Karşıyaka, 2025-26 sezonunu, eldeki kaynaklara göre, fena götürmese de, finalde fena çuvalladı.
Kız Voleybol takımının, erken havlu atması ve ardından, futbol takımımızın, hakemlerce doğranarak, saf dışı bırakılmasından sonra, bu hafta sonu da, tarihimizde hiç yaşamadığımız, bir felaket yaşayacağız ve kurulduğundan beri, tam 52 yıldır, içinde olduğumuz Basketbol Süper Ligi'ne veda edeceğiz...
Ama daha ihtimal var! diyen hayalperest arkadaşlar ve konuyu bilmeyenler için, durumu özetlemeye çalışayım; Bizim bu organizasyonda kalmaya devam edebilmemiz için, Tofaş'ın deplasmanda, Aliağa'yı yenmesi, Trabzon'un da, kendi sahasında, Mersin'i yenmesi gerekiyor...
Kağıt üzerinde, olası, hatta normal sonuç olarak görünüyor. Ama kazın ayağı, öyle değil işte!
Geçen hafta, türlü kirli oyunlarla, Tofaş bizi mağlup etti. Kümede kalmayı da garantilediler. Aliağa ise kümede kalmayı garantilemek için, mutlaka kazanmak zorunda. Biz geçen hafta Tofaş'tan, bir galibiyet ile dönseydik, gerçekten de, Aliağa'da seyre değer bir ölüm kalım mücadelesi izlerdik. Ama öyle olmadı. Tofaş, kendini ateş hattının üzerine attı. Eminim bütün hafta, şampiyon olmuş gibi sevinmişlerdir. Kutlamışlardır. Partilemişlerdir... Antremanlar da, al gülüm, ver gülüm kıvamında geçmiş olabilir... Normaldir... Gerçekten de, zor bir ligde, önemli bir başarı. Ama şimdi Aliağa maçına, peynir gibi çıkacaklardır!
Demek istediğimi anladınız değil mi? Aliağa maçı çok isteyecek, Tofaş ise, Bitse de gitsek! havasında olacaktır. Sözün özü, bu noktada, Aliağa'nın hata yapacağını düşünmüyorum.+20 ile Aliağa kazanır.
Öte yandan Trabzon'a bakarsak, Trabzon'da 4 yabancı, şehirde bile değil! Sakatlanmışlar! Sezonu kapatmışlar. Hepsinin tedavisi sürüyormuş! Pek bir şey oynayacaklarını sanmıyorum...
Geçen hafta Erok, son topta, bomboş pozisyonda, potaya gitmedi ve sonra da, son saniyede, çembere dahi temas etmeyen, bir topla, bir sayıyla kaybettiler. Bir sürü şaibe söylentisi oldu. Trabzon'da ise, eminim ellerinde bulunan gençlerle, büyük mücadele vereceklerdir! Sonra da, biz elimizden geleni yaptık! Olmadı! Gençlerle bu kadar! diyeceklerdir. Ee? Aslar nerede? Sakat!
Neyse... Bir şey demiyorum... Demek istediğim; maç son topa bile kalmaz!+10 sayı ile Mersin kazanır...
Mersin, kesinlikle saygı duyulacak bir kadro kurmuş. Çok etkili, iç ve dış oyuncuları var. Avrupa'da herhangi bir ligde mücadele ediyor olsalar, inanın şampiyon olurlar. Ligimiz gerçekten de, Avrupa'nın en zorlu ligi haline geldi. Mersin için söylediklerimi, ulusal ligimizdeki, bir çok takım için söyleyebilirim. İlk onda yer alan takımlarımızın tamamı, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya gibi ülkelerde uzak farkla şampiyon olur, Yunanistan, İspanya gibi basketbol devi olarak adlandırılan ülkelerde de, mutlaka ilk ikide olurlar...
Ve bu lige, bu kaliteyi veren, en büyük ve ateşli taraftarına sahip olan, kurucularından, Atatürk'ün kulübü, Karşıyaka, küme düşüyor! Sözün bittiği yerdeyiz. Kim suçlu derseniz, 26 yıllık sponsorumuzu, kim küstürdüyse, o derim!
Ama artık maziye bakmak, çok anlamsız. Kim suçlu? diye cadı avı başlatmak yerine, kim bizimle? bakış açısıyla, kalıcı kurumları olan, kendi gelirlerine sahip, döndürülebilir, hatta para kazanan, gelir üreten bir kulüp tesis etmek gerekiyor. Bunlar hayal değil. Dünyada örnekleri çok. Bu değerleri üretmeden, şirketleşmek, birilerinin oyuncağı olmaktır! Önce bu değerleri üretelim. Kulübe mutlaka kalıcı gelir kazandıralım.
Bu noktada, rakiplerimize baktığımızda, resmi kurumların, belediyelerin, dev katkılarını görüyoruz! Oysa biz, burada kimlerle uğraşıyoruz? Devlet, Mavişehir'de kulübe 100 dönüm, bedava arazi veriyor. Buraya tesis yap! Senin olsun diyor! Ama hiçbir yetkili arkamızda durmadığından, bir proje üretilemiyor! Arazi üzerindeki haklarımızı kaybediyoruz! Şimdi yerel yetkililere sorsak, büyük ihtimalle haberim yoktu! diyeceklerdir.
Haberiniz yok, çünkü öyle bir ilginiz, merakınız yok! Olsaydı, "Ben Karşıyaka için, ne yapabilirim?" diye düşünürdünüz. Araştırırdınız ve böyle bir arsa görünce, "Dur, şuraya Karşıyaka için, sevabına, bir spor tesisi kurayım! Hem Karşıyakalı gençler spora yönelsin, hem de Kulüp üç kuruş para kazansın!" derdiniz! Ama maalesef, öyle bir merakınız yok!
İşte böyle arkadaşlar...
Şimdi bize yakışan, Karşıyaka gibi lige veda etmek. Yine de o salonu, son koltuğa kadar doldurmak! Ayrıca, hayatta daima mucizeler olur! Daima olmasa da, bazen olur! Hepimiz öyle bir mucize bekliyoruz! Öyle bir mucize gerçekleşirse, olmak isteyeceğiniz tek yer Mustafa Kemal Atatürk Spor Salonu olur! Küme düşeceğimiz maç ise bu maç, o zaman, zaten orada olmalıyız!
Sevgi ve Saygılarımla