Canım Kadın,
Hayatta bazı insanlar vardır; günler gelir geçer, yıllar birbirinin üzerine eklenir ama içlerinde gerçekten nereye gittiklerini bilen bir pusula yoktur. Sabah kalkarlar, günü geçirirler, akşam olur, sonra ertesi gün yine aynı döngü başlar. Hayat akar ama insanın içinde bir yön duygusu yoksa o akış bazen sadece zamanın geçmesinden ibaret kalır.
Oysa insanın ruhu boşlukta yaşamayı sevmez. İçimizde her zaman bir yön arayan, bir anlam arayan bir parça vardır. Çünkü insan sadece yaşamak için değil, bir niyetle yaşamak için yaratılmıştır. Niyet dediğimiz şey büyük hedeflerden ibaret değildir. Bazen sadece nasıl bir insan olmak istediğini bilmektir.
Canım Kadın,
Birçok insan hayatında neden tatminsizlik hissettiğini tam olarak anlayamaz. Her şey dışarıdan normal görünür; işi vardır, günlük düzeni vardır, çevresi vardır. Ama içerde bir boşluk dolaşır. Bunun sebebi çoğu zaman eksik olan şeyin başarı değil, yön olmasıdır.
Yönü olmayan hayat, rüzgâra bırakılmış bir gemi gibidir. Bir yere varabilir ama nereye varacağı tamamen tesadüfe kalır.
İşte bu yüzden niyet çok kıymetlidir.
Niyet hayatın pusulasıdır.
İnsan her sabah aynı işi yapıyor olabilir ama niyeti farklıysa hayatının anlamı da farklı olur. Bir kadın çalışabilir, bir anne çocuk büyütebilir, biri bir meslek icra edebilir… Ama hepsinin arkasında bir niyet varsa o hayatın içinde derinlik oluşur.
Canım Kadın,
Hayatta bazen insan kendi yönünü kaybetmiş gibi hissedebilir. Bu çok insani bir durumdur. Çünkü hayatın içinde zaman zaman yoruluruz, hayal kırıklıkları yaşarız, bazen başkalarının beklentileri bizim yolumuzu gölgeler.
Farkında olmadan başkalarının istediği hayatı yaşamaya başlarız.
Toplumun beklentileri…
Ailenin yönlendirmeleri…
“Böyle olması gerekir” denilen kalıplar…
Tüm bunların içinde insan bir gün durup kendine şu soruyu sormayı unutabilir:
“Ben aslında nereye gidiyorum?”
İşte o soru hayatın en güçlü sorularından biridir.
Canım Kadın,
Yön bulmak bazen büyük kararlarla olmaz. Bazen sadece kendinle dürüst bir konuşma yapmakla başlar. İnsan kendine gerçekten neyin iyi geldiğini, neyin içini genişlettiğini, neyin onu canlı hissettirdiğini fark etmeye başladığında pusula yavaş yavaş yeniden çalışmaya başlar.
Hayatın yönü her zaman dışarıdan gelmez. Çoğu zaman içeriden doğar.
Bir değerle…
Bir hayalle…
Bir katkı isteğiyle…
İnsan hayatına bir niyet koyduğunda günler aynı olsa bile anlam değişir. Çünkü artık sadece yaşamıyordur; aynı zamanda bir yönün içinde ilerliyordur.
Canım Kadın,
Şimdi sana küçük ama güçlü bir egzersiz bırakmak istiyorum.
Egzersiz: Niyet Sorusu
Sessiz bir an bul ve kendine şu üç soruyu yaz:
“Ben nasıl bir insan olmak istiyorum?”
“Hayatımın sonunda neyle hatırlanmak isterim?”
“Bugün yaptığım şeyler beni o insana yaklaştırıyor mu?”
Bu soruların cevapları büyük planlar olmak zorunda değil. Bazen bir cümle bile yeter.
Belki “daha huzurlu bir insan olmak istiyorum.”
Belki “başkalarına ilham veren biri olmak istiyorum.”
Belki “kendimle barışık bir hayat yaşamak istiyorum.”
Sonra kendine şu küçük soruyu sor:
“Bugün bu niyete doğru atabileceğim tek bir adım ne olabilir?”
Hayat çoğu zaman büyük dönüşümlerle değil, küçük ama bilinçli adımlarla şekillenir.
Canım Kadın,
İnsan hayatında her şeyi kontrol edemez. Zaman zaman rüzgâr değişir, planlar bozulur, yollar kapanır. Ama insanın elinde olan çok önemli bir şey vardır: Niyeti.
Niyet, insanın iç yönüdür.
Yol bazen dolanabilir ama niyet güçlü olduğunda insan yeniden yönünü bulur.
Bu yüzden hayatını sadece günlerin akışına bırakma. İçinde taşıdığın pusulayı hatırla. Çünkü yönünü bilen insan, yol uzasa bile kaybolmaz.
Unutma Canım Kadın…
Bazı insanlar hayatı sadece geçirir.
Ama bazıları hayatına bir anlam, bir yön ve bir niyet koyarak yaşar.
Ve işte o zaman yaşam, sadece zaman geçirmek olmaktan çıkar.
Gerçek bir yolculuğa dönüşür.