İzmir’de yıkıldığından beri yerel yönetim, merkezi idare ve meslek odaları arasında tartışma konusu olan Buca Cezaevi’nin arazisiyle ilgili sular durulmuyor. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İl Koordinasyon Kurulu Buca Cezaevi’nin kamuya ait bir alan olduğuna dikkat çekerek “Alanın yapılaşmaya açılma baskısı altında kaldığını, pazarlık konusu edildiğini görüyoruz. Buca Cezaevi alanının yeşil alan olmasına yönelik talep ve yürürlükte olan imar planı kararı (rekreasyon alanı) ortadayken sözü edilen pazarlığın yapılması kabul edilemez” açıklamasında bulundu.
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, Buca Cezaevi araziyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada önceki hafta konuyla ilgili konuşan İzmir Büyükşehir Belediye (İzBB) Başkan Dr. Cemil Tugay’ın sözleri hatırlatıldı. Tugay, o açıklamasında Buca Kapalı Cezaevi’nin İller Bankası ve İzmir Büyükşehir Belediyesi arasındaki görüşmelerin devam ettiğine işaret ederken yüzde 65’inin kamuya ait olmasını, yüzde 35’inin ise İller Bankası’na ait olması gerektiğini teklif etmişti.
Buca Cezaevi alanının yeşil alan olmasına yönelik imar planı kararının ortada olduğu belirtilen açıklamada, “Kamu idarelerinin halka kamusal hizmet sağlayabilmesi için kamu mülkiyetine ihtiyaç vardır. İlgili kamusal hizmet için mülkiyet kamuda değilse de kamulaştırma yapılır. Her ne olursa olsun "kaynak yok" bahanesi ile kamusal hizmetten vazgeçilemez. Buca Cezaevi alanının yeşil alan olmasına yönelik talep ve yürürlükte olan imar planı kararı (rekreasyon alanı) ortada iken sözü edilen pazarlık yapılması kabul edilemez. Bu kapsamda, söz konusu alanın toplumsal hafızamızdaki yeri, Buca ilçesindeki mevcut yapı yoğunluğu ve kamusal alan yetersizliği dikkate alındığında nitelikli bir kamusal mekâna dönüştürülebilmesi konusunda sorumluluğu bulunan kurumlar görevlerini yerine getirmelidir” denildi.
“Pazarlık konusu edı̇lemez”
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, 2022 yılında yaptığı açıklamaya atıfta bulunarak alanın kamusal kullanımlara ayrılması gerektiğini, alanın yeşil alan olarak değerlendirilmesini, bölgenin sıkışık dokusuna nefes aldıracak bir açık kamusal mekâna dönüştürülmesini, deprem riskinin güncelliğini koruduğu dönemde afet toplanma alanı olarak değerlendirilmesi gerekliliğini bir kez daha vurguladı.
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulunun açıklamasında, “Geldiğimiz noktada kamusal kullanımlara ayrılan alanın, mülkiyet devrinin gerçekleşmemesi sebebiyle kamuya ait alanda hak sahipliği iddia eden kurumlar tarafından yapılaşmaya açılması baskısı altında kaldığını, pazarlık konusu edildiğini görüyoruz. Buca Cezaevi alanının yeşil alan olmasına yönelik talep ve yürürlükte olan imar planı kararı (rekreasyon alanı) ortadayken sözü edilen pazarlık yapılması kabul edilemez” ifadeleri yer aldı.
Bakanlığın AVM planı mahkemeden dönmüştü
1959 yılından itibaren kullanılan Buca Cezaevi, İzmir’de 2020’de yaşanan depremden sonra depreme dayanıksız olduğu tespit edilerek 2022’de yıkıldı.
Buca Cezaevi yıkıldığından beri İBB ile Çevre Bakanlığı arasında itilaf hâline geldi. İBB, cezaevi arazisinin kamu arazisi olduğunu vurgulayarak 9 Eylül 2022 tarihinde İller Bankası’na satılmasına sert tepki göstererek arazinin yeşil alan olarak değerlendirilmesini istedi.
Çevre Bakanlığı, 2020 yılında araziyi yapı rezerv alanı olarak ilân etmesine dayanarak arazinin yüzde 85’inde inşaat yapılmasını sağlayan imar planı hazırladı.
Bakanlığın hazırladığı ve kamuoyunda “rant planı” olarak bilinen ilk imar planında 26 bin 460 metrekarelik bölüm “ticaret merkezi alanı” olarak tasarlandı. Bu şekilde Buca ilçesinde AVM yapılmasının önü açıldı.
Çevre Bakanlığı yerel yönetimlerin, meslek odalarının itirazı üzerine geçen yıl planda değişikliğe giderek plandan “ticaret merkezi alanı”nı kaldırdı.
İlçede 57 bin 468 metrekarelik cezaevi arazisinden de büyük toplamda 70 bin metrekare gibi bir alanda işlem yapılmasının önünü açacak imar planındaki son değişikliğe göre 42 bin 366 metrekare “konut ve ticaret alanı” tasarlandı. Yeşil alanlar 20 bin 298 metrekareden 20 bin 500 metrekareye yükseltilirken okul, belediye, otopark alanları ise 33 bin 211 metrekareden 23 bin 962 metrekareye düşürüldü.
Alan için “Buca Özgürlük Parkı” adıyla bir proje hazırlayan İBB, bakanlığın araziyi “ticaret ve konut” alanına dönüştürmek için hazırladığı imar planını yargıya taşıdı. İBB’nin açtığı davada, Buca ilçesi sınırları içerisindeki taşınmaza ilişkin olarak imar planı yapma ve değiştirme yetkisinin Buca Belediyesi ile İBB’ye ait olduğu; Buca ilçesinde yeşil alan, park, sosyal ve kültürel kullanım alanları ihtiyacının gözardı edildiği ve işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek planın iptali talep edildi.
İBB’nin itiraz ettiği noktalardan biri de cezaevi arazisini içeren parsellerin “rezerv yapı alanı” olarak ilân edilmesinin İzmir’in son nüfus sayımına göre 522 bin 404 kişi ile en kalabalık ilçesi olan Buca’daki nüfus ve yapı yoğunluğunu artıracağı oldu.
İzmir 6. İdare Mahkemesi’nde görülen dava duruşmasında mahkeme bilirkişi heyetinin görüşleri doğrultusunda verdiği kararla Çevre Bakanlığı’nın “rezerv yapı alanı” içeren planını iptal etti. Kararda planın “mevzuata ve kamu yararına aykırı olduğu” belirtildi.
Daha önce yine Danıştay, plan değişiklilerini iptal etmiş, Çevre Bakanlığı karara ilişkin “yürütmeyi durdurma” davası açmış ve geçen temmuz ayında İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdarî Dava Dairesi oy birliğiyle bakanlığın itirazını reddetmişti.
Buca Cezaevi
İzmir’de 1959 yılında açılan Buca Cezaevi (İzmir Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu), 30 Ekim İzmir depreminin ardından Adalet Bakanlığı tarafından kapatılmıştı. Buca Cezaevi kapatıldığı tarihe kadar yaklaşık 600 bin hükümlü ve tutukluyu barındırdı.
Necati Cumalı’nın hikâyesinden uyarlanan ve yönetmenliğini Metin Erksan’ın yaptığı “Susuz Yaz” ile senaryosunu Safa Önal ve Ahmet Üstel’in birlikte yazdığı, Yücel Çakmaklı’nın yönettiği “Ben Doğarken Ölmüşüm” adlı Yeşilçam filmlerinin sahneleri bu cezaevinde çekildi.