Mükemmel Görünmeye Çalışmak

Abone Ol

Canım Kadın,

Bazen fark etmeden bir rolün içine girersin.
Güçlü görünmek… hatasız görünmek… kusursuz görünmek…

Sanki ne kadar eksiksiz olursan, o kadar sevileceksin gibi.
Sanki ne kadar az hata yaparsan, o kadar güvende olacaksın gibi.

Ama bir yerde içten içe yorulursun.

Çünkü insan kusursuz olmaya çalıştıkça,
kendinden uzaklaşır.

Mükemmel görünmek…
ilk başta güçlü hissettirir.

Ama sonra bir şeye dönüşür:

Bir mesafeye.

İnsanlar sana hayran olabilir…
ama sana yaklaşamaz.

Çünkü sen yaklaşılabilir değilsindir artık.

Hiç kırılmayan biri…
hiç hata yapmayan biri…
hiç düşmeyen biri…

Gerçek değildir.

Ve insan, gerçeğe bağ kurar.

Bir de görünmeyen tarafı var bunun:

Kıskançlık.

Sen ne kadar “kusursuz” görünürsen,
bazı insanların içinde o kadar sessiz bir rahatsızlık oluşur.

Çünkü mükemmellik ilham vermez her zaman…
bazen tehdit eder.

Ama ilginç olan şu:

İnsanları sana yaklaştıran şey,
kusursuzluğun değil…

insanlığındır.

Bir hatan…
bir eksikliğin…
bir “ben de zorlanıyorum” dediğin an…

İşte orada bağ kurulur.

Orada gerçeklik başlar.

Ama Canım Kadın,

Kusurlarını göstermek,
zayıf olmak değildir.

Bu bir seçimdir.

Ve aslında çok güçlü bir seçimdir.

Çünkü şunu demektir:

“Ben olduğum halimle yeterliyim.”

Bu cümleyi içten söyleyebilen bir kadın,
artık kimseye kendini ispat etmeye çalışmaz.

Ve tam o noktada…
rahatlar.

KÜÇÜK BİR EGZERSİZ (Maskeyi yumuşatmak için)

Bugün kendine küçük bir alan aç.

Ve kendine şu soruyu sor:

“Ben en çok nerede mükemmel görünmeye çalışıyorum?”

İş hayatında mı?
İlişkilerde mi?
Aile içinde mi?

Cevap geldiğinde, kaçma.

Şimdi o alanda küçük bir deney yap:

Kusursuz olmamayı seç.

Bir şeyi eksik bırak.
Bir şeyi “bilmiyorum” diye söyle.
Bir şeyi olduğu gibi yap, fazla çabalamadan.

Ve sonra şunu fark et:

Gerçekten ne oluyor?

Dünya yıkılıyor mu?
Yoksa sadece içindeki bir baskı mı çözülüyor?

Akşam kendine şu cümleyi söyle:

“Bugün biraz daha gerçek oldum.”

Ve bunun nasıl hissettirdiğini dinle.

Canım Kadın,

Sen bir vitrin değilsin.
Bir performans değilsin.
Bir kusursuzluk projesi hiç değilsin.

Sen insansın.

Hisseden… yorulan… bazen dağılan… bazen toparlayan…

Ve en güzel halin de tam olarak bu.

Unutma:

İnsanları sana bağlayan şey,
senin ne kadar “mükemmel” olduğun değil…

ne kadar “gerçek” olduğundur.

Biraz eksik ol.
Biraz hatalı ol.
Biraz dağınık ol.

Ama kendin ol.

Çünkü en güvenli yer…
kusursuz görünmek değil…

olduğun gibi var olabilmektir.

Ve inan, orada hem sen nefes alırsın…
hem de hayat sana yaklaşır.