Eğitim-Öğretim yılı sona ermeye yaklaşırken bazı anektodlar aktaracaktım ama maalesef
katliam haberi onu bastırdı. Okul aile birliği şimdi ”sınıf anası” diye her şeye burnunu sokan
çok bildiklerin seçildiği bir durum da varmış. Sadece sınıf öğretmeni değil gezi kolu başkanı ve
bir idareci de varmış imkanlar ölçüsünde. Fırat kenarına gidip piknik yaptığımız minikler şimdi
kocaman kocaman insan oldular. Hatırası en güzel gezi de bunlar olsa gerek. Şimdilerde
Karkamış barajı veya Fırat’ın önüne çekilen set sebebiyle bizim piknik yaptığımız yerler suyun
altında kalmış. Sorik-Bağlarbaşı köyü yakınındaki en dibinden Fırat’ın aktığı etrafı incir, kayısı,
üzüm gibi meyvelerle dolu yerler de Birecik barajının altında kaldığı gibi .Gayet güzel olmuş
cennetten bir köşe adeta.
Ankara yakınlarındaki bir ilçede kızı okuyan arkadaş anlatıyordu. Sınıf öğretmeni hanım
Ankara’ya götürdü. Biz de kız kıza diye gönül rahatlığı ile izin verdik. Gözümüz de arkada
kalmadı. Lakin Öğretmen hanım kendi meşrebi gereği bir kafeye de götürmüş. Birinci biraları
kendisi ısmarlamış. Sonraları herkes istediği kadar kendi cebinden içmiş. Kendi paralarıyla.
Çoğu sarhoş dönmüş eve. İşte u öğrencilerden kız öğrencilerden ileri derecede müptela
olanlar olmuş.Vebali bu kötü başlangıca sebep olandadır.
Şimdi daha kötü şeyler iştiyoruz.Başlarında velilerden gidenler de olsa iyi olur herhalde. Bazı
olumsuzluk meydana geliyor ancak saklanıyormuş. Çocuklar nasıl disipline edileceklerse öyle
bir planla gidilmeli. Öğretmenler kendi çocukları imiş gibi korumacı
olmalılardır.Çünkü”zaman kötü korkuyorum”” diye bir şarkı var ya işte tam da öyle. Rehber
öğretmenler daha hazırlıklı ve öğrencinin aklının başka yerlere kaymadan soluksuz
gezecekleri bir seyehat olamalıdır. Sorumluluk il yönetiminin en üst tabakasından itibaren herkesin sorumluluğudur.