Toplumsal bahçenin içinde yaşıyoruz

“Bir bahçede hep aynı çiçekten olursa o bahçe güzel olmaz. Sen, ben, o varız diye güzel bu bahçe. Koparma farklı çiçekleri, kalsın renkleriyle, kokularıyla” Yaşar Kemal

Abone Ol

Türk edebiyatının ustalarından birisi olan Yaşar Kemal’in, sözleri nasıl da her şeyi özetliyor. Peki ne anlatıyor bize usta? Doğanın sunduğu en büyük armağanlardan biri, çeşitliliğin getirdiği güzelliktir. Bir bahçede farklı türden çiçeklerin bir arada olması, doğanın bu zenginliğini ve çeşitliliğini yansıtır. Hep aynı çiçekten olursa, o bahçenin cazibesi ve çekiciliği azalır. Ancak farklı renklerde ve kokularda çiçeklerin bir arada bulunması, bahçeyi hem görsel hem de duygusal olarak zenginleştirir. İşte bu yüzden, çeşitli çiçeklerin bir arada olduğu bir bahçe, insan ruhuna hitap eder ve doğanın güzelliklerini en iyi şekilde yansıtır.

Bir bahçede farklı türden çiçeklerin bulunması, sadece estetik bir güzellik sunmakla kalmaz, aynı zamanda doğanın biyolojik çeşitliliğini de korur. Her çiçek türü, kendine özgü bir renge, kokuya ve yapıya sahiptir. Bu farklılıklar, bahçeyi daha çekici ve canlı kılar. Çeşitlilik, doğanın döngüsünü ve ekosistemin dengesini sağlamada da önemli bir rol oynar.

İnsanlar da aynı bu çiçekler gibi değil mi? Bahçelerdeki çiçekler gibi farklı. Tıpkı insan ilişkileri gibi… Her birey, kendi özellikleri, yetenekleri ve düşünceleriyle  topluma katkıda bulunur. Farklılıkların bir arada bulunduğu toplumlar, daha dinamik ve yaratıcı olurlar. Çeşitlilik, insanların birbirinden bir şeyler öğrenmesini ve gelişmesini sağlar. Her bireyin kendine özgü bir renk ve koku kattığı bu toplumsal bahçe, zenginlik ve uyum içinde büyür.

Ömrümüzde de karşılaştığımız kişiler; akrabalarımız, komşumuz, iş arkadaşlarımız, her gün gittiğimiz marketin çalışanı da ayrı özelliklere sahip. Kimisi ciddi, kimisi neşeli, kimisi hep üzgün, kimisi de hep umursamaz… Tabii ki yaşanılan olayların da büyük etkisi var.

Gün geçmiyor ki başka bir haberle karşılaşmayalım, birkaç gün önce 82 yaşında köpek besleyen bir teyzemizin yangında can vermesi yüreklerimizi yaktı. Ankara Altındağ’da köpek besleyen ve köpekleri kendi evlatları gibi gören teyzemizin acı bir şekilde vefat etmesi nasıl olsun da kişiyi etkilemesin? Bu durumda herkesin duyacağı üzüntü başka olur… Özellikle hayvanseverlerin… Geçtiğimiz gün, hatta dün karnını doyurmak için çöpleri karıştıran bir sokak köpeği gördüm, ne yazık ki her gün gördüğümüz manzaralardan birisi.

Sokaktaki canlar yaşam mücadelesi verip, yokluklarla zorluklarla karşılaşıyor. Gönlü geniş kişilerde yediği bir lokmayı bile kedilerle, köpeklerle paylaşıyor. Bazılarımız görülen duruma aldırış etmiyor, bazılarımız patili dostlar için çırpınıyor. Ne olursa olsun, ülkemiz ‘can’larla beraber güzel. Çünkü onlar bireylere sevgiyi, anlayışı, empatiyi öğretiyor. Aynı zamanda kendini karanlıkta gören, çaresiz hisseden kişilere de dost oluyor, yaşamını aydınlatıyor. Ülkemiz doğasıyla, dağlarında açan çiçekleriyle, denizleriyle, tarihi güzellikleriyle, insanıyla ve sokaktaki dostlarıyla özel. Biz her şeyi içinde barındıran kocaman bir bahçeyiz.