TRUMP’TAN AB’YE 4 TEMMUZ ÜLTİMATOMU

Abone Ol

ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa Birliği’ne yönelik son çıkışı, küresel ticaret
dengelerinde yeni bir tartışma başlattı. Trump’ın, Avrupa Birliği’nin daha önce üzerinde
uzlaşılan ticaret anlaşmasını uygulamaya koyması için 4 Temmuz’a kadar süre verdiğini
açıklaması, hem Washington-Brüksel hattında hem de uluslararası piyasalarda dikkatle takip
edilmeye başlandı. Özellikle seçim atmosferinin giderek sertleştiği ABD’de Trump’ın ekonomi
ve dış ticaret politikalarını yeniden agresif bir söylem üzerine kurması, dünya ekonomisinin
önümüzdeki dönemde daha korumacı bir döneme girebileceği yorumlarını beraberinde
getiriyor.
Trump’ın açıklamaları yalnızca siyasi bir mesaj olarak görülmüyor. Aynı zamanda ABD’nin dış
ticarette yeniden baskı kurmaya hazırlandığının da önemli bir işareti olarak değerlendiriliyor.
Trump’ın “önce Amerika” yaklaşımıyla şekillenen ekonomi politikalarının yeniden gündeme
gelmesi, Avrupa Birliği’nin ihracat stratejileri açısından da kritik bir döneme işaret ediyor.
TİCARET ANLAŞMALARINDA YENİ GERİLİM
ABD ile Avrupa Birliği arasındaki ticari ilişkiler uzun yıllardır dünyanın en büyük ekonomik
ortaklıklarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak bu güçlü ekonomik bağlara rağmen taraflar
arasında özellikle çelik, otomotiv, teknoloji ürünleri, tarım ve dijital vergiler konusunda
zaman zaman ciddi anlaşmazlıklar yaşanıyor.
Trump’ın ilk başkanlık döneminde Avrupa’dan ithal edilen çelik ve alüminyuma ek vergiler
getirilmiş, buna karşılık Avrupa Birliği de Amerikan ürünlerine misilleme tarifeleri
uygulamıştı. O dönem yaşanan ticaret savaşları yalnızca iki tarafı değil, küresel tedarik
zincirlerini de olumsuz etkilemişti. Şimdi ise benzer bir sürecin yeniden gündeme gelme
ihtimali piyasaları tedirgin ediyor.
Trump’ın 4 Temmuz tarihini özellikle seçmesi de dikkat çekiyor. ABD’nin Bağımsızlık Günü
olarak kutlanan bu tarih, Trump açısından sembolik bir anlam taşıyor. Bu mesajla hem
Amerikan kamuoyuna “ulusal çıkarları savunan lider” görüntüsü verilmek isteniyor hem de
Avrupa’ya yönelik baskının artırılması hedefleniyor.
AVRUPA EKONOMİSİ İÇİN RİSKLER ARTIYOR
Avrupa Birliği ekonomisi son yıllarda oldukça zorlu süreçlerden geçiyor. Enerji krizi, yüksek
enflasyon, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası oluşan maliyet baskıları ve büyüme sorunları Avrupa
sanayisini önemli ölçüde zorladı. Özellikle Almanya gibi ihracat ağırlıklı ekonomilerde üretim
yavaşlaması dikkat çekiyor.
Böyle bir dönemde ABD ile yaşanabilecek yeni bir ticaret gerilimi, Avrupa sanayisi açısından
ciddi riskler doğurabilir. Otomotiv sektörü bu risklerin başında geliyor. Avrupa’nın en büyük
ihracat kalemlerinden biri olan otomobillerin ABD pazarında ek vergilerle karşılaşması,
özellikle Alman üreticiler üzerinde büyük baskı oluşturabilir.

