Küçücük Kalplerin Büyük Kahramanları

Abone Ol

Bir annenin hayatta duyabileceği en ağır cümlelerden biridir:

“Bebeğiniz erken doğacak…”
O andan itibaren zaman durur. Hayaller yerini korkuya bırakır. Anne, kucağına almayı hayal ettiği bebeğini bu kez kuvöz camının ardından izlemeye başlar. Parmak kadar eller, incecik nefesler, monitör sesleri… Ve her saniye dualarla geçer.
İşte tam o noktada devreye prematüre yoğun bakım üniteleri ve o ünitelerde mucizeye dönüşen doktorlar girer.
Yenidoğan Uzmanı Prof. Dr. Nuray Duman gibi hekimler, yalnızca bebek tedavi etmiyor; annelere umut, ailelere yeniden nefes oluyor. Gramlarla ölçülen yaşam savaşında bazen bir nefesin, bazen bir dokunuşun peşinden gidiyorlar. Uykusuz geceler, alarm sesleri, kritik dakikalar… Ama onlar vazgeçmiyor. Çünkü biliyorlar; o kuvözün içinde sadece bir bebek değil, bir ailenin bütün geleceği yatıyor.
Ben de bir prematüre annesi olarak bunun değerini en iyi bilenlerdenim. Bir zamanlar kuvöz başında nefesini saydığım küçücük prematürem bugün büyüdü… Bana Anneler Günü şiirleri yazıyor, dans koreografileri hazırlıyor, kahkahalar atıyor, hayaller kuruyor. Bir zamanlar avuç içine sığan o minicik mucizenin bugün dimdik karşımda durabilmesi, aslında prematüre yoğun bakımının ve o doktorların başarısının en güzel kanıtı.
Bu yüzden kendimizi çok şanslı hissediyoruz. Çünkü bazı doktorlar sadece hayat kurtarmıyor; bir çocuğun geleceğini, bir annenin yeniden gülümsemesini, bir ailenin bütün umutlarını geri veriyor.
Prematüre yoğun bakım denildiğinde çoğu insan sadece teknolojiyi düşünüyor. Oysa orada asıl çalışan şey bilgiyle birleşen insan vicdanı. En gelişmiş cihaz bile, bir doktorun deneyimi, dikkati ve şefkati olmadan eksik kalıyor. Prematüre bebekler saniyeler içinde değişebilen hassas mucizeler… Bu yüzden yenidoğan yoğun bakım üniteleri, hastanelerin en hayati bölümlerinden biri.
Bugün prematüre doğum oranları dünya genelinde artarken, toplum olarak bu konuda daha fazla farkındalık yaratmamız gerekiyor. Çünkü erken doğum sadece bir annenin meselesi değil; sağlık sisteminin, uzmanlığın ve güçlü yoğun bakım altyapısının önemini gösteren büyük bir gerçek.
Birçok anne bebeğine ilk kez sarılmadan önce haftalarca camın ardından bakıyor. İlk emzirme, ilk temas, ilk “anne” hissi gecikiyor. Ama sonra bir gün o küçücük bebek büyüyor, kilo alıyor, nefesi güçleniyor… Ve taburcu günü geliyor. İşte o gün sadece bir bebek eve gitmiyor; bir aile yeniden hayata dönüyor.
Belki de bazı doktorların beyaz önlüğünün bu kadar ağır görünmesinin sebebi bu… Çünkü onlar yalnızca meslek taşımıyor; yüzlerce annenin duasını taşıyor.
Prematüre yoğun bakım ünitelerinde çalışan tüm sağlık emekçilerine minnetle… Çünkü bazı insanlar gerçekten hayata tutunmayı öğretiyor.