İZMİR EKSPRES

Sinancan Öziçer: ‘Ege Denizi’ndeki faylar endişe verici’

Ege’den Günaydın programının konuğu Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sinancan Öziçer oldu. Ege Denizi’ndeki faylara dikkat çeken Öziçer, İzmir’de riskin yüksek olduğunu söyledi

Abone Ol

Ege TV’de yayınlanan "Esin Sayın ile Ege’den Günaydın" programında, Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sinancan Öziçer, Türkiye’nin deprem riski ve Ege Bölgesi’nin sismik aktivitesi hakkında önemli bilgiler paylaştı. Haber Ekspres Gazetesi'nden Burcu Yanar'ın özel haberine göre, son yıllarda artan depremler, özellikle Ege Denizi'ndeki fayların durumu ve İzmir'deki yapılaşmanın tehlikeleri üzerine yapılan değerlendirmeler, bölgedeki risklerin ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.

Batı’ya kayıyoruz

Sıkışmadan kaynaklı yılda 2-3 santim Batı’ya yönelim olduğunu söyleyen Başkan Öziçer, “Son 5-6 yıldır depremler unutturmayacak derecede kendini hatırlatıyor. Bunun belli başlı nedenleri olabilir bunlardan bir tanesi Anadolu Levhası tamamen Afrika kıtasının tam üstünde. Onların itmesi daha fazla oldukça sıkışma da daha fazla oluyor. Sıkışmadan kaynaklı yılda 2-3 santimetre Batı’ya doğru bir yönelim olduğu için belli basınçların artmasına sebep olup bu sismisitenin de aktif hale geçmesine sebep oluyor” dedi.

Başkan Öziçer, “Kuzey Anadolu Fay Hattı ya da Güney Anadolu Fay Hattı olsun karakterleri birbiriyle aynı Batı’daki deprem fay sistemine göre. Onlar doğrultu atımlı faylar olarak geçiyor. Bu fayların enerjileri biriktirmesi uzun yıllar sürer ama enerji boşalımı olduğu zaman da 7 ve üzeri olarak enerji boşalımı olur. Beklenen Marmara Depremi’nin de durumu budur aslında. Orası da doğrultu atımlı fay olduğu için 1999’dan beri herhangi bir kırılma olmadı ve çeyrek asır geçti. Çok uzun yıllardan beri herhangi bir kırılma olmadığından dolayı 6 Şubat tarihinde 7.6 ve 7.7 çok büyük devasa enerji boşalımı yaşandı. Bunlarda artık bu büyüklüklerde kısa süre içinde deprem olma durumu çok düşük. Bundan sonra büyük bir deprem meydana gelme durumu olursa Güney Batı yani Adana, Maraş taraflarına doğru meydana gelebileceğini öngörebiliriz. Bu tarz depremler Maraş tarafında ana şok olduğundan dolayı o bölgelere yakın olan bölgelerdeki depremleri artçı olarak yorumlayabiliriz” açıklamasında bulundu.

Ege Deniz’indeki fayların endişe verici olduğunu söyleyen Sinancan Öziçer, “Ege’de oturma ve yükselmeden kaynaklı ya da ters fay olarak lanse edeceğimiz karakteristik fayların olduğu coğrafyaya gidiyoruz. Buradaki fayların karakteri biraz daha sık bir şekilde deprem üretiyor ama ürettiği depremin büyüklüğü de 5-6 arasında oluyor. 7 ve üzeri deprem ise çok nadir. Batı’ya doğru yaklaşıldığında ise buradaki fay karakterleri daha çok son 120 yıla baktığımızda 5-6 olarak karşımıza çıkıyor. Son 30 yılda Ege Denizi’ne baktığımızda buradan gelen depremlerin hemen hemen hepsinin 6 ve üzeri olduğunu görüyoruz. Endişe duymamız gereken faylardan birinin de Ege Denizi’ndeki faylar olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.

İzmir’de risk fazla

İzmir’de riskin fazla olduğunun da altını çizen Başkan Öziçer, “Deprem tehlikesindeyiz çünkü ana fayların olduğu ya da aktif fayların olduğu bir coğrafyada yerleşim var o her zaman tehlikeyi doğurur. O tehlikeye karşı önlem alamazsak risk oluşur. İzmir’deki risk bana göre tehlikeden daha fazla. 6 buçuğa kadar depremler meydana gelebilir ama İzmir’deki yapılaşmadan dolayı risk daha fazla. 1 milyona yakın bir yapılaşma var ama bunların çoğu kaçak yapılaşmalar. Eski yönetmeliğe göre yapılmış zemini kötü olan yerlerdeki binalarımız çok fazla” ifadelerini kullandı.

Piri Reis gemisi inceleme yapmalı

Bilinmeyen faylar olduğunun altını çizen Öziçer, sözlerine şöyle devam etti: “30 Ekim’de meydana gelen Sisam depremindeki fay depremden sonra ortaya çıktı çünkü gömülü bir faydı. Bilinmiyordu. Biz onu jeofizik yöntemlerle araştırmış olsaydık daha farklı olabilirdi. Bunun gibi belki Ege Denizi’nde bir fay daha vardır. Jeofizik mesleğinin ülkeye en büyük katkısı budur. Elle dokunulmayan yeraltındaki şeyleri ortaya çıkartmaktır. Bu da denizde sadece sismik gemimizle ortaya çıkıyor. Bu da deniz yüzeyini geçerek tabanın da içine giren sismik dalgalarımızla fayı ve geometrisini ortaya çıkartabiliyoruz. Ondan dolayı Ege Denizi incelensin diyoruz. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde böyle bir kaynak var ancak bunlar sadece tavsiye niteliğinde kalıyor.”

Piri Reis gemisinin özelliklerine vurgu yapan Başkan Öziçer, “Dokuz Eylül Üniversitesi’ne bağlı Deniz Bilimleri Enstitüsü var. Orada Piri Reis gemisi var. Bu bir sismik gemidir. İzmir Körfezi ve Ege açıklarında fay araştırması yapabilir. Geminin şu an çok aktif olduğunu duymadım. Fayla ilgili bir çalışma olduğunu düşünmüyorum” dedi.

Belediyelerde jeofizik mühendisi bulunmuyor

Deprem kenti olan İzmir’de 20 belediyede Jeofizik mühendisi istihdamı olmadığının altını çizen Başkan Öziçer, “İzmir’de 30 ilçede sadece 10 adet belediyenin Jeofizik mühendisi istihdamı var. Geri kalanının yok. Bu istihdamın normal bir personel gideri dışında başka gideri yok. İleride olabilecek can ve mal kayıplarının önlenmesi o kadar da zor değil. Bunu yıllardır söylüyoruz” diye konuştu.