“Ya eşiniz Miyase, ya bebek...” dedi o buz gibi ses. Hayatımın en karanlık, en uzun saniyeleri o kapının önünde başladı. Bir tarafta nefesim, diğer tarafta canımdan kopan ilk göz ağrımız...
“Doğumhanenin kapısında bekleyin, bebeğinizi defnetmek için getireceğiz” cümlesi, bir babanın yüreğine inen en ağır darbeydi.
Bugün 22 Mayıs Dünya Preeklampsi Günü. Preeklampsi (gebelik zehirlenmesi); gebeliğin ikinci yarısından sonra aniden yükselen tansiyon ve idrarda protein kaybıyla kendini gösteren sinsi bir hastalık. Sadece anneyi değil, bebeğin hayata tutunma bağını da tehdit eden bu karanlık tabloyu biz yaşayarak öğrendik.
“Miyase” yaşadı, “Ada” melek oldu... Ve bu derin acıdan “Bodrum Uçurtma Festivali” doğdu.
Hamilelik bittiğinde kabus bitti sandık ama bitmedi. Günlerce hastane odasında, eşimin vücudunu tanınmaz hale getiren o ağır ödemle savaştık. Gözleri kapalı, yaşamla ölüm arasında direnen Miyase’nin başındaydım. Günlerce süren o çaresiz bekleyişin, idrar çağrıştıran o bitmek bilmeyen dualarımın ardından gelen o birkaç damla idrar... Eşimin vücudundan o ödemi söküp atan, onu bana geri veren bir mucizenin sızısıydı. Annesini kurtardık ama seni tutamadık güzel kızım.
O gün bizden kopan o minik can, bugün içimizde sonsuz bir fırtına. İşte bu yüzden, o sinsi preeklampsiye kurban verdiğim ilk göz ağrımın anısını yaşatmak için her yıl Bodrum semalarında uçurtmalar uçuruyoruz. Bodrum Uçurtma Festivali, senin gökyüzündeki sonsuz oyun alanın.
Farkında mısın güzel kızım? Bu sene tam 21 yaşındasın. Zaman senin için gökyüzünde, bizim içinse yüreğimizdeki o hiç büyümeyen sızıda aktı. O rengarenk uçurtmaların kuyruğunda her yıl sana dokunuyoruz.
Miyase ile her mayıs ayında başımızı yukarı kaldırıp aynı şeyi fısıldıyoruz gökyüzüne: Kızım, bizi oradan gördüğünü çok iyi biliyorum. Seni kelimelerin yetmeyeceği, sadece hislerin tarif edebileceği o devasa, o sonsuz sevgiyle çok seviyorum.
Doğum günün, festivalin kutlu olsun meleğim...