Bilindiği üzere, taksicilik, Türkiye'de bilhassa metropollerde büyük problem. Hem taksi sahipleri, hem taksi emekçileri, hem de halk, olan bitenden oldukça muzdarip. Herkes de kendi açısından haklı. Sistemsizlik, sistem olmuş! Böyle olunca da, yara büyümüş ve kangren olmuş. Kimse de bu yaraya neşter vurmaya cesaret edemiyor...
Halk mutsuz, taksicileri, kaba ve dolandırıcı buluyor.Ayrıca taksi ile ulaşımın çok pahalı olduğunu düşünüyor. Taksi emekçileri rahatsız. Emeklerinin karşılığını alamadığını düşünüyor. Tek mutlu kesim, plaka sahipleri. Onlar, bana ne kardeşim? Ben günlük kiramı alırım. Taksi emekçisi, bu parayı, ne yapsın, etsin toplasın,bana getirsin kafasında!
Peki çözüm nedir? Dünyanın önemli metropolleri bu konuyu nasıl çözmüş? Çok mu zor bu konuyu çözmek?
Hayır, hiç de değil. Sadece mangal yürekli, ben bu konuyu mutlaka çözeceğim! kararlılığında belediye başkanlarına ihtiyaç duyuyor. Biraz kafayı kaldırıp, araştırma yapmak, yeterli.
Mesela İngiltere'de, Londra'da sistem neymiş, gelin inceleyelim.
Londra'da bütün taksiler, devlete, daha doğrusu Londra Belediyesine ait. Yani belediye plaka satmıyor! Ama kiralıyor. Vay komünist Londra Belediyesi! Ne demek taksi plakası satmamak! Hem de İngiltere'nin, yani Emperyalizmin başkentinde!
Hatırlar mısınız? Bundan 7-8 sene önce Londra Belediyesi, Türkiye'den, 25.000 adet, taksiye uygun araç satın almıştı. Şu an halen kullanılmakta. Bu taksilerin mülkiyeti halen belediyede. Yani kişilere satmadılar. Peki ne yaptılar bu araçları?
Önce taksici olmak isteyenler için bir kurs açtılar. Bu kurs tam 9 ay sürdü. Kurs boyunca, bu taksici adaylarına maaş da bağladılar. Önce teorik, sonra da pratik olarak taksi şoförlüğünün detaylarını öğrettiler. Müşterilerine nasıl davranmaları gerektiğini gösterdiler. Araç bakımını ve temizliğini nasıl yapmaları gerektiğini öğrettiler. Devamında, adım adım, sokak sokak şehri öğrettiler. Trafikte, bir taksicinin nasıl araba kullanması gerektiğini gösterdiler. Dokuz ay sonunda yazılı sınavı geçenlere de son bir pratik testi yaptılar. Bütün numaralardan ve isimlerden arındırılmış, bir Londra haritasında,bir noktaya parmağını koyup, beni buraya götür. Adresi de söyle dediler! Yani taksicilere bütün Londra'yı ezberletip, ondan sonra taksici olma izni verdiler!
Akabinde ücretsiz olarak, bu taksileri, kursu başarı ile tamamlayanlara dağıttılar! Evet, yanlış okumadınız, ücretsiz dağıttılar...
Peki, hikaye burada bitti mi? Hayır! Asla! Taksimetreye, sadece kendi ehliyetini içine sokunca çalışmasını sağlayacak yazılım entegre ettiler. Müşterinin de, sürücünün, aracın gerçek sahibi olduğunu anlamasını sağlamak için, taksinin en görünür yerine, taksicinin resminin bulunduğu, ruhsatını asmasını zorunlu tuttular. Taksicilerden de bir seçim yapmasını istediler. Gece mi çalışmak istersin, yoksa gündüz mü? diye. Onlar da seçimlerini yapıp çalışmaya başladılar. Gece taksisi, gündüz çalışırsa, yada tam tersi olursa? Belediye taksiyi geri alır ve bu kişi bir daha taksicilik yapamaz! Herkesin mesai saati bellidir. Haklarında herhangi bir haklı şikayet gelirse, yine belediye taksiyi geri alır.
Böyle olunca da, Türkiye'de olduğu gibi, Yozgat'tan, Muş'tan dün gelip, bugün taksi şoförü olup, yok, siz tarif edin gidelim! yok, ben karşının taksisiyim! gibi saçmalıklar asla olmaz. Şehre ilk kez gelseniz bile adresi verdiniz mi, bey gibi gidersiniz, gideceğiniz yere. Şoför sadece kendine çalıştığından,, kazancı fazlasıyla yeterlidir. Sizi dolandırmaya ihtiyacı olmaz. Her zaman güvenli seyahat mümkün olur. Parayı da direksiyon sallayan emekçi kazanır! Yani bizdeki gibi alayım iki plaka, kendim kahvede okey oynayayım! yok öyle bir dünya!
Hele ki, Londra'da o taksinin üzerinde başka sürücü olsun! Hem taksi sahibinin, hem de o an arabayı kullanan sürücünün, anasından emdiği süt, burnundan gelir! Sadece taksiyi kaybetmekle kalmaz, haklarında dolandırıcılık, emniyeti suistimal, trafiği tehlikeye atmak ve daha anımsayamadığım bir sürü dava açılır.
Yapılması gereken, belli bir bedel belirlenip, tüm plakaların, belediye tarafından geri satın alınması...
Olması gereken bu!
Böyle olursa, hem taksi emekçileri kazanır, hem de halk kazanır. Plaka ağaları mı? faizler gayet güzel, bankaya yatırsınlar paralarını...
Sevgi ve Saygılarımla