Rüya okula başlamadan önce her şey çok güzeldi. Kimseyle muhatap olmak zorunda olmadığımız muhteşem sanat dolu, eğlence dolu bir hayatımız vardı. Sonra okula başladı ve insanların bütün defolarını bir sanat eseri gibi işlediği çocuklarla aynı ortamın içine giriverdi. Yüzüne mi tükürmedi çocuklar, merdivenlerden mi iktirilmedi? Tüm beceriksiz ebeveynlerin psikolojisini bozduğu çocuklarla aynı sınıfın içine sokup öğretmenin dikkatine ve insafına bıraktık konuyu. Eğitimin içindeki iyilerle teselli bulmaya çalışıp durduk. İlkokul bitiyor ve yaşadığı deneyimleri düşününce bu yaşta bunlar nasıl yaşanır diye dehşete düştüğüm anlar olmuyor değil. İşte o an içimdeki öfke patlayıveriyor, BOM BOOM BOOOMMMM!!! Ne yapabilirim diye düşünürken; daha daha vicdanlı ,daha iyi; ama üzülmemeyi başarabilen bir çocuk yetiştirmek için kendimi çabalarken buluyorum kendimi.
Seksenlerde biz böyle değildik değil mi? Arkadaşlarımızı bile isteye üzmez, kırmaz ya da marka takıntılılığı yapmazdık. Takmışlar bir termos markasına çocuklar, onu kullanmayana zorbalık ediyorlar. Sanki altı saat dağda her gün yürüyüş yapıyorlar. Mutlaka görgüsüz bir ailenin eseri o çocuk, ama bu kadar savaşı derslerine verseler… Evindeki koltukla, gittiği otelle övünen ‘’New Money’’ ailenin çocuğu termos markasına takar tabii, neyse ki kalem markalarına takmıyorlar da, Allahtan görgüleri bilgileri yetmiyor yoksa zaten alamazlar, valla onu bende alamam laf aramızda, imzası çok kıymetli biri olmadıkça almam. İşte imzası kıymetli evlatlar yetiştirmek, hedef bu olmalı. İmzası değerli bir insan yetiştirmek bizim ailelerimizin derdiydi.
Bir tarzımız olsun, duruşumuz olsun ve her ne olursa olsun bunu bozmayalım derdi bizde var da insanlarda niye yok? Dedikoduyu, ifitiraları ve boş konuşmayı mesken tutmuş mutlu mesut yaşıyorlar. Kümeleşip kümeleşip eğitim hariç her konuda etrafta dolaşıyorlar, çekirdekleri eksik, sürekli etrafı izliyorlar. Bir belgesel çekecek olsam, muhitin en ucuz özel okuluna çocuğunu gönderip sadece okul çevresinde sosyalleşmeye çalışan velilerin belgeselini çekerdim, ismine de ‘Çekirdekleri eksik’ yazardım. Çok gülerek izlerdik, durun bakalım Adem Sarıkaya’yı ikna edersem bunu da çekerim boş şeyler izlene izlene milyonlar tıklanıyor, bahaneyle parayı da kazanırız.
Bu arada BUCA VELİSİ diye bir tabir varmış. Bunu şiddetle reddediyorum. Özel okullardaki veliler için belki bu tabir olabilir çünkü çoğu ‘New Money’ tamam. O da bence Eksik Money zaten daha çok olsa yıllığı 1,5 milyon olan okula gönderirdi öyle değil mi? Ama devlet okullarındaki Buca veli profili bu değil. Özel okul öğretmenlerinden dinlediğiniz Buca velisi profiliyle, bir devlet okulu öğretmeninden dinlediğiniz veli profili kesinlikle aynı değil. Denemesi bedava, buyurun deneyin. Devlet okulundaki aile çocuğu adam olsun, dersi iyi olsun diyor özel okuldaki kendi alışamadığı standarda çocuğunu da hala adapte edemiyor ki o çocuk termos markasında taklımış kalmış… Çok yazık…