SEÇİCİ VE AKILLI TEŞVİKLER

Abone Ol

Ekonomide sıkça duyduğumuz bir kavram vardır: teşvik. Devlet, bazı sektörleri desteklemek
için vergi indirimi sağlar, kredi kolaylığı sunar ya da doğrudan hibe verir. Ama burada kritik
bir soru ortaya çıkar: Bu destekler gerçekten doğru yerlere mi gidiyor?
İşte son yıllarda giderek daha fazla konuşulan “seçici ve akıllı teşvik” kavramı tam da bu
soruya cevap arıyor. Yani teşvik vermek tek başına yeterli değil; önemli olan kime, hangi
sektöre ve hangi amaçla verildiği.
Çünkü ekonomi bir bütündür. Eğer kaynakları rastgele dağıtırsanız sonuç alamazsınız. Ama
doğru alanlara yönlendirirseniz ekonomi hızlanır, üretim artar, istihdam büyür.
HERKESE TEŞVİK VERMEK ÇÖZÜM DEĞİL
Bir dönem ekonomi politikalarında şöyle bir anlayış hâkimdi:
“Teşvik verelim, yatırım artsın.”
Bu yaklaşım kısa vadede bazı yatırımları artırmış gibi görünse de uzun vadede beklenen
sonucu vermedi. Çünkü her yatırım ekonomiye aynı katkıyı sağlamaz.
Örneğin düşük katma değerli bir üretim ile yüksek teknoloji üretimi aynı değildir. Birinde
sadece ucuz iş gücü kullanılır, diğerinde bilgi, teknoloji ve inovasyon vardır.
İşte bu nedenle artık birçok ülke herkese teşvik dağıtan sistemden uzaklaşıyor. Bunun
yerine stratejik sektörleri destekleyen akıllı teşvik politikalarına yöneliyor.
AKILLI TEŞVİK NE DEMEK?
Akıllı teşvik, devletin sınırlı kaynaklarını geleceğin sektörlerine ve yüksek verimlilik
sağlayacak alanlara yönlendirmesi demektir.
Bu yaklaşımın birkaç temel özelliği vardır:
Birincisi hedef odaklıdır.
Her sektöre değil, büyüme potansiyeli yüksek sektörlere destek verilir.
İkincisi performans ölçer.
Teşvik alan şirketten belirli sonuçlar beklenir. İstihdam artışı, ihracat, teknoloji geliştirme gibi
kriterler takip edilir.
Üçüncüsü geçicidir.
Teşvikler sürekli olmaz. Amaç şirketlerin ayakta durmasını sağlamak değil, güçlenmelerine
yardımcı olmaktır.
Bu nedenle akıllı teşvik sistemi aslında bir ekonomik yönlendirme aracıdır.
DÜNYA BU MODELİ UYGULUYOR
Bugün gelişmiş ekonomilerin büyük bölümü seçici teşvik politikalarını kullanıyor.

Örneğin Güney Kore, elektronik ve teknoloji sektörünü yıllarca destekledi. Sonuç ortada:
dünya devleri ortaya çıktı.
Almanya, sanayide yüksek teknolojiyi teşvik ederek üretim gücünü korudu.
ABD ise son yıllarda yarı iletken ve temiz enerji sektörüne milyarlarca dolarlık teşvik paketleri
açıkladı.
Bu örnekler bize şunu gösteriyor:
Devlet ekonominin yönünü tamamen belirlemez ama doğru alanlara destek vererek
büyümeyi hızlandırabilir.
TÜRKİYE İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?
Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için teşvik politikaları çok daha kritik.
Çünkü kaynaklar sınırlı.
Yanlış kullanılan her teşvik, aslında kaybedilmiş bir fırsat anlamına geliyor.
Türkiye’nin önünde birkaç önemli hedef bulunuyor:
 İhracatı artırmak
 Teknoloji üretimini geliştirmek
 Cari açığı azaltmak
 Nitelikli istihdam yaratmak
Bu hedeflere ulaşmak için teşviklerin doğru sektörlere yönelmesi gerekiyor.
Örneğin şu alanlar stratejik önem taşıyor:
 Savunma sanayi
 Yazılım ve teknoloji
 Yenilenebilir enerji
 Elektrikli araçlar
 Yüksek katma değerli sanayi üretimi
Bu sektörlere yapılacak doğru teşvikler, ekonominin büyüme hızını ciddi şekilde artırabilir.
TEŞVİKLERİN BİR RİSKİ DE VAR
Ancak teşvik sisteminin riskleri de yok değil.
En büyük risk kaynakların yanlış kullanılmasıdır.
Eğer teşvikler şeffaf olmazsa ya da siyasi tercihlere göre dağıtılırsa, ekonomi bundan zarar
görür.

Bazı şirketler sadece teşvik almak için yatırım yapar, gerçek üretim ortaya çıkmaz. Bu durum
halk arasında sıkça dile getirilen şu eleştiriyi doğurur:
“Teşvikler bazı şirketlere ayrıcalık sağlıyor.”
Bu nedenle akıllı teşvik sisteminin temelinde şeffaflık ve hesap verebilirlik olmalıdır.
Kim ne kadar teşvik aldı?
Ne kadar yatırım yaptı?
Ne kadar istihdam oluşturdu?
Bu soruların cevapları açık olmalıdır.
KÜÇÜK İŞLETMELER UNUTULMAMALI
Teşvik politikalarında bir diğer önemli konu da KOBİ’lerdir.
Türkiye’de işletmelerin büyük çoğunluğunu küçük ve orta ölçekli firmalar oluşturuyor. Bu
firmalar ekonominin omurgasıdır.
Ancak çoğu zaman teşviklerden en çok büyük şirketler yararlanır.
Oysa KOBİ’lere sağlanacak doğru destekler:
 Yerel ekonomiyi güçlendirir
 İstihdamı artırır
 Bölgesel kalkınmayı hızlandırır
Bu nedenle seçici teşvik politikaları hazırlanırken küçük işletmelerin sisteme erişimi
kolaylaştırılmalıdır.
ASIL AMAÇ: SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME
Ekonomide teşviklerin asıl amacı sadece kısa vadeli büyüme değildir.
Asıl hedef sürdürülebilir ve dengeli büyüme sağlamaktır.
Yani ekonomi sadece hızlı büyümemeli; aynı zamanda üretim yapısı gelişmeli, teknoloji
seviyesi yükselmeli ve toplumun refahı artmalıdır.
İşte seçici ve akıllı teşvik politikaları tam olarak bu noktada devreye girer.
Doğru sektörlere verilen destekler:
 Üretimi artırır
 Teknolojiyi geliştirir
 İhracatı güçlendirir
 Ekonomik bağımsızlığı artırır

SON SÖZ
Ekonomide kaynaklar sınırsız değildir. Bu yüzden her harcanan liranın nereye gittiği büyük
önem taşır.
Rastgele dağıtılan teşvikler ekonomiyi büyütmez.
Ama doğru planlanmış, seçici ve akıllı teşvikler bir ülkenin kalkınmasında büyük rol oynar.
Bugünün dünyasında ekonomik rekabet artık sadece üretimle değil, stratejik kararlarla
kazanılıyor.
Kısacası mesele teşvik vermek değil, doğru yere teşvik vermek.
Ekonominin geleceğini belirleyecek olan da tam olarak bu tercih olacaktır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com