Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, yeni yıl dolayısıyla cezaevinden kaleme aldığı mesajı sosyal medya hesabından paylaştı. Soyer, mesajında sevdiklerinin varlığının kıymetinin hayattayken bilinmesi gerektiğini vurgulayarak, paylaşılan anların değerinin ancak yoklukla daha net anlaşıldığını dile getirdi.
Tunç Soyer, açıklamasının sonunda 5 Ocak Pazartesi günü saat 10.00’da Şakran Cezaevi Yerleşkesi’nde duruşmasının yapılacağını hatırlatarak, uygun olanları duruşmaya davet etti.
Soyer’in mesajı şöyle:
“Yeni Yıl Hediyesi
Değerli dostlar, 'Milattan önce' ya da 'geçen ay' ya da 'gelecek hafta' gibi kavramların tamamı bizim icadımız. Zaman; gözümüzü açıp kapattığımız ya da nefes alıp verdiğimiz andan ibaret. Doğada ne 'pazartesi' ne de 'yeni yıl' var. Ama biz yine de 'yarın' için taşıdığımız umutlar ya da yeni yıl planlarımızı gerçekleştirmek hayaliyle yaşıyoruz.
Yüzyıllar boyunca yaşam kalitemiz gelişmiş olsa da erdemler ve değerler konusunda ileri gittiğimiz söylenemez. Hele Seneca, Shakespeare gibi usta yazarları okuyunca ruhsal ve zihinsel hayatımızın yerinde saydığı, hemen hemen hiç değişmediği söylenebilir.
Her şeye rağmen insan sürekli gelişen, evrilen bir canlı türüyse, hayattan dersler çıkartıp, kendimizi yenilemek sevdasından hiç vazgeçmiyoruz.
6 aydır, hayatımda hiç yaşamadığım bir deneyim yaşıyorum. O nedenle bir dakikasını bile boşa geçirmemeye ve yeni şeyler öğrenmeye gayret ediyorum.
Yeni yılda, burada öğrendiğim bir dersi, çok kıymetli bulduğum için ve belki okuyanlara da faydası olur ümidiyle paylaşmak istedim. Dersten hediye mi olur demeyin, bu koşullarda daha fazlası mümkün olmuyor…
Sevdiğiniz bir kişinin ya da sevdiğiniz bir şeyin yokluğu içinizi acıtır. Yokluk hissi onarılmaz bir eksikliktir yüreğinizde. Bunu biliyordum. Ancak yokluğun elle tutulur, gözle görülür bir şey olduğunu burada öğrendim.
Serçelerin cıvıltısı, günbatımının rengahenk değişimi, denizin sahildeki şıpırtısı, yosun kokusu, her biri doğa şaheseri zeytin ağaçlarının puslu güzelliği, renklerin her türlüsü ve birlikte oluşturdukları cümbüş, yağmur sonrası toprak kokusu, dostlarla muhabbet, aileyle birlikte yapılan sabah kahvaltıları ve daha niceleri…
Birgün yok oluyorlar. Ya da varlıkları devam ediyor, sen de bunu biliyorsun ama diyelim ki altı aydır senin için yoklar.
Bu yokluk hacmi olan bir boşluk yaratıyormuş meğer!
Varlığını bilip ulaşamamak, görememek, duyamamak, koklayamamak, o kadar somut bir boşluk doğuruyormuş ki bir türlü yeri dolmuyor, doldurulamıyor. Yürekte bir ağrıya dönüşüyor.