Gözaltında kaybolan Mehmet Ertak için adalet talebi
Faili meçhul cinayetler ve gözaltında kayıplar konusunda mücadele eden insan hakları savunucuları, her hafta farklı şehirlerde hafıza mekanlarında geçmişle yüzleşme ve adalet talebini sürdürüyor. 30 yıl önce Galatasaray Meydanı’nda başlayan bu mücadele, Mehmet Ertak’ın gözaltında kaybedilişinin 33. yılında devam ediyor.
Mehmet Ertak’ın gözaltına alınışı
1992 yılında Şırnak’ın Rezuk Mezrası’nda yaşayan ve kömür ocağında işçi olarak çalışan 32 yaşındaki dört çocuk babası Mehmet Ertak, daha önce iki kez gözaltına alınmış ve işkence görmüştü. 20 Ağustos 1992 tarihinde iş arkadaşlarıyla eve dönerken resmi giyimli polisler tarafından durduruldu. Kimlik kontrolünün ardından gözaltına alınan Ertak, Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Tanıklar, gözaltı anına şahit oldu ve Ertak’ın bir gün boyunca aynı hücrede tutulduğunu aktardı.
Aile ve tanık başvuruları sonuçsuz kaldı
Ertak ailesi, tanık ifadeleri ve delillere rağmen başvurularında sürekli olarak inkarla karşılaştı. Baba İsmail Ertak ve diğer tanıklar savcılığa başvurdu; olay Meclis soru önergelerine taşındı. Ancak resmi merciler, ailenin tüm taleplerine cevap vermedi.
JİTEM itirafları ve devlet sorumluluğu
Şırnak Emniyet Müdürlüğü emrinde çalışan JİTEM personeli Murat İpek, 1997 yılında kamuoyuna yaptığı itiraflarda Mehmet Ertak’ın dönemin Şırnak Emniyet Müdürü ve Terörle Mücadele Şubesi Müdürü emriyle öldürüldüğünü ve gömüldüğünü açıkladı. İpek, infazların dönemin OHAL Valisi’nin bilgisi dahilinde yapıldığını söyledi.
AİHM’in kararı ve hukuki sürecin önemi
Tüm tehdit ve engellemelere rağmen aile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. AİHM, delillerin Mehmet Ertak’ın gözaltında işkence sonucu öldüğünü açıkça ortaya koyduğunu belirtti ve Türkiye’yi yaşam hakkını ihlalden mahkûm etti.
33 yıl sonra tekrar adalet çağrısı
Mehmet Ertak’ın gözaltında kaybedilişinin 33. yılında aile ve insan hakları savunucuları, adli ve siyasi makamları göreve çağırıyor. Etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi, AİHM kararlarının devlet için bağlayıcı olduğu hatırlatılarak talep ediliyor.