POLİTİKA

Özel’den Ersoy’a Kartalkaya tepkisi: İnsanlar cayır cayır yanmış, sen Yunan adalarında geziyorsun

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, asgari ücretin enflasyon karşısında eridiğini vurguladı, Kartalkaya otel yangını faciasındaki sorumlulara tepki gösterdi. Asgari ücret için ara zam talebini yineledi.

Abone Ol

Toplumda asgari ücrete ara zam talebi her geçen gün artarken Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, asgari ücretin enflasyon karşısında erimesine dikkat çekerek “Normal bir ücretlinin ev sahibi olma, araba sahibi olma imkânı imkansız hâle geldi. Asgari ücretlinin ve emeklinin 13 kat artan ücretlerine karşı daire fiyatları ise 21 kat artmış” dedi. CHP’nin asgari ücrete yılın başındaki zam talebini hatırlatan Özel, ayrıca Kartalkaya otel yangını faciasını hatırlatarak Kültür ve Turizm Bakanı Nuri Ersoy’a “Sorumluluğun olan otelde cayır cayır insanlar yanmış, ‘rakibi tanıyayım’ diye Yunan adalarında geziyorsun” diye tepki gösterdi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'de partisinin haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özel, grup toplantısına Muharrem İnce ile birlikte geldi.

Bolu’da Kartalkaya Turizm Tesislerinde 36’sı çocuk 78 kişinin hayatını kaybettiği ve 7 Temmuz’da ilk duruşması görülecek olan otel yangını faciasına ilişkin konuşan Özel, “Türkiye'nin önünde Turizm Bakanına diyorum ki; Yunanistan'a gittiysen, gezdiysen, gördüysen oradan bir şey öğren. Mesela 2018'de 90 kişinin öldüğü orman yangınından 11 gün sonra istifa eden Yunan Bakana Yunan gazetelerinin 'çok geç kaldı' diye tepki gösterdiğini öğren. Sorumluluğun olan otelde cayır cayır insanlar yanmış, 'rakibi tanıyayım' diye Yunan adalarında geziyorsun. Yunan bakanlar olaydan 10 gün sonra istifa etmişler, olaydan 150 gün geçmiş pişkin pişkin gözümüzün içine bakıyorsun. O Bakana da onu atayana da onu azletmeyene de yazıklar olsun” dedi.

CHP lideri Özgür Özel’in açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

-21 Ocak'ta bir facia yaşadık üzerinden tam beş ay geçti. 36'sı çocuk 78 canla ilgili adaletsizliğin ateşi hala yanıyor. Kartalkaya'da otel yangının olduğu gün daha soğutma çalışmaları sürerken oradaydık. 10 günde bitiririz dedikleri tahkikatın ardından beş aydır derin bir sessizliğe gömüldüler. Bilirkişi heyeti görevlendirildi. Heyete üç gün süre verdiler, üç gün gece gündüz heyet çalıştı ve bir rapor çıkarttı. Dört başı mamur bir rapor. Raporu teslim almadılar çünkü raporda otel yönetiminin Bolu İl Özel İdaresi'nin ve Turizm Bakanlığı'nın sorumlu olduğu yazıyordu. 'Bunu teslim almayız düzeltin, Bakanlığı çıkartın yerine Bolu Belediyesini ekleyin' dediler. Aynı gün bir gazete Bolu Belediye Başkanımıza sanki yangından sorumlu oymuşçasına iğrenç bir manşetle çıktı. Ve bir anda o bilirkişi raporunu 'korsan' ilan edip yeni bilirkişiler atadılar. Biz de buradan her hafta konuyu dile getirdik. En nihayetinde otel yönetiminin, Bolu İl Özel İdaresi'nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sorumlulukları yazarak ama ittir kaktır Bolu Belediyesi'nin itfaiyesi de işin içine katılarak bir soruşturma başladı.

