Partisinin belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıdan sonra açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, belediye başkanları memnuniyet anketini sonuçlarını paylaştı. Seçim olsa belediye başkanına oy vereceklerin oranını yüzde 46 olarak açıklayan Özel, “Seçim günü ortalamamız yüzde 38'di, şu anda ortalamamız yüzde 46'ya gelmiş durumdadır” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'li Esenyurt ve Ovacık Belediyelerine kayyım atamasının ardından 414 belediye başkanı ile toplantı gerçekleştirdi. Toplantıdan açıklamalarda bulunan Özel, seçimler sonrada CHP'li belediyelerin başarısının arttığını söyledi.
Özel, “Şu ana kadar ölçülen belediye başkanlarımızdan memnuniyet oranı ve ortalamadaki artışı, seçim gününe göre yüzde 8,5. Hepimizi tebrik ediyorum. Seçim günü ortalamamız yüzde 38'di, şu anda ortalamamız yüzde 46'ya gelmiş durumdadır. 'Bugün seçim olsa bu belediye başkanına oy veririm' diyenlerin toplamı yüzde 46'ya ulaşmıştır” diye konuştu.
İktidarın belediyelere yönelik engellemelerini eleştiren Özel, “Sayın Erdoğan kaybetmeyi, kaybettiğinde hazmetmeyi asla öğrenmedi, öğrenemiyor. Ama şuna emin olsun ki; böyle küçük sınavlarla öğrenemiyorsa sınavın büyüğü gelecek. O nasıl kaybediyormuş millet ona ilk seçimde gösterecek. Bir hesap soracaksanız Bülent Arınç'ın deyimiyle Ankara'yı parsel parsel satanlardan ya da kendi ifadenizle İstanbul'a ihanet edenlerden sormaya başlayabilirsiniz. Siz sormazsanız biz soracağız” ifadelerini kullandı.
Özel’in açıklamasından öne çıkanlar:
“Üç ay dayanabildiler”
Seçim gecesi, 22 yıl sonra ilk defa yenilen Erdoğan balkona çıkıp dedi ki: “Dik duracağız ama dikleşmeyeceğiz.” Birebir aynı ifadeyi 2019'da da kullanmıştı. Bu sefer milletle dikleşmeden üç ay durabildi. İlk aylarda, hatta ilk günlerde, meclise, kendi grubuna bir talimat verdi. O talimat Türkiye Belediyeler Birliği, Tarihi Kentler Belediyeler Birliği, Marmara Belediyeler Birliği seçimlerinde, bütün belediye birliklerinin seçimlerinde belde belediyeleri de oy kullanabilsin, doğudaki, İç Anadolu'daki, yoğun olarak onda olan, belde belediyelerinden istifade etmek suretiyle bu yapıların başkanlıklarını bize vermemeyi göze alıyorlardı ama o günlerde hem Cumhuriyet Halk Partisi’nin takındığı tutum hem milletimizin bize göstermiş olduğu güven ve o konuda kendilerine yaptığımız net ve sert uyarılar buna yeltenmemelerini sağladı ama üç ay dayanabildiler.
“AK Partili belediyelerin tamamında SGK ve vergi borçları dağ gibi bekliyordu”
İlk önce temmuz ayı yaklaşırken SGK ve vergi borçları açısından belediyelerin tüzel kişiliklerine geçmişten birikmiş Şunu hepimiz biliyoruz ki her seçim döneminde af çıktığı için ve bu af çıktığında borcu olmayan belediyeler, yani SGK ve vergi borcunu ödemiş olan belediyeler, diğerleri tarafından “Ya bizim gibi ödemeseydin, bak o faizi oraya vereceğine millete hizmet ederdin” öğrenilmişliği ile çok sayıda belediyede ama bilhassa AK Partili belediyelerin tamamında SGK ve vergi borçları dağ gibi bekliyordu.
“Başkanlarımızın veremeyeceği hiçbir hesabın olmadığı ortaya çıktı; sustular”
Karşılaştırıldığında AK Parti'nin yaptıklarıyla kıyaslanmayacak kadar ve hem ölçeği açısından hem yapılan iş açısından, verilen hizmet açısından belediye başkanlarımızın veremeyeceği hiçbir hesabın olmadığı ortaya çıktı, o yüzden sustular. Yoksa susar mı? Altı ay konuşması lazım. Ama giden ilk müfettişler, aldıkları ilk faturalarla kendilerine bizimkilerin dediği “Bakın bunu şu AK Partili belediye kaça yapmış? Bakın bu hizmet aslında bir hafta boyunca süren, ne kadar büyük bir sahnenin ücretiymiş? Bu teklifi, bakın bakalım burada kaça AK Parti almış?” denilince tartışma bitti, suspus oldular.
