağlubiyetler artar, emperyalistler perişan olur.İşte
aslan zannedilen oysa sırtına aslan postu geçirilmiş merkep olanların kimliği ve durumu
ortada.Ukrayna savaşında da onların da bir şey olmadıkları anlaşıldı.
Orta okul öğrencisi iken Türkçe,Tarih,Coğrafya,Yurttaşlık Bilgisi…gibi beş dersimize 68
kuşağında militan bir adam gelirdi. Adı Mehmet Ali Temel, Çiçekdağı ilçesinden. Onun girdiği
bütün derslerden sınıf birincisiyedim. Kendi derslerinden ayrıca “iftihar listesi” hazırlardı. Bizi
yoldan çıkaracak. Bu adam ile aynı sokakta otururduk. Her gelip gidişte beraber olurduk.
Sınıfta hep siyasi olaylar anlatırdı. O zamanlarda da olay çoktu. NATO karşıtlığını şöyle
anlatırdı. Oysa biz de karşıyız NATO’ya.”Komşunuzun bahçesine sizin bahçeden birisi taş
atsa,komşunuz nasıl karşılık verecek. Nereyi muhtap alacak. Taş atanı görmese bile taşın
geldiği yeri bilmesi orayı taşlaması yeterlidir” derdi.İran haklı, taş kimden geliyor,kimin
yurdundan geliyor bu füzeler? İşte muhatap odur.Hedef o olmalıdır.İran da bunu yapıyor.
İslam anlayışı bizim gibi olamasa da İran da Müslümandır.Hamaney zihniyetine karşıyız ancak
ABD VE İSRAİL karşınızdayken elbette pek çok taraftan ortak yönleriniz olan İran haklıdır.
Kasım Süleymani ile Hasan Nasrallah ne kadar haksız ve nefrete layık ise de İsrail öldürdüğü
için üzülmüyor ancak kederliyiz.8 bin Hama-Humuslu Müslüman Sünni ,şia zulmünden
kaçarken yolda öldüren bu adama acımıyoruz.Baş örtüsünü kaldırıp “yetişin Müslümanlar şia
bizi öldürüyor” diyen sünni kadının feryadı ile kahroluyoruz. Dün de Irak’ta Ebu Gurayb
hapishanesinde ABD ile beraber bu alçak yapmıştı.
İran’a füze fırltılmasına müsaade edenler aynıyla muhatap olmak mecburiyetindedir.Haklıdır
onlara füze atanlar.Ancak dünyanın en büyük zulüm erbabına karşı direnmesine
desteğiz.İnşallah galip İranlı Müslümanlar olur.O şia sapkınları oturup düşünür ve bunca
ayrılağa gerek olmadığını hep beraber daha önce Atatürk’ün kurduğu “SADABAT PAKTI gibi
bir oluşumla NATO’u değersizleştirip, güç haline geliriz.Lübnan feda edilmiş gibi.
Selam ve muhabbetle…