Yaşlanmak, bir bitkinin baharda yeşerip, olgunlaşıp, yazda meyve verdikten sonra hazan mevsimi de
denilen baharın sonunda son baharda artık sarı yapraklarıyla biçilen ömrün sonuna gelmiş
olmak sebebiyle yaşlılığa erişir. Yaşlılar günü sebebiyle bu yazıyı yazma işine başladım. Daha
önce “amca” diyen otobüs muavinin hitabından rahatsız olurken artık”ağabey”
denilmesinden menmun olmayarak”oğul çekinme amca da diyebilirsin” noktasına
geldiğimizin kıymetli zamanındayım.
Bir güzel söz vardır “hatıralar bastonumdur” diye.İnsanlar yaşlandıklarında ,hayaller de artık
ya azalır ve kısalır.Uzun hayaller yoktur.Ancak çok uzun bir ömre sığmış pek çok hatıra
vardır.Onlara dayanarak yaşamaya devam eder insanlar.Bu hatırlar anlatıldıkça zevk
veririr.Hayata bağlar.Dinleyen gençleri usandırır ancak yaşlılara mutluluk verir.Adeta üçüncü
bir ayak olarak hayata tutunur.Sanki elindeki asa gibi oturduğu yerde onlara
dayanır.Onlardan destek alırken bedeninden bir parça olarak algılar.Zaten öyle de
olur.Erkeklerin askerlik hatıraları bitmez tükenmez.Öğrencilerin hiç kopya çekmeden nasıl
başarılı olduğunu anlatmaları da yarı yalanla doludur askerlik hatıraları gibi.Kadınların ev
işleri yemek yapma kabiliyetleri de sonu olmayan anlatıldıkça zevk veren hatıralardır.Ya genç
kızken ne kadar güzel,ne kadar alımlı,ne kadaristeyeni olduğu yalanı da çok işitilir.
“Gençler hayalleriyle ,ihtiyarlar hatıralarıyla yaşar” der bir filozof.Gençlerin hiç bitmeyen
hayalleri hatta “abuk sabuk” denilecek kadar ucu açık hayalleri bazen dinleyeni
usandırır.Yaşına uygun halde davranamayan,konuşmayanlara “yaşına da bakmıyor hala beş
yaşındakiler gibisin” deriz.Bilindiği üzere en hızlı ulaşım aracı hayallerdir.Genç, bu kadar
hayalle saniyeler içinde oradan oraya savrulur gider.Ancak ihtiyar bunun öyle olamayacağını
bilecek tecrübeye sahiptir.Ayakları yere basmaktadır.Elinde asası dilinde hatıraları onu
hayata bağlar.Bir gence sorsanız” heyette nelerinin olmasını hayal edersin”denilse ilk
söyleyeceği “bir ev, bir de araba” der.Oysa aslı olmayan bu hayali beş araba on ev diye
uçursa bile aslı olmadığından sadece dinler geçeriz.Bir acı tebessüm kalır geriye.Reklamlarda
deterjan reklamı yaparken(en sevmediğim reklam)”kirlenmek güzel “diyor.”Yaşlanmak güzel
diyemiyeceğim çünkü “yaşlılık kapıya konulacak şey değil”.Ayrıca deterjan ile de
yenilenemez.
Yaşlılarımıza değer verelim.Çünkü sizler yeni doğduğunuzda onların, kutu- kasa içindeki
mücevherleriydiniz.Az bulunan,zor bulunan açıkta bırakılamayan kasalarda saklanan
mücevherleriydiniz.Şimdi de onlar sizin için kazılarda elde edilen tarihi eserden de değerli
zenginliğiniz olmalıdır.Yaşlanmak elbette her canlının ölümü tadacağı gibi bir
mecburiyettir.Özbek sanatçı, genç yaşına rağmen feryad ediyor”yalgan yalgan ölümden
başkası yalgan” diye.Ölümü öldüren yüce Yarataıcı’ya niyazımız ölümümüzün dünyaya
gelişimiz gibi olmasıdır.