Bunun yanında teknoloji ve yeşil enerji sektörleri de olası yaptırımlardan etkilenebilir.
ABD’nin son dönemde yerli üretimi destekleyen teşvik politikaları, Avrupa şirketlerinin
rekabet gücünü azaltmaya başlamış durumda. Trump’ın daha sert bir ticaret politikası
izlemesi halinde bu baskının daha da artabileceği değerlendiriliyor.
KÜRESEL PİYASALAR TEDİRGİN
Trump’ın açıklamaları sonrasında küresel piyasalarda da dikkatli bir bekleyiş başladı.
Uluslararası yatırımcılar, yeni bir ticaret savaşı ihtimalinin dünya ekonomisindeki büyüme
beklentilerini olumsuz etkileyebileceğini düşünüyor.
Özellikle son yıllarda pandemi sonrası toparlanmaya çalışan küresel ekonomi, jeopolitik
gerilimler ve yüksek faiz ortamı nedeniyle kırılgan bir görünüm sergiliyor. ABD ile Avrupa
arasında yaşanabilecek yeni bir ticaret krizi, dünya ticaret hacminde daralmaya neden
olabilir.
Enerji fiyatları, emtia piyasaları ve lojistik maliyetleri üzerinde de baskı oluşabileceği ifade
ediliyor. Çünkü küresel ticaret savaşları yalnızca doğrudan taraf olan ülkeleri değil, tüm
uluslararası ekonomik sistemi etkiliyor. Tedarik zincirlerinde yaşanacak olası bozulmalar,
üretim maliyetlerini artırabilir ve enflasyon baskısını yeniden yükseltebilir.
TRUMP’IN SEÇİM STRATEJİSİ
Uzmanlara göre Trump’ın bu çıkışı aynı zamanda seçim kampanyasının önemli bir parçası
niteliği taşıyor. Trump özellikle Amerikan işçisine, sanayisine ve yerli üretime vurgu yapan
söylemleriyle ekonomik milliyetçilik temasını yeniden güçlendirmeye çalışıyor.
ABD’de birçok seçmen, özellikle sanayi bölgelerinde dış ticaret açığını önemli bir sorun olarak
görüyor. Trump da bu algıyı kullanarak Avrupa ve Çin’e karşı daha sert bir duruş sergiliyor. Bu
yaklaşım, küreselleşmeye karşı daha korumacı ekonomik politikaların yeniden yükselişe
geçebileceği yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.
Trump’ın söylemleri yalnızca Avrupa’yı değil, Çin’i ve diğer ticaret ortaklarını da yakından
ilgilendiriyor. Çünkü Washington yönetiminin daha agresif ticaret politikaları uygulaması,
dünya genelinde yeni ekonomik bloklaşmaları beraberinde getirebilir.
TÜRKİYE AÇISINDAN OLASI ETKİLER
ABD ile Avrupa Birliği arasındaki olası ticaret gerilimi Türkiye açısından da dikkatle takip
ediliyor. Türkiye, hem Avrupa ile güçlü ticari bağlara sahip olması hem de ABD ile ekonomik
ilişkilerini geliştirmeye çalışması nedeniyle bu süreçten dolaylı etkilenebilir.
Avrupa ekonomisinde yaşanacak bir yavaşlama, Türkiye’nin ihracat performansı üzerinde
baskı oluşturabilir. Özellikle otomotiv, beyaz eşya, tekstil ve makine sektörleri Avrupa
pazarına yüksek ölçüde bağımlı durumda bulunuyor.

Öte yandan bazı uzmanlar, ticaret savaşlarının alternatif üretim merkezleri için fırsatlar
oluşturabileceğini belirtiyor. Avrupa ve ABD şirketlerinin yeni tedarik zinciri arayışlarına
yönelmesi halinde Türkiye’nin stratejik konumuyla öne çıkabileceği değerlendiriliyor.
Ancak bunun gerçekleşebilmesi için Türkiye’nin üretim kapasitesini artırması, yatırım
ortamını güçlendirmesi ve dış ticaret politikalarında öngörülebilirliği koruması gerektiği ifade
ediliyor.
DÜNYA EKONOMİSİ YENİ BİR DÖNEME Mİ GİRİYOR?
Trump’ın Avrupa Birliği’ne verdiği süre, yalnızca kısa vadeli bir diplomatik baskı olarak
görülmüyor. Bu gelişme aynı zamanda küresel ekonominin geleceğine ilişkin önemli ipuçları
da taşıyor.
Son yıllarda dünya genelinde korumacılık eğilimlerinin arttığı görülüyor. Ülkeler stratejik
sektörlerde dışa bağımlılığı azaltmaya çalışırken, ticaret politikaları giderek daha sert hale
geliyor. Özellikle enerji, teknoloji, savunma ve kritik hammaddeler konusunda ülkeler
arasında yoğun bir rekabet yaşanıyor.
Trump’ın yeniden güç kazanan korumacı söylemleri, bu sürecin daha da hızlanabileceğine
işaret ediyor. Eğer ABD ile Avrupa Birliği arasında yeni bir ticaret savaşı başlarsa, bunun
etkileri yalnızca Batı ekonomileriyle sınırlı kalmayabilir. Gelişmekte olan ülkelerden küresel
yatırım akımlarına kadar birçok alan bu süreçten doğrudan etkilenebilir.
Önümüzdeki haftalarda Brüksel ve Washington’dan gelecek açıklamalar, küresel ekonominin
yönü açısından belirleyici olacak. 4 Temmuz’a kadar sürecek diplomatik trafik, yalnızca iki
büyük ekonomik güç arasındaki ilişkileri değil, dünya ticaret sisteminin geleceğini de
şekillendirebilir.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com