Bazı insanlar vardır…
Yaptıkları iyilikleri anlatmak için fırsat kollar.
Bazıları vardır, yaptıklarının duyulmasından utanır.
Tolga Eleman işte o ikinci gruptan.
Hatta biraz daha ileri gideyim…
İyilik yapıyor, sonra da kimse bilmesin diye uğraşıyor.
Ben de bugün onun istemeyeceği bir şeyi yapıyorum.
Onu anlatıyorum.
Çünkü bazı iyilikler vardır ki, sahibinin mahcubiyeti yüzünden sessizliğe gömülmemeli.
Ege Güçbirliği Konfederasyonu’nun başkanlığını iş insanı Tolga Eleman yapıyor.
20’nin üzerinde federasyon…
Bu federasyonların bünyesinde onlarca hemşeri derneği…
Ve bütün bu yapıların ulaştığı yüz binlerce insan.
Rakamlarla ifade edildiğinde büyük bir organizasyon.
Ama bana sorarsanız, asıl büyüklük rakamlarda değil.
İnsanların hayatına dokunabilmekte.
Çünkü bu yapıların yaptığı işler, kağıt üzerinde yazılan faaliyetlerden ibaret değil.
Bir genç düşünün…
Memleketinde sınava giriyor, İzmir’de üniversiteyi kazanıyor.
Sevinçten havalara uçuyor.
Sonra gerçek hayat karşısına çıkıyor:
“Peki İzmir’de nasıl okuyacağım?”
Ailesinin gücü yetmiyor.
Ve o genç, belki de hayallerinden vazgeçmek üzereyken bir el uzanıyor.
Yurt bulunuyor.
Bir başka insan hastalanıyor…
Tedavi için parası yok.
Bir başkasının çocuğunun kırtasiye ihtiyacı var.
Çantası yok, giysisi yok.
Bir hemşeri memleketine dönmek istiyor ama cebinde yol parası bulunmuyor.
Bir ailenin düğün yapacak gücü yok.
Kimi zaman gelinlik…
Kimi zaman damatlık…
Kimi zaman beyaz eşya…
Kimi zaman düğün salonu…
Kimi zaman sadece bir telefon, bir nasihat, bir arabuluculuk…
Ve bazen de yıllardır birbirine küsmüş iki insanın arasına girip, “artık yeter” diyebilmek…
Bütün bunlar yapılıyor.
Ama alkış yok.
Kamera yok.
Sosyal medya paylaşımı yok.
“Ben yaptım” demek yok.
Sadece iyilik var.
İşte benim bugün Tolga Eleman’ı yazma nedenim tam da bu.
Çünkü günümüzde iyilik yapmak kadar, yapılan iyiliği reklam etmemek de zor.
Hatta bazen daha zor.
Çünkü artık insanlar yaptıkları bir iyiliği bile fotoğraflayıp paylaşma ihtiyacı hissediyor.
O ise tam tersini yapıyor.
Yaptığı iyiliklerin bilinmemesi için adeta saklanıyor.
Belki “görevimiz” diyor.
Belki “hemşerimiz” diyor.
Belki “insanlık borcumuz” diyor.
Ama ben biliyorum ki, insanın derdine ortak olmak görev tanımına sığmaz.
Bu, insanın yüreğiyle ilgilidir.
Tolga Eleman’ın şimdi üzerinde çalıştığı başka bir iş daha var.
Belki yaptığı sosyal yardımlar kadar önemli.
Doğdukları şehirlerle doydukları şehirler arasında gönül köprüleri kurmak.
İlk adımı Konyalılar Konfederasyonu Başkanı Mehmet Aydoğan’ın öncülüğünde atılan bu güzel fikir, şimdi Ağrı ve Sivas-Divriği ile büyütülmeye çalışılıyor.
Bence bunun adı sadece bir proje değil.
Bu, bir hafıza meselesi.
İzmir’e gelip hayat kuran…
Çocuklarını burada büyüten…
Kendini artık İzmirli hisseden insanların, köklerini unutmaması.
Ata toprağını tanıması.
Memleketinin kültürünü, türküsünü, yemeğini, geleneklerini çocuklarına anlatması.
Çünkü insanın doğduğu yer ile doyduğu yer arasında bir bağ vardır.
Biri kökleridir…
Diğeri dalları.
Kökünü unutan ağaç, ne kadar büyürse büyüsün eksiktir.
Tolga Eleman’ın yaptığı iş, biraz da bu köklerle dallar arasında bağ kurmak.
Şimdi gelelim benim asıl derdime…
Sevgili Tolga Başkan,
Sen bunları anlatmak istemiyorsun, biliyorum.
Belki bu yazıyı okurken yüzün kızaracak.
“Abi niye yazdın bunları?” diyeceksin.
Belki de biraz kızacaksın bana.
Ama kusura bakma.
Ben yine de yazacağım.
Çünkü iyiliğin gizlisi makbuldür derler.
Doğru.
Ama toplumun, güzel insanların hala var olduğunu bilmeye de ihtiyacı var.
İnsanların birbirine güvenmeye…
“İyi ki hala böyle insanlar var” diyebilmeye ihtiyacı var.
Sen yaptıklarını gizlemeye devam et.
Ben de fırsat buldukça anlatmaya devam edeceğim.
Çünkü senin yaptığın iyilikler senin reklamın değil.
Başka insanlara örnek olabilecek bir iyilik hikayesi.
Sivas’ın Divriği’sinden çıkıp İzmir’de kendine bir hayat kurmuşsun.
Ama belli ki memleketinden hiç kopmamışsın.
Üstelik yalnızca Divriği’yi değil, İzmir’de yaşayan yüz binlerce hemşeriyi kucaklamaya çalışıyorsun.
Bir başkan için bundan daha güzel bir görev olabilir mi?
Koltuğu büyütmek kolay.
Yetkiyi büyütmek kolay.
Kalabalıkları peşinden sürüklemek de kolay.
Asıl mesele, bir insanın derdini kendi derdin gibi görebilmek.
Senin yaptığın tam da bu.
O yüzden bugün sana bir teşekkür etmek istiyorum.
Sadece yaptığın yardımlar için değil…
Sadece gençlere, hastalara, öğrencilere, ihtiyaç sahiplerine uzattığın el için değil…
İyiliği sessizce yapmayı tercih ettiğin için de teşekkür ediyorum.
Çünkü böyle bir mütevazılık gerçekten kolay bulunmuyor.
Selam sana başkan…
Selam sana Tolga Eleman.
Sen yaptıklarını gizlemeye çalış.
Ben de inadına yazayım:
İyi insanlar hala var.
Ve bazıları, yaptıkları iyilikleri kimse görmesin diye başını öne eğerek yaşamaya devam ediyor.
İyi ki varsın başkan.
Böyle mütevazılık görülmedi…