TERÖRSÜZ GELECEĞİN ÇERÇEVE YASASI

Abone Ol

22 Ekim 2024 tarihinde Devlet Bahçeli’nin TBMM Grup Toplantısında attığı tarihi adımla başlayan sürecin başarısız olması için yaklaşık bir buçuk yıldır milletin bütün sinir uçlarına basan, bütün hassasiyetlerini manipüle eden, kamuoyunda felaket senaryoları yazan, zihinleri şüphe ve korkuyla bulandırmaya çalışanların tezleri nihayet çöktü.

Türkiye Cumhuriyeti’nde terör sorununu kökünden kazımayı hedefleyen tarihi çerçeve düzenleme, Gazi Meclis’te ezici bir çoğunluk iradesiyle kabul edilerek yasalaştı.

Kulaktan dolma bilgilerle, siyasi kaygılarla ve sosyal medyada asılsız iddialarla yürütülen beşinci kol faaliyetlerinin tamamını Gazi Meclis çöpe atmıştır.

Tıpkı söylendiği gibi Devlet,kimse ile pazarlık yapmamış, al-ver sürecine girmemiştir.

Türkiye Yüzyılı eşiğinde yasal zemine kavuşan bu tarihi adım; yalnızca bir güvenlik politikası düzenlemesi değil; doğrudan doğruya devletin egemenlik haklarını ve Tam Bağımsız Türkiye idealini hukuki ve siyasi olarak tescil eden kurucu bir devlet aklı tecellisidir.

Şimdi önümüzde bu süreçten daha da zor daha da hassas bir dönem olacak.

Özellikle ve öncelikle belirtmem gerekir ki yasa kapsamında; nitelikli bir genel aftan, federasyon veya özerklik arayışlarından ya da terör odaklarına yönelik özel bir hukuki statüden bahsetmek kesinlikle mümkün değildir.

Tam aksine bu düzenleme, Anayasa’nın temel ilkeleri doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü ve millî egemenliğini ebediyen perçinlemektedir.

Nitekim yasa, terör örgütü tüm unsurlarıyla amasız ve fakatsız biçimde orasıydı, burasıydı demeden Irak’taki, Suriye’deki ya da İran’daki tüm uzantılar silah bırakmadan, kendini tamamen lağvetmeden yürürlüğe girmemektedir.

Silahların teslim edildiği ve örgütün tamamen lağvedildiği kararı, yabancı kuruluşların değil; doğrudan MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün saha raporlarıyla tespit edilecektir.

Yani Devlet, “tamam” demeden yasa esasen yürürlüğe girmeyecek,uygulanmayacaktır.

Bu çerçevede; yasanın uygulanmasında rol alacak söz konusu denetim ve onay mekanizmasının, tüm iletişim kanalları etkin şekilde kullanılarak topluma şeffaflıkla aktarılması kritik bir zorunluluktur.

Zira bu yaklaşım, hem sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlayacak hem de sürece yönelebilecek saldırılara karşı toplumsal bilinci ve güveni pekiştirecektir.

Esasen bu yasanın siyasi ve stratejik açıdan en kritik noktası ise dış müdahaleye tamamen kapalı olmasıdır.

​Daha önce de yazmıştım. Geçmişte dünyanın farklı coğrafyalarında benzer süreçler yaşanırken araya hep uluslararası gözlemciler, yabancı devletlerin temsilcileri ya da üçüncü göz adı verilen dış unsurlar girmiştir.

Ancak sürecimizde ne bir yabancı devletin aracılığına izin verilmiş ne de masaya uluslararası bir heyetin oturmasına müsaade edilmiştir.

​Süreç, doğrudan doğruya Türk milletinin temsil edildiği Gazi Meclis’in çatısı altında ve tamamen milli kurumların denetiminde tamamlanmıştır.

Milli egemenliğin özü, karar alma süreçlerini dış müdahalelerden korumak değil midir?

Ülke sorunlarını kendi yasal zemininde ve Gazi Meclisin çatısı altında millet iradesine uygun çözüme kavuşturmak, tam bağımsız Türkiye’nin ilk ve yegane şartıdır.

Tarihi bir adım atılırken; ömrünü Türk milliyetçiliğine, vatanın birliğine ve devletin bekasına adamış olan Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin duruşunu da doğru okumak gerekir.

Sayın Bahçeli’nin imzasının olduğu yerde ihanet barınamaz, kirli hesap yapılamaz; orada ancak ve ancak vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü tecelli eder.

Bu bakımdan, yasa teklifine ilk imzanın Sayın Bahçeli tarafından atılmış olması, yasaya tarihi bir teminat ve toplumsal güven katmaktadır.

Siz bakmayın bu kriz tellallarına, bu nifak tohumu ekenlere,sosyal medyada ülkeyi kurtaran klavye milliyetçilerine,

​Yıllardır terör örgütlerini bir maşa gibi kullanarak Türkiye’nin büyümesini engellemek, enerjisini iç meselelerle tüketmek isteyen küresel odakların en büyük kozu elinden alınmıştır.

​ Yasalaşan bu çerçeve metin; “Türkiye Yüzyılı” idealindeki Türkiye’nin, üzerindeki vesayet gölgelerini tamamen atarak 21. Yüzyılda küresel bir aktör olarak konumlanmasının en kritik mihenk taşıdır.

Terörsüz bir Türkiye; iktisadi, askeri ve sosyolojik açıdan tam kapasitesine ulaşmış, milli egemenliğini kayıtsız şartsız tescil ettirmiş Tam Bağımsız Türkiye demektir.

Tam Bağımsız Türkiye için Türk milleti kendi kaderini kendi Meclisinde yazmıştır.

​Gök kubbe terörün de, terörden medet uman odakların da tepesine yıkılmıştır.

Hayırlı, uğurlu olsun!