Canım Kadın,
Bugün seninle çok önemli bir kapıyı aralıyoruz. Belki yıllardır hissettiğin ama adını koyamadığın şeylerin kapısını…
Bilinçaltımızın bedenimize nasıl etki ettiğini ve aslında bize ne anlatmaya çalıştığını konuşacağız.
Evet, bu konu kitaplar dolusu… Ama inan bana, bazen tek bir farkındalık bile içeride bir kilidi açar. Ve o kilit açıldığında, şifa sessizce akmaya başlar.
Canım Kadın,
Sen hiç düşündün mü…
Neden tam da o zaman başın ağrıyor?
Neden bazı anlarda miden düğüm düğüm oluyor?
Neden bazen hiçbir şey yokken kalbin hızlanıyor?
Çünkü beden unutmaz.
Zihnin bastırır, erteler, görmezden gelir… Ama beden saklar. Ve zamanı geldiğinde sana hatırlatır.
Ellerin titrediğinde bu sadece fiziksel bir durum değildir. Belki de uzun zamandır söylemek isteyip sustuğun cümleler vardır içinde.
Miden sıkıştığında bu sadece bir sindirim meselesi değildir. Belki de “bunu kabul edemiyorum” dediğin bir durum vardır hayatında.
Çenen kasıldığında bu sadece stres değildir. Belki de yutkunarak içine attığın öfke, artık yer bulamıyordur.
Canım Kadın,
Bedenin aslında sana şunu söyler:
“Ben buradayım. Ve artık beni gör.”
Boynun tutuluyorsa, belki de hayata tek bir açıdan bakıyorsundur. Esnemeyen düşünceler, zamanla bedeni de katılaştırır.
Sırtın ağrıyorsa, belki de her şeyi tek başına taşıyorsundur. Kimseye yük olmamak için kendini yük yapmışsındır.
Belin yoruluyorsa, belki de güvende hissetmiyorsundur. Hayatın seni ne zaman sarsacağını bilememenin gerginliği vardır içinde.
Kalbin hızlandığında, bedenin sana “tehlike algın açık” der. Ama o tehlike çoğu zaman dışarıda değil, içerideki geçmiş izlerdedir.
Canım Kadın,
Şunu çok net söyleyeyim…
Bedenin sana karşı değil.
Bedenin seninle birlikte çalışıyor.
Sana zarar vermek için değil, seni uyandırmak için konuşuyor.
Ama biz ne yapıyoruz?
Susturuyoruz.
İlaçla, kaçışla, görmezden gelerek… Ama mesaj gitmiyor. Sadece şekil değiştiriyor.
Çünkü bastırılan hiçbir duygu kaybolmaz.
Sadece yer değiştirir.
Zihinden bedene…
Ve beden artık daha yüksek sesle konuşmaya başlar.
Canım Kadın,
İşte bu yüzden sana büyük değişimler vaat etmiyorum. Sana mucize de sunmuyorum.
Sana farkındalık sunuyorum.
Çünkü fark eden bir kadın, zaten dönüşmeye başlamıştır.
Şimdi sana küçük ama çok etkili bir egzersiz bırakıyorum.
Egzersiz: Bedeninle Konuş
Sessiz bir ortamda otur. Gözlerini kapat.
Derin bir nefes al ve bırak.
Sonra kendine şu soruyu sor:
“Bedenimde şu an en çok nerede bir gerginlik ya da rahatsızlık hissediyorum?”
O bölgeye odaklan.
Ve şimdi şu soruyu sor:
“Bu his bana ne anlatmak istiyor?”
Cevap zorla gelmez. Belki bir kelime gelir, belki bir duygu, belki bir anı…
Sadece izin ver.
Sonra içinden şu cümleyi söyle:
“Seni duyuyorum. Artık görmezden gelmiyorum.”
Ve bir süre o hisle kal.
Onu değiştirmeye çalışma. Sadece yanında ol.
Canım Kadın,
Şifa bazen çözmekle değil, kabul etmekle başlar.
Kendine alan açtığında, bastırdığın her şey yumuşar. Ve bedenin artık savaşmak zorunda kalmaz.
Unutma…
Bedenin senin düşmanın değil, en sadık rehberin.
Ve sen onu dinlemeye başladığında, yıllardır içinde biriken yükler yavaş yavaş çözülmeye başlar.
Bu daha ilk adım…
Ama en önemli adım bu.
Çünkü artık görüyorsun.
Ve gören bir kadın, asla eski haline dönmez.