POLİTİKA

Bahçeli: Sorumsuz ve sakat açıklamalar bizi yıldıramayacak

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın mesajlarının "makul, müspet, muteber ve muayyen" olduğunu belirterek, "Bu mesajın hilafına kamuoyuna maksatlı açıklamalar yapmanın, süreci çarpıtmanın ve berrak suyu bulandırmanın hiçbir mana ve ehemmiyeti yoktur." dedi.

Abone Ol

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın mesajlarının "makul, müspet, muteber ve muayyen" olduğunu belirterek, "Bu mesajın hilafına kamuoyuna maksatlı açıklamalar yapmanın, süreci çarpıtmanın ve berrak suyu bulandırmanın hiçbir mana ve ehemmiyeti yoktur. Cizre provokasyonu, Kandil’den yapılan bazı sorumsuz ve sakat açıklamalar bizi yıldıramayacak" ifadesini kullandı. Bahçeli, "PKK’nın kurucu önderliğinin söylediği gibi, yalnızca filli silahların değil, zihinsel anlamda da silahların terk edilmesi gerekmiyor mu?" dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 22’inci Dönem Sertifika Töreni’nde konuştu. Bahçeli, şunları kaydetti:

"Konuşacak yerde susanlarla, susulacak yerde konuşanların neden olduğu toz bulutu siyasetin görüş açısını düşürse de; kimi zaman gönül gözümüzle, kimi zaman fikir gücümüzle, her zaman da akıl ve iman dolu yürüyüşümüzle kutlu hedeflerimizin peşinde adım adım ilerliyoruz.

Makyavel demiş ki; 'Prens, tarihin rüzgarına göre, durumların değişmelerine göre dönmeye hazır bir zihne sahip olmalıdır.' Zihni, zikri ve zihniyeti sürtünmesiz siyaset ortamında fırıl fırıl dönenlerin, döndükçe akıl ve ahlak eleğinden patır patır dökülenlerin ülkemize, milletimize, geleceğimize hiçbir yararlarının dokunmayacağını gayet iyi biliyoruz...

Futbolda bahis ve İBB’ye yönelik yolsuzluk iddiaları

Bahis iddialarıyla Türk futboluna, hatta Türk sporuna gölge düşürenlerin, sermaye piyasasında milletimizin alın terini dolandıranların, yattığı yerden çok kazanmanın, kalktığı yerden çok aşırmanın amacında olanların neden olduğu ahlak krizi hepimizin üzerine kafa yorması gereken bir konu değil midir?

Belediyeleri kasıp kavuran rüşvet, irtikap ve yolsuzluk iddiaları yaygın ve yoğun bir ahlak krizi değil midir? Yüzyılın yolsuzluğu olarak tanımladığımız İstanbul Büyükşehir Belediyesi soygunu, her tarafa sıçramış gayri meşru ve gayri hukuki ilişkiler manzumesi milli hafızaya mıh gibi yerleşen, bıçak gibi saplanan bir ahlak krizi değil midir?

Buna karşı adaletin devreye girmesine bühtanla saldırmak, yargı mensuplarımızı itibarsızlaştırmaya kalkışmak hem adalet hem de ahlak krizi değil midir? Büyükçekmece Adliyesi emanetindeki altın ve gümüşleri çalıp yurt dışına kaçmak, her düzey ve derecede emanete ihanet etmek bir ahlak krizi değil midir?

Çok şükür Anadolu irfanı diye takdim ve tabir edilen muazzam müktesebatımız sorunların halli istikametinde manevi bir reçete sunmaktadır. İrfan sahibi olmak kendini bilmek, iç medeniyet alemini kuşatmak ve kucaklamak demektir. Bunun basamakları da akıldır, ahlaktır, adalettir.

Terörsüz Türkiye süreci... 'Adım adım sonuca ilerliyoruz'

Biz birbirimizi bileceğiz, birbirimizi seveceğiz, saygı duyacağız; birbirimizin bakan gözü, duyan kulağı, konuşan dili olmak için çabamızı her cihette göstereceğiz. Siyaset basit, müstakil, durağan ve tek katmanlı bir süreç değildir. Özünde insana dair her şey vardır.

Terörsüz Türkiye hedefinin siyaset mantığı milli birlik ve kardeşliğimizin tahkimine odaklıdır. Bazı provakatif çıkışlara, Siyonist-emperyalist tazyik ve telkinlere, abuk sabuk ifadelere, tahrik ortamını canlandırmaya dayalı küstah ve kumandalı söylemlere rağmen aşama aşama, kademe kademe sonuca doğru gidiyoruz. Göz kamaştıran gelişmelerin muhatabı olmanın eşiğindeyiz, kıyısındayız.

Sistemli ve şiddetli dedikodu anaforuna kapılmadan, yakamızı kaptırmadan, cesaret ve hamiyet izlerine basa basa yolumuzda ilerliyoruz. 'Terörsüz Türkiye' hedefini akıl, ahlak ve adalet aydınlığının ikram ve imkanıyla okuyor, küresel ve bölgesel tehditler karşısında tek yürek olmaktan başka seçenek görmüyor, tanımıyoruz.