“Siz sormazsanız hesabını biz soracağız”
Sayın Erdoğan'a “Bizim millete veremeyeceğimiz hiçbir hesabımız olmadığını” belirterek şunu söylüyorum: Bir hesap sorduracaksanız ilk önce çok güçlü delilleriniz ve çok temiz ve öz güveni yüksek bir ekibinizin olması lazım. Ben bunu yapabiliyorum. Bunu yapamadığınızı konser meselesi ortaya çıktıktan 1 hafta sonra hep beraber gördük ama bir hesap soracaksanız bence Bülent Arınç'ın deyimiyle, Ankara'yı parsel parsel satanlardan ya da kendi ifadenizle İstanbul'a ihanet edenlerden sormaya başlayabilirsiniz. Siz sormazsanız biz soracağız!
Esenyur'a kayyım atanması: Yeni bir faza girdiler, attıkları yalanların arkasından çekildiler
Türkiye'nin en büyük ilçesi Esenyurt Belediyesine kayyım atamaya kalktılar. Bir şafak operasyonunda kamu kurumu olan belediyenin kapısını balyozla kırıp, eş zamanlı olarak belediye başkanımız Ahmet Özer'in evine çilingirle, balyozla gidip, sese uyanan eşini, kapıyı açıp eşini itip, uyandırılmasına bile izin vermeyerek, onurunu kırmaya çalışarak, kendisini gözaltına alanlar ve o gözaltıyı FETÖ döneminde olduğu gibi, FETÖ'nün ilk dönemlerinde olduğu gibi, avukatsız yapanlar, oradan sözde topladığı delillerle yalandan bir tutuklama yapanlar, tutuklamasına yapılan itirazda diğer mahkemenin “bunda tutuklanacak bir şey yok ama bir gizli tanık var” demesiyle yeni bir faza girdiler, attıkları yalanların arkasından çekildiler, sürdürmediler.
“Kayyım atamaya bahane olabilir diye, Mustafa Sarıgül’e ceza verdiler”
Tunceli'ye giden bilir. Bir elinde parti bayrağı bir elinde Türk bayrağı olan, ağzından Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü düşürmeyen, en zorlu dönemlerde hizmet vermiş ve hep ama hep mağdurun yanında olmuş, garibanın yanında olmuş, çalışkan, namuslu hepimizin gözbebeği biridir; Mustafa Sarıgül. Ve bu Mustafa Sarıgül, bundan 12 yıl önce savcının ricasıyla “biz götürürsek askerlerimiz şehit olur. Sen bir konuş, zaten aile CHP'li. Sen bir konuş, siz götürün” dedikleri bir cenazeyi belediyemiz götürdüğü için, CHP'li aileye taziye yaptığı için ve ölenin suçu üzerinden anası, babası, taziye yapan komşularının sorumlu tutulduğu bir süreç bundan iki yıl önce akıllarına geldi. 10 yıl sonra dava açtılar. Yargıladıkları hemen herkes beraat etti. Elinde belediyesi var diye, “kayyım atamaya bahane olabilir” diye, Mustafa Sarıgül'e ceza verdiler. Ona ne ceza verirlerse versin, o kendi ailesinin de, Ovacık'ın da, Tunceli'nin de, Cumhuriyet Halk Partililerin de vicdanında suçsuzdur, tertemizdir, bu partinin bir evladıdır. Onu da saygıyla selamlıyorum.
MHP’ye çağrı: Değerlendirmenizde samimiyseniz…
Evveli gün de MHP’nin Genel Başkan Yardımcısı “Bir kanun yoluyla bu kayyım işinin ortadan kaldırılabileceği” ifadesini söyledi. Ben bu kadar olumsuzluk içinde, Saray bütün hesaplarıyla muhalefeti parçalamaya çalışırken, hele hele kayyım meselesinden muhalefeti birbirine düşürme hesap kitap kurulmuşken bu hesabı bozan tüm siyasi partilerin genel başkanlarının şahsında, kurumsal kimliklerine, üyelerine yürekten teşekkür ediyorum, oyunu bozdukları için.