“Turizm Bakanı 50 metrelik lüks yatıyla Yunan adalarında geziyor”

- Adaletin karşısında, bu ailelerin yüreklerindeki yangını söndürecek gerçek adalet sağlanana kadar başta 7 Temmuz günü yapılacak ilk duruşma olmak üzere orada olacağız. Şunu bilsinler ki birinci derecede Turizm Bakanı kendi bakanlığındaki memurların ve sorumluların yargılanması için istenen izni vermedi. Ve o Turizm Bakanı 150 gündür utanmadan o koltuğu işgal eden Turizm Bakanı acılı aileler ilk duruşmaya hazırlanıyorken kendilerinde ayakta duracak takat arıyorlarken o duruşmaya nasıl dayanacağız derken o Turizm Bakanı 50 metrelik lüks yatıyla Yunan adalarında geziyor, misafirler ağırlıyor. Soruya da 'rakiplerimi görmek zorundayım, onun için Yunanistan'da geziyorum' diyor. Buradan bütün Türkiye'nin önünde Turizm Bakanına diyorum ki; Yunanistan'a gittiysen, gezdiysen, gördüysen oradan bir şey öğren. Mesela 2018'de 90 kişinin öldüğü orman yangınından 11 gün sonra istifa eden Yunan Bakana Yunan gazetelerinin 'çok geç kaldı' diye tepki gösterdiğini öğren. 2023'te 57 kişinin öldüğü tren kazasından sonra Yunanistan Ulaştırma Bakanın 'ölen insanlar haksız yere öldü, onların anısına istifa etmek bir görev oldu' deyip kazadan hemen sonra istifa edişini öğren. Sorumluluğun olan otelde cayır cayır insanlar yanmış, 'rakibi tanıyayım' diye Yunan adalarında geziyorsun. Yunan bakanlar olaydan 10 gün sonra istifa etmişler, olaydan 150 gün geçmiş pişkin pişkin gözümüzün içine bakıyorsun. O bakana da onu atayana da onu azletmeyene de yazıklar olsun.

“Veliler, ‘esas sınav üniversiteyi bitirince başlayacak’ diyorlar”

- Hafta sonu milyonlarca öğrenci YKS sınavına girdi. Ben de evladımı aldım, sınava gittim. Okul bahçesinde velilerle konuştum. Eğer gençlerin geleceğe nasıl baktığını, ailelerin AK Parti'ye oy vermiş dahi olsa evlatlarının gelecek kaygılarından nasıl etkilendiğini görmek isteyen varsa sınav sırasında o velilerle konuşsun. Öyle hikayeler duydum ki; 'üç aydır benimle konuşmuyor AK Parti'ye oy veriyorum diye' diyen veliyi de duydum, 'anneannesine babaannesine bu seçimlerde Kuran'a el bastırarak belediye seçimlerinde Ferdi Zeyrek'e oy attırdı evladım' diyeni de duydum. Ama ortak mesele sınava gireceğiz, kazanacağız sonra ne olacak? Esas sınav o zaman başlayacak diyorlar. Bir veli 'esas sınav üniversiteyi bitirince' diyor. 'Karşımıza beş seçenek gelecek; işsiz kalma, KPSS'ye girme ama işsiz kalma, okuduğun bölüm dışında bir işte asgari ücretle çalışacaksın, yurtdışına gitmeye kasacaksın ya da hepsi'.

“Kredi kartı olan 39 milyon vatandaşın toplam borcu 2,1 trilyon liraya gelmiş durumda”

- Türkiye'de yüzde 30'un üzerine çıkmış durumda. 4,7 milyon ev genci maalesef evde sobanın dibinde yazın camın kenarında babasından, anasından harçlık almaya utanarak oturuyorlar. İşçiler, emekliler, çiftçiler geçinemiyorlar ve çocuklarının, evlatlarının gözünün içine bakamıyorlar. Geçinemeyenler mecburen kredi kartına yükleniyor. Kredi kartı olan 39 milyon vatandaşın toplam borcu 2.1 trilyon liraya gelmiş durumda. Yani kişi başına hepimiz Türkiye'deki bütün kredi kartlarını hepimiz bölüşürsek kişi başı 54 bin lira borçluyuz. 19 Mart darbesinde yaktıkları 60 milyar doları bütün kredi kartlarına versek bu paraların hepsini kapatıyoruz üstüne de kişi başına 7 bin lira para kalıyor. İcra mahkemelerinde derdest olan dosya sayısı geçen yıl 22 milyondu. Bu yıl 23,5 milyona çıktı. Yani 1,5 milyon daha fazla dosya icra mahkemelerinde. Milletçe borç batağındayız, milletçe icradayız. Ve bu borç batağının banka borçlarının dışındaki bir kısmı var.