Öcalan’ın mesajlarına ilişkin değerlendirme: ‘Makul, müspet, muteber ve muayyen’

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 19’uncu toplantısını da 4 Aralık’ta yapmış, bu suretle İmralı’nın adaya giden milletvekili heyetine yaptığı açıklamalar görüşülmüştür.

PKK’nın kurucu önderliğinin mesajları makul, müspet, muteber ve muayyendir. Bu mesajın hilafına kamuoyuna maksatlı açıklamalar yapmanın, süreci çarpıtmanın ve berrak suyu bulandırmanın hiçbir mana ve ehemmiyeti yoktur. Çatışma ve gerilim çıkmazında nefes nefese kalan pek çok coğrafyanın aksine ülkemiz adil, hakkaniyetli, ahlaki temelli ve akılla bezeli barış mimarisini hayata geçirmektedir.

Besê Hozat ve Mesud Barzani’ye yanıt

Kim ki bunun önüne geçmeye yeltenirse iki cihanda da altından kalkamayacağı bir vebali omuzlamış demektir. Cizre provokasyonu, Kandil’den yapılan bazı sorumsuz ve sakat açıklamalar bizi yıldıramayacaktır. Bizim hidayete erip ermediğimizin takdirini bir fani değil, Cenab-ı Allah bilecek, adalet ve ihsanıyla hakkımızdaki ezeli hükmü de verecektir.

Bozkurtluğuma gelince, ben elbette bir bozkurtum, ecel aman verdiği müddetçe bozkurt olacağım, öyle de göçüp gideceğim. Barış kuşunun ikinci kanadı inşallah takılacak ve uçuşunu herkes görecektir. Siyaseti bir rekabet ve çatışma alanı olarak tevil edenler olduğu kadar, işbirliği ve dayanışma halinde tanımlayan düşünürler de pek çoktur.

İşbirliğinden yanayız. Dayanışmanın taltif ve teminden tarafız. Konuşmayla, anlaşmayla, empati yapmakla, sabırlı olmakla, sağduyu içinde, birbirimizin açığı aramakla değil, kapatmakla meşgul olmalıyız. İhtirasları zapt edecek manevi dizginlerimiz vardır.

Tahammül, başkasını anlamaya, sorunları diyalogla çözmeye fırsat veren demokratik değerdir. Son yüz yıl içinde yakaladığımız bugünkü tarihi fırsatı elimizden kaçıramayız, israf edemeyiz. Ütopik görüşlere; uçuk, ölçüsüz ve seviyesiz sözlere sırtımızı dönüyoruz. Son raddeye kadar kulaklarımızı kapatıyoruz. Ve hepsinden önemlisi Kürt kardeşlerimizin alayını hasretle, muhabbetle, hürmetle kucaklıyoruz.

Unutmayınız ki, Türkiye’nin geleceğini karanlık görenler, tarihimizin zifiri karanlık köşelerinde unutulup gideceklerdir. Parçalanmak istenen kardeşlik hukukumuzun ince ipliklerinden bir anlam, kalıcı bir birlik ve karşılıklı ahlaki sorumluluk örmenin gayesindeyiz.

Bugünkü çağımız, makine gıcırtısıyla, dijital devrimin ahlak sedasını susturduğu çağdır. Bizim müşterek ahlakımız, hürmet, hizmet ve merhamet ilkelerini kendinde birleştiren aşk, akıl ve adalet ahlakıdır. Bu ahlakın etrafında toplanmanın vakti gelmedi mi? Bu ahlakın potasında hep beraber erimenin vakti gelmedi mi?

Öcalan’a atıf: ‘Yalnız filli silahların değil, zihinsel silahların da terkedilmesi’

PKK’nın kurucu önderliğinin söylediği gibi, yalnızca filli silahların değil, zihinsel anlamda da silahların terk edilmesi gerekmiyor mu?

Tereddüt gerçeğin idrakini engeller, yanlışa sürükler. Bu nedenle tereddüt göstermeyiniz. Zekaya sınır çizilmez. Hayallere söz geçmez, gem vurulamaz. Hayal etmekten, hedeflerinizi yüksek tutmaktan korkmayınız. Uyanık ve uzak görüşlü olmaktan vazgeçmeyiniz... Aklıselim olunuz, kalbiselim olunuz, zevkiselim olunuz.

Ne olursanız olunuz, her zaman adam gibi adam olunuz, ülkenize, ülkünüze, ilkelerinize bağlı kalınız. Hem göreneğe, hem de gerçeklere dayanınız. Düşüncesiz bir zihnin susmak bilmeyen dili olmak yerine; düşünen, ama az söyleyen, öz söyleyen canlı ve verimli bir dimağ olmaya çalışınız."