Lotus Gibi Yükselmek

Abone Ol

Canım Kadın,

Hayat bazen seni hiç gitmek istemediğin yollardan geçirir.

Kırılırsın.

Yorulursun.

Hayal kırıklığı yaşarsın.

Güvendiğin insanlar tarafından incinirsin.

Bazen de kendini öyle bir dönemin içinde bulursun ki, ne kadar çabalarsan çabala bulunduğun yerden çıkamayacakmış gibi hissedersin.

Ama tam da böyle zamanlarda lotus çiçeğini hatırlamanı isterim.

Çünkü lotus, en temiz sularda değil; çamurun içinde büyür.

Onu özel yapan şey, hiç zorluk yaşamamış olması değildir.

Onu özel yapan şey, içinde bulunduğu koşulların kimliğini belirlemesine izin vermemesidir.

Aslında birçok kadın hayatının bir döneminde kendini o çamurun içinde hisseder.

Geçmiş yaralarının içinde...

Biten ilişkilerin ardından...

Hayal kırıklıklarının gölgesinde...

Kendisini sürekli eleştiren iç sesinin arasında...

Fakat unutma;

İçinde bulunduğun ortam kaderin olabilir.

Ama kim olacağına karar vermek senin seçimindir.

Bilinçaltı çalışmalarında sıkça gördüğümüz bir durum vardır.

İnsanlar yaşadıkları olayları zamanla kimliklerinin bir parçası haline getirirler.

"Ben değersizim."

"Ben sevilmiyorum."

"Ben hep başarısız oluyorum."

"Benim şansım yok."

Oysa bunlar senin kimliğin değil, yalnızca yaşadığın deneyimlerin bıraktığı izlerdir.

Ve izler değişebilir.

Çünkü sen yaşadığın şeylerden çok daha fazlasısın.

Lotus gibi olmak biraz da budur.

Çamurun içinden yükselmek ama çamura ait olmamak.

Geçmişini inkâr etmeden, ona teslim olmadan yürüyebilmek.

Seni kıran olayları hatırlamak ama onların hayatının direksiyonuna geçmesine izin vermemek.

Çünkü gerçek güç, hiç yara almamak değildir.

Yaralarına rağmen özünü koruyabilmektir.

Bugün çevrene baktığında çok fazla karmaşa görebilirsin.

Olumsuz haberler...

Yorucu insanlar...

Bitmeyen sorumluluklar...

Anlaşılmama hissi...

Fakat dış dünyanın bulanıklığına bakarak iç dünyanı da bulanıklaştırmak zorunda değilsin.

Bazen yapabileceğin en güçlü şey, kendi iç sesine dönüp şu soruyu sormaktır:

"Ben şu an gerçekten neye ihtiyaç duyuyorum?"

Çünkü farkındalık, başkalarını değiştirmeye çalışmak değil; kendinle bağ kurabilmektir.

Kötü sözler duyabilirsin.

Haksızlığa uğrayabilirsin.

Eleştirilebilirsin.

Ama bunların iç dünyana ne kadar gireceğine sen karar verirsin.

Herkes sana bir şey söyleyebilir.

Fakat her söylenen şeyi kalbine almak zorunda değilsin.

Bazı şeyler sadece senden geçip gitmelidir.

Çünkü her yük taşınmak için değildir.

Bazıları bırakılmak içindir.

Bugünün Farkındalık Egzersizi

Sessiz bir yerde otur.

Gözlerini kapat.

Derin bir nefes al.

Sonra kendine şu soruyu sor:

"Hayatımda bana ait olmayan hangi yükleri hâlâ taşıyorum?"

Bir insan...

Bir kırgınlık...

Bir suçluluk duygusu...

Bir korku...

Bir beklenti...

Aklına ne geliyorsa bir kağıda yaz.

Sonra her birinin yanına şunu ekle:

"Bu yükü taşımaya devam etmek bana hizmet ediyor mu?"

Sadece dürüstçe cevap ver.

Çünkü bazen iyileşmek, yeni şeyler eklemekten çok eski yükleri bırakmakla başlar.

Canım Kadın,

Lotus çiçeği karanlıkta kök salar ama yüzünü hep ışığa döner.

Sen de hayatında zor dönemlerden geçmiş olabilirsin.

Belki hâlâ geçiyorsundur.

Ama yaşadığın hiçbir şey özünü kirletemez.

Yeter ki kendini yaşadığın acılarla tanımlamaktan vazgeç.

Yeter ki geçmişini kimliğin yapma.

Yeter ki kendi ışığını unutma.

Unutma;

Güçlü olmak sert olmak değildir.

Güçlü olmak, yaşadıklarına rağmen yumuşak kalabilmektir.

Güçlü olmak, kırılmış olsan da sevgiyi seçebilmektir.

Güçlü olmak, çamurun içinden geçip yine de çiçek açabilmektir.

Ve belki bugün kendine söylemen gereken tek cümle şudur:

"Geçmişim benim hikâyemin bir parçası olabilir ama geleceğimin sahibi değildir."

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olduğunu düşündüğün ya da çok sevdiğin bir kadına gönder. Belki onun da hatırlamaya ihtiyacı olan şey, içinde bulunduğu çamurun değil; içindeki ışığın kim olduğunu belirlediğidir.