Aslında yazmaktan ve konuşmaktan dilimizde tüy bitti.
Ama yazmaksak, konuşmazsak da olmaz.
Çünkü rüzgarın estiği yöne politika belirlemeye kalkan,
Oradan oraya savrulan,dengesiz,istikameti olmayan bir ana muhalefet partimiz var.
Gerçekten de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Suriye ile ilgili açıklamaları,
Bir siyasi manevra hatası olmanın çok ötesine geçti
Adeta bir ihanet görüntüsü vermeye başladı.
Suriye’deki operasyonlarla ilgili olarak,
Özgür Özel’in açıklamalarını okurken gözlerime inanamadım.
“Suriye’de yaşanan insanlık dramını endişeyle takip ediyoruz.” cümlesini kurduğuna inanamadım.
Suriye’de bir devletin, kendi egemenlik sahasındaki operasyonlarına kimlerin yaygara kopardığı malum.
Bu yaygaranın basın sözcülüğünü yapan ise bu ülkenin ana muhalefet partisi genel başkanı maalesef.
Bu dil, bu üslup; emin olunuz ki bu milletin dili değildir.
Bu dil, düpedüz terör örgütünün dilidir
Bu dil,Türkiye’yi hedeflerine alanların dilidir.
Bir ana muhalefet lideri, sınırımızın hemen ötesindeki terör koridorunun parçalanmasından “kaygı” duyuyorsa, orada milli siyaset bitmiş demektir.
Bu, basit bir “muhalefet etme” refleksiyle açıklanamaz.
Bu, milli meselelerde pusulayı şaşırmak, ekseni kaybetmektir.
Yıllardır acı ile tecrübe ettik.
Türkiye’nin güvenliğinin sınırın sıfır noktasından değil,
Çok daha derinlerden başladığını görememek için ya kör olmak gerekir ya da kötü niyetli.
Onun için hep diyoruz ya,
Şam’ın güvenliği sarsıldığında Ankara’da güvende değildir.
Ya da anlayacağınız dilden söyleyelim.
Komşunun evi yanarken kapını kitleyip evinde güven içinde oturamazsın.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bekası gereği bu gelişmeleri soğukkanlılıkla ve stratejik bir akılla yönetmeye çalışırken ve terörsüz Türkiye hedefine yürürken,
Teröre vurulan her darbeden “endişe” duymak, Türk milletinin aklıyla alay etmektir.
Bölgedeki denklemi okuyamayanlar, yarın tarih önünde hesap veremezler.
Bugün Şam yönetiminin kendi toprakları üzerindeki hakimiyetini sağlaması, Türkiye’nin güney sınırındaki terör tehdidinin boğulması demektir.
Tekrar ediyorum, Ankara’nın güvenliği ile Şam’ın toprak bütünlüğü arasında, görünmez ama koparılamaz bir bağ vardır.
Bu bağı görmezden gelip, terör örgütlerinin “mağduriyet” edebiyatına su taşımak,
Terörün kökü kazınırken “ama”, “fakat”, “lakin” demek en hafif ifadeyle gaflettir.
Türkiye, bu coğrafyadaki bin yıllık varlığını, “sözde barışseverlerin ” veya “yaprak gibi savrulanların” hezeyanlarıyla değil,
Devlet aklının çelikten iradesiyle korumuştur ve korumaya devam edecektir.
Sonuç olarak Ana muhalefet, iktidarın alternatifi olmalıdır;
Devlet düşmanlarının alternatifi veya sözcüsü değil.