23 Aralık 1930 sabahı, Menemen’de bir grup, camiden aldıkları yeşil sancağı ilçe meydanına dikerek şeriat istemeye başladı. Dörtü silahlı altı kişi, Laz İbrahim Hoca'nın liderliğinde halkı toplayarak isyan başlattı. "Şapka giyen kafirdir!" sloganlarıyla, Derviş Mehmet kendini mehdi olarak tanıtarak, 70 bin kişilik bir halife ordusu olduğunu iddia etti.
Asteğmen Kubilay’ın müdahalesi
Olayın büyümesi üzerine, Yüzbaşı Fahri Bey ve ardından Yedek Subay Mustafa Fehmi Kubilay, askerleriyle birlikte müdahale etmek üzere bölgeye geldi. Kubilay, eylemcilerle yüz yüze gelerek teslim olmaya ikna etmeye çalıştı. Ancak, Giritli Mehmet tarafından vurulması üzerine olaylar hızla kötüleşti. Kubilay yaralanmasına rağmen cami avlusuna sığındı, fakat isyancılar onu yakalayarak başını kesti.
Güvenlik güçlerinin çatışması
Olayın büyümesiyle birlikte, bölgeye takviye birlikler gönderildi. Çatışmalar sırasında isyancılardan birçok kişi öldürüldü. Mahalle bekçileri Hasan ve Şevki de çatışmada hayatını kaybetti. Eylemcilerden bazıları kaçmayı başardı, ancak diğerleri yakalanarak yargılandı.
Sıkıyönetim ve mahkeme süreci
Olayın ardından Menemen’de sıkıyönetim ilan edildi ve General Mustafa Muğlalı başkanlığında bir Divanıharp kuruldu. 105 sanık yargılandı, 37 kişi idama mahkum edildi. 3 Şubat 1931 gecesi, idamlar Menemen’de gerçekleştirildi. Bu süreç, Cumhuriyetin laikleşme çabalarının ne denli önem taşıdığını gösterdi.
Toplumsal tepkiler ve sonuçlar
Kubilay’ın öldürülmesi, hem devlet katında hem de toplumda büyük bir tepki yarattı. Atatürk, olaya dair yaptığı açıklamalarda, halkın bir kısmının isyanı desteklemesini kınadı. Menemen Olayı, Cumhuriyet tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olarak, laiklik ile şeriat arasındaki çatışmanın simgesi haline geldi.