“Ev gençlerinin sayısı 4,7 milyona ulaştı”

- Bir yandan Erdoğan iktidara geldiğinde küçümsediği, 'bizden önce öğrenci kredisi 45 liracıktı biz onu 3 bin yaptık' dediği krediyle hesap yaptık. 2002 yılında 45 liracıktı dediği krediyle öğrenci 255 tane simit alıyormuş; bugün 3 bin lira krediyle 150 simit alınıyor. 255 simit alan ve küçük görülen öğrenci kredisinden 150 simit alabilen KYK kredisine geldi öğrenciler. Bir buçuk çeyrek altın alan krediden bir gram altın alamayan duruma geldi öğrencilere verilen kredi. 15-29 yaş arasında ne eğitimde ne işte olan ev gençlerinin sayısı 4,7 milyona ulaştı. Bu rakam Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 10'un altında, Türkiye'de yüzde 30'un üzerine çıkmış durumda. Bu gençler anasından babasından harçlık almaya utanarak oturuyorlar. İşçiler, emekliler, çiftçiler geçinemiyorlar ve çocuklarının gözünün içine bakamıyorlar.

“İşçinin, emeklinin, memurun ev alma umudunun kalmadığı bir çağdayız”

- Bir yandan bir yandan dar gelirlinin can yakıcı durumu ortada. Artık Türkiye'de eğer evin yoksa miras kalmayacaksa piyango çıkmayacaksa normal bir ücretlinin ev sahibi olma araba sahibi olma imkânı kalmadı. Bir yandan hükümet biz enflasyona ezdirmiyoruz yalanlarını atadursun 2+1 bir daire 2018 yılında 177 bin lira aynı daire 2025 yılında 3 milyon 700 bin lira. Yer Ankara. O tarihte asgari ücret bugüne kadar 13 kat artmış. Emekli aylığı sadece sekiz kat artmış. 2+1 dairenin fiyatı tam 21 kez artmış. İşte asgari ücretlinin ve emeklinin sekiz kat artan ve 13 kat artan maaşlarına karşı 21 kat artan daire fiyatı. Türkiye'de gençlerin çalışmaya başlayanların memurların işçilerin başını sokacakları bir ev alma umudunun kalmadığı bir çağdayız.

“Asgari ücrete yılda dört güncellemeyi düşünmeliyiz”

- Başını sokacak ev isteyenlerin geleceğe güvenle bakmak isteyenlerin bir tane adresi var. Bir tane adresi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Partisi Cumhuriyet Halk Partisi. Asgari ücreti uzun süredir gündemde tutmaya çalışıyoruz. Malûm bu iktidar geldiğinde yedi çeyrek altın alan asgari ücret şimdi üç çeyrek altını zor alıyor. Yani en çok durumu emekliye göre daha iyi görünen asgari ücretli bu iktidarda yediden yedi çeyrek altından çeyrek altına gerilemiş. 2022-2023'te asgari ücrete temmuzda da zam yapılmıştı. Ayarlama yapılmıştı. Seçimlerde Erdoğan eğer enflasyon çift haneli rakamlardaysa asgari ücrete yılda dört güncellemeyi düşünmeliyiz. Allah'ın izniyle bundan sonra öyle yapacağız demişti. O günden sonra bu sözü söyledikten sonra asgari ücrete hiç güncelleme yapmadı.

CHP’nin ara zam talebi

- 17 bin 2 liralık asgari ücreti geçen sene hiç zamlanmadı. Bu sene biz asgari ücret için doğru hakkaniyetli bir rakam belirleyip 30'un altında biz yokuz demiştik. Ona rağmen gerçekleşen enflasyonu değil kendi hedeflediği enflasyona göre zam verdiği için asgari ücreti 22 bin lirada bırakmıştır. Bunun üzerine Bursa mitinginden beri meydan meydan emekçilerle çoğalarak emeklilerle çoğalarak hem asgari ücrete ara zam talebini hem de diğer yandan emeklilere seyyanen zam talebini dile getiriyoruz.