GÜNCEL

Türkiye’ye at, eşek ve domuz eti nasıl sokuluyor? Skandal iddialar gündemde!

Tarım ve Orman Bakanlığı raporları, Köfteci Yusuf ve bir yemek firmasından alınan numunelerde domuz eti bulunduğunu ortaya koydu. Sudan ile yapılan et ithalatı anlaşması ise tartışmaları alevlendirdi.

Abone Ol

Türkiye’de gıda güvenliği tartışmaları büyüyor. Tarım ve Orman Bakanlığının raporlarına göre bazı restoran zincirlerinde ve kamu kurumlarına yemek sağlayan firmalarda domuz eti tespit edildi. Sudan ile yapılan sıfır gümrük anlaşması ise bu skandalları daha da derinleştiriyor.

Tarım ve Orman Bakanlığının 27 Şubat ve 7 Mart 2024 tarihli denetim raporları, Türkiye’nin önde gelen restoran zincirlerinden Köfteci Yusuf’un bazı şubelerinden alınan numunelerde domuz eti bulunduğunu gösterdi. Bu bulgular, kamuoyunda büyük bir şaşkınlık ve tepkiye yol açtı. Türkiye’nin en çok tercih edilen köftecilerinden biri olan markanın, denetimlerde domuz eti tespit edilmesi güven sorununu gündeme getirdi.

Düzce’de kamu kurumlarına domuz eti!

Daha önce 13 Ocak 2021’de Düzce'deki kamu kurumlarına toplu yemek hizmeti veren, AK Parti Düzce İl Başkanlığı yönetiminden Murat Saydam’a ait Saydamlar Catering firmasından alınan numunelerde de domuz eti tespit edilmişti. Bu skandal, Türkiye’de gıda güvenliği denetimlerinin yeterliliği konusunu yeniden sorgulatırken, kamu kurumlarına kadar yayılan bu ihmalkârlık endişeleri artırdı.

Sudan ile sıfır gümrük anlaşması: At, eşek ve domuz eti

Türkiye Cumhuriyeti ve Sudan Cumhuriyeti Arasında Ticaret ve Ekonomik Ortaklık Anlaşması kapsamında Cumhurbaşkanına doğrudan yetki verilmesine ilişkin kanun teklifi Dışişleri Komisyonunda kabul edildi. Buna göre Türkiye, Sudan'dan yapılacak 500 ton at, eşek veya 500 ton domuz eti ithalatında vergi almayacak.

Dışişleri Komisyonunda kabul edilen kanun teklifini İstanbul Planlama Ajansı Başkan Buğra Gökçe, sosyal medya hesabından paylaştı:

“At, eşek ve domuz eti ithalatına kadar ulaşan, sayfalarca süren gümrük indirimleri ile Sudan çiftçisi ve üreticisi kazanırken ne yazık ki bizim çiftçilerimiz ve üreticimiz kaybediyor. TBMM'nin bu teklifi reddetmesini, kendi çiftçimizi ve üreticimizi destekleyecek uygulamaların hayata geçmesini diliyoruz.”

Ardından İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, yaşanan skandalla ilgili olarak “Sudan’dan, daha beş ay önce sıfır gümrükle domuz eti ithal etmek için anlaşma yaptılar. Şimdi meşhur bir köftecinin köftelerinde domuz eti çıktı diye niye şaşırıyoruz ki?” açıklamasını yaptı.

İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk de konuyu bir soru önergesi ile Meclis gündemine taşıdı. Öztürk Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın yanıtlaması istemiyle Türkiye'nin bu ürünlere neden ihtiyacı olduğunu sordu.

Devlet ve şirketler birlikte mi hareket ediyor?

Anlaşma, özellikle Türkiye’de önem atfedilen, kesilmesi ve tüketilmesi yasak olan at ve eşek eti ile dinen yasak olduğu söylenen domuz etinin Türkiye’ye nasıl sokulduğu soruları, bu anlaşmayla birlikte daha da önem kazandı. Et ithalatındaki bu serbestlik, gıda güvenliği konusunda ciddi bir risk oluşturuyor mu? Yoksa bu sadece bir ticaret anlaşmasının doğal bir sonucu mu?

Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, “domuz etinin kasaplık etler sınıfına alındığı” iddiasıyla yapılan dezenformasyon ve manipülasyonların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Açıklamada, “Bazı sosyal medya hesaplarından 'domuz etinin kasaplık etler sınıfına alındığı' şeklinde dolaşıma sokulan Türk Gıda Kodeksi Çiğ Kırmızı Et ve Hazırlanmış Kırmızı Et Karışımları Tebliği yürürlükte değildir. Et ürünlerine ilişkin hâlen yürürlükte olan Türk Gıda Kodeksi Et, Hazırlanmış Et Karışımları Tebliği'nde domuza ilişkin bir tanım, ifade ve atıf bulunmamaktadır” denildi.

Ancak Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğünün açıklamasında, Dışişleri Komisyonunda kabul edilen “500 ton at, eşek veya 500 ton domuz eti ithalatında vergi almayacak” maddesine, Türkiye ile Sudan arasındaki ticari anlaşmaya değinilmedi.

Bazı iddialara göre, bu tür skandalların ardında devlet ve özel şirketlerin birlikte hareket etmesi yatıyor. Gıda denetimlerinde yeterli şeffaflığın sağlanamaması ve kamuoyuna bilgi verilmemesi, soru işaretlerini artırıyor.