Canım Kadın,
İnsan bazen fark etmeden hayatının en büyük enerjisini, en çok korktuğu şeye verir. Sürekli eksik olana bakar… Yetmeyene, kırılana, gecikene, gitmeyene, olmayan şeye… Ve zamanla zihni sadece onu görmeye başlar.
Sabah uyanır uyanmaz kaygılarla dolu bir liste açılır zihninde. Ödenmesi gerekenler, yetişmeyen işler, kırgınlıklar, yalnızlık hissi, geçmişten kalan yaralar… Sonra kişi fark etmeden hayatını yaşamayı bırakır; sadece zihnindeki korkularla mücadele etmeye başlar.
İşte tam burada çok önemli bir şey oluyor.
Beyin, odaklandığı şeyi büyütür.
Sürekli “Ya olmazsa?” diye düşünen bir zihin, ihtimalleri değil korkuları besler. Sürekli eksiklerine bakan bir kadın, zamanla kendi güzelliğini, emeğini, gücünü bile göremez hale gelir. Çünkü insan zihni, baktığı şeyi gerçekliğinin merkezi yapar.
Ama burada yanlış anlaşılan bir nokta var Canım Kadın…
Bu; “Hiçbir sorunu görme, her şeyi yok say” demek değildir. Hayatın gerçeklerini inkâr etmek değil mesele. Mesele, zihnini sürekli korkunun içine kilitlememek.
Çünkü bazı kadınlar vardır… Daha hiçbir şey olmadan felaketin provasını yaparlar. Daha kapı çalmadan terk edilmenin acısını yaşarlar. Daha hayat önlerine yeni bir sayfa koymadan “Nasıl olsa güzel gitmez” diye kendilerini geri çekerler.
Ve insan en çok da, sürekli korktuğu ihtimali besleyerek yorulur.
Halbuki zihnin yönü değiştiğinde, insanın iç dünyası da değişmeye başlar.
Bir çiçeği büyüten şey sürekli toprağı kazmak değildir. Ona ışık vermektir. İlgi vermektir. Sabır vermektir.
İnsan ruhu da böyledir.
Sürekli yaralarına bakarsan yara büyür. Sürekli eksiklerine bakarsan yetersizlik hissi büyür. Sürekli yalnızlığına bakarsan kalabalığın içinde bile kendini kimsesiz hissedersin.
Ama bir gün dönüp kendi gücüne bakmaya başladığında… İşte o zaman içeride başka bir kapı açılır.
Belki hayatın hâlâ mükemmel değildir. Belki hâlâ çözülmemiş şeyler vardır. Belki hâlâ korkuların tamamen bitmemiştir.
Ama sen artık sadece karanlığa değil, ışığa da bakmayı öğrenmişsindir.
İşte dönüşüm burada başlar.
Çünkü güçlü kadın, hayatında hiç problem olmayan kadın değildir. Güçlü kadın; problemlerine rağmen umudunu kaybetmeyen kadındır.
Kendine inanmaya devam eden kadındır.
Her düştüğünde yeniden ayağa kalkabilen kadındır.
Ve inan bana… İnsan bazen sadece odağını değiştirerek bile hayatının enerjisini değiştirmeye başlar.
Bir kadın sürekli “Ben neden böyleyim?” diye kendine yüklenirse zamanla kendi ruhuna yabancılaşır. Ama bir gün durup “Ben nasıl iyileşebilirim?” diye sormaya başladığında, zihni artık savaşmayı değil dönüşmeyi seçer.
Çünkü soru değişince, hayatın verdiği cevap da değişir.
Şimdi senden bir şey istiyorum Canım Kadın…
Bugün sadece bir günlüğüne eksiklerine değil, sahip olduklarına odaklan.
Belki sağlıklı uyanan bedenine… Belki hâlâ atan kalbine… Belki seni ayakta tutan gücüne… Belki bugüne kadar atlatabildiğin tüm zor günlere…
Çünkü sen sandığından çok daha güçlüsün.
Ve belki de hayatında ilk kez, kendi enerjini korkularına değil; kendine vermen gerekiyordur.
Küçük Bir Zihin Egzersizi
Bugün gün içinde seni kaygılandıran bir düşünce geldiğinde hemen onun içine düşme.
Dur.
Derin bir nefes al ve kendine şu soruyu sor:
“Ben şu an neyi büyütüyorum?”
Sonra odağını bilinçli şekilde değiştir.
Korkuya değil çözüme… Eksikliğe değil imkâna… Yetersizliğe değil emeğine… Kaybetme korkusuna değil, kurmak istediğin hayata…
İstersen küçük bir deftere akşam şu üç şeyi yaz:
* Bugün beni iyi hissettiren bir şey
* Kendimde fark ettiğim güzel bir özellik
* Hayatımda büyütmek istediğim duygu
Bunu her gün yaptığında zihnin yavaş yavaş karanlığı değil ihtimali görmeye başlar.
Ve unutma Canım Kadın…
Hayat bazen gerçekten baktığın yerde büyür.
Sen sürekli yarana bakarsan acın büyür. Ama bir gün kendi ışığına bakarsan, içindeki kadın yeniden ayağa kalkar.
Kendine hangi gözle baktığın, kaderinin yönünü bile değiştirebilir.
Bugünden sonra korkularını değil, kendini büyüt.
Çünkü sen; kırılmış olsan da hâlâ içinde ışık taşıyan bir kadınsın.