Unutmayın, Bu Futbol da Lazım Olacak!

Abone Ol

Dünya Kupası hızını almaya başladı. Çok da keyif vererek devam ediyor. Fiziki mücadelenin ön planda olduğu bir kupa yaşıyoruz. Bütün oyuncular boğuşuyor. Yeni kurallar da çok güzel. Topun oyunda kaldığı süreyi arttırmak için herşeyi yapmışlar. Taç atışını geciktirirsen, top rakibe geçiyor. Aynı şey aut atışları ve kaleci vuruşları için de geçerli. Gecikirsen, topu rakibe korner atışı olarak veriyorsun! Ama kimse şunu unutmasın, sen istediğin kuralı koy, ideal kanunları getir. Yine de başarın, bu kuralları uygulayanların objektifliğine bağlı. Hakemler bu kuralları, her takıma, eşit uyguluyor mu? Şimdilik çok iyi gidiyor. Eski dünya kupalarındaki haksızlıklar düşünülürse, çok daha adaletli bir kupa yaşıyoruz.
En büyük sorun, futbolun ruhunu bilmeyen, şımarık, kendini dünyanın kalanından üstün gören ev sahibi ülke! Hakemlere ve oyuncuların bir kısmına vize vermeyerek, dikkatleri üzerine çeken yetkililer, bu sefer de İran'ın bir oyuncusunun, gol sevincini bahane ederek, oyuncuyu evine gönderdi! Böyle skandal görülmedi! Gerçekten de kupanın, bu ülkede düzenlenmesi büyük hata! Barış ve kardeşliğin, ön planda olması gereken spor organizasyonları, dünyanın en saldırgan, savaş ekonomisi ile refahını sağlayan ülkelerde düzenlenmemeli!!!
Bunlar organizasyon sorunları...
Hadi biraz futbol konuşalım...
Turnuvada sürpriz sonuçlar oldukça fazla. Bizim Avustralya mağlubiyetimiz, Bosna'nın Kanada beraberliğinin yanı sıra, Hollanda, Belçika, İspanya, Uruguay ve Brezilya rakiplerini geçemediler.
Yorumlarda, Avrupa futbolunun gerilemesi, artık Avrupa'nın, Dünya futbolundaki hegomanyasının sona erdiğine dair yazılar okuyorum. Bu görüşe katılmıyorum. Futbolda belirleyici faktörlerden biri, belki de en önemlisi, top oynama arzusu ve rakibi oynatmama isteğidir. Bizim maçta olduğu gibi, diğer süpriz sonuçların alındığı maçlarda da belirleyici olan, bana göre bu inançtı.
Dikkat edin, bu sıra dışı sonuçlara imza atan ülkeler, turnuvanın favorisi olarak gösterilen ülkeler. Rakipleri de bu takımların güçlerini iyi bildiklerinden, büyük mücadele sergilediler. Favori takımların oyuncuları, nasılsa kazanırız! mantığı ile sahaya çıkmışlar. Nasıl uzun dönemde, çok çalışmak yeteneği geçerse, azimli olmak, çok koşmak ve mücadele etmek de, yeteneği geçer!
Ben ikinci maçlardan itibaren, favori takımların kazanmaya başlayacağını düşünüyorum. Onlar da pabucun pahalı olduğunu görecek, daha çok koşup, daha çok mücadele edeceklerdir. Zaten böyle olmazsa, favori takımların bir bir devrilip, kupa dışında kalacaklarını izleyeceğiz.
Şimdi gelelim asıl konumuza...
Bizim çocuklar buradan sonra ne yapar?
Ben çok umutluyum! Daha iyi oynayacağımıza eminim! Çünkü hiçbiri eve dönmek istemiyor şu aşamada. Hepsinin söyleyecek sözü var. Kendilerini dev aynasında görüyorlardı. Dünya kupası biletini almamız sonrası, medyamızın ayarsız övgüleri ile iyice havalanan bizim çocukların burnunu, Avustralyalılar yerlere sürtünce, hele bir de İstanbul basınının, ağır eleştirilerini işitince, havaları söndü! Şimdi biliyorlar koşmak zorunda olduklarını. Artık biliyorlar ter akıtmadan bu işin olmayacağını! Ya rakipleri gibi, kelle koltukta savaşacaklar yada ikinci turu, televizyondan, meşrubat içerek seyredecekler!
Bu saatten sonra, Kerem, Can, Deniz fark etmez. Çünkü maçlar değişiyor. Rakipler değişiypr! Artık Avustralya gibi gömülü defans yapacak rakibimiz yok. Paraguay da bizim gibi kazanmak zorunda. Yani dibine kadar oynayacaklar.
Son maçta rakip ABD. Avustralya karşısında, ne sonuç alırlarsa alsınlar, bize karşı, kazanmak için oynayacaklardır. Ülkelerinin egosu gereği, kapanarak oynayacaklarını zannetmiyorum. O yüzden de üzerine basa basa söylüyorum: OYNADIĞIMIZ BU FUTBOL ANLAYIŞI, BURADAN SONRA İŞE YARAYACAK!
Önde Kerem'in oynadığı kadro ile dengimiz takımlara karşı daha başarılı oluruz. Kerem akıllı, çabuk bir oyuncu. Alan bulduğunda etkili olacaktır. Buradan sonra kendisi için, iyi bir turnuva bekliyorum. Fakat rakipler kapalı oynar, alan bırakmazsa, Kerem hayalet gibi gezmeye devam eder. 3 çapalı, forvetsiz sistem kapanan takımlara işlemez yada çok zor işler. Bunu gördük. Maalesef alternatif bir oyunumuz yok. Bu saatten sonra, Montella ve oyunculara güvenmek dışında bir opsiyonumuz yok.
Bence en büyük problem hücum hattımız değil. Yıllardır çok iyi işleyen savunma hattımız ve kalecimiz. Zeki eski çabukluğunda ve hızında değil. Ağır kalan stoperlerimizin arkasını, eskisi gibi kapatamıyor ve hızlı oyunculara karşı açıklar veriyoruz. Buraya bir önlem şart. Montella da bu sorunu görmüştür. Kalecimiz Uğurcan da istenen düzeyde değil. Hiçbir zaman olmadı ve olmayacak. Turnuvadaki diğer kalecilerin imza attığı kurtarışlara bakın, bir de bizimkinin yediği gollere! Kabul etmek lazım ki, bu turnuvadaki en kötü kaleci bizde! Hangi golü yiyeceği belli değil! Umarım kendisine fazla iş düşmez!
Herkeste bir umutsuzluk görüyorum. Arkadaşlar moralinizi bozmayın. Paraguay maçında alacağımız bir galibiyet, bütün gidişatı değiştirir. Paraguay tabii ki zor bir rakip. Güney Amerika takımları, her zaman tehlikelidir. Hele ki bu arkadaşlar, hem Arjantin hem de Brezilya milli takımlarını yenerek gelmişler buralara! Ama bu maçı kazanacak yeteneğimiz var. Kazanacak kuvvetimiz var. Soru şu: Kazanacak yüreğimiz var mı? Yaşayıp göreceğiz! Milli takımımıza güveniyorum. Gönülden destekliyorum!
Sevgi ve Saygılarımla