Yorgancılar: Tüketim ile büyümenin sonuna gelindi

Ekonomide 2018 yılının ikinci çeyreğindeki büyüme oranının 5,2 olmasının sevindirici olduğunu ancak bunun bu yıl görülecek son yüksek oranlı büyüme olduğunu belirten Yorgancılar, “2001 krizi sonrası girilen spekülatif dış kaynağa bağımlı tüketim çekişli büyüme yolunun artık sonuna gelindi. Yapılması gereken şey; stratejik düşünerek gelinen noktayı avantaja dönüştürmek, bunun için de sanayi ve tarımsal üretimi artırarak daha çok ihracat ile büyümektir. Merkez Bankası net döviz-altın rezervlerinin 30 milyar doların altına düştüğü bir ortamda bu daha da zorunlu hale gelmiştir” diye konuştu

Yorgancılar: Tüketim ile büyümenin sonuna gelindi
11 Eylül 2018 Salı 14:11

Ali Budak- Türkiye ekonomisinin 2018 yılının ikinci çeyreğindeki büyüme oranı yüzde 5,2 olarak açıklandı. Konuyla ilgili görüşlerini dile getiren ve uyarılarda bulunan Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar,  zorlu konjonktürde bu oldukça takdire şayan bir büyüme olduğunu belirterek, “Ancak bu büyüme hızı, ulusal ve küresel koşullar nedeniyle, bu yıl göreceğimiz son yüksek oranlı büyüme olacaktır. Bu nedenle, Türkiye’nin büyümenin kaynaklarını gözden geçirmesi ve verimlilik artışı temelli yeni bir rotaya yönelmesi gerekiyor” dedi.  

“Büyüme Türkiye’ye pahalıya mal oldu”

Türkiye’nin yılın ikinci çeyreğinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin etkisiyle daha çok kamu ve özel tüketim çekişli büyüdüğünü ve bunun sürdürülmesi güç bir kulvar olduğunu vurgulayan Yorgancılar “İkinci çeyrek büyümenin alternatif maliyeti de yüksek olmuştur. Nitekim 2017 yılının ikinci çeyreğine göre bu yılın ikinci çeyreğinde bütçe açığı yüzde 149 oranında artarak 25 milyar TL’yi geçmiş, merkezi yönetim borç stokunda yüzde 18’lik artış olmuş, çeyreklik toplam TÜFE enflasyonu yüzde 1,5’ten yüzde 6,1’e yükselmiş, cari açık yüzde 29 oranında artmıştır. Dolayısıyla bu büyüme Türkiye’ye pahalıya mal olmuş gibi görünmektedir. Böylesi bir büyümenin sürdürülebilirlik sorunu olduğu da açıktır. Ayrıca, kur artışlarının mal ve hizmet dış ticareti üzerindeki etkileri belirginleşmiştir. Nitekim yarım Euro ve yarım dolardan oluşan döviz sepetinin yüzde 27 oranında arttığı ikinci çeyrekte mal hizmet ihracatı yüzde 4,5, buna karşılık mal ve hizmet ithalatı binde 3 oranında artmıştır. Kur artışlarının ihracatı desteklediği görülmektedir” diye konuştu.

Sanayi sevindirirken, tarımda kan kaybı sürüyor

İkinci çeyrekte hizmet ve sanayinin çekişli ancak dengesiz bir sektörel büyüme yaşadığını da hatırlatan Yorgancılar, şöyle devam etti: Nitekim ikinci çeyrekte hizmetler sektörünün yüzde 8, sanayi sektörünün yüzde 4,3, inşaat sektörünün binde 8 oranında büyüdüğü anlaşılmaktadır. Tarım sektörünün yüzde 1,9 oranında küçülmesi ise sektördeki kan kaybının devamına işaret ediyor. Bu durum sektörün bütünüyle yeniden ele alınmasının zorunluluğuna da işaret etmektedir. Tarım zorlu bir dönemden geçiyor. Yılın ikinci çeyreğinde ülkemizin kilit sektörü olan sanayinin yüzde 4,3 oranında büyümesi ise oldukça sevindiricidir. Yine sanayi sektörünün en önemli alt boyutunu oluşturan, ihracatın neredeyse yüzde 90’ını gerçekleştiren imalat sanayinin yüzde 4,7 oranında büyüdüğünü görüyoruz. Bu büyüme, yılın ikinci çeyreğinde sanayi sektörü ihracatının yüzde 3,3, ithalatın yüzde 4,8, istihdamının yüzde 5,3 arttığı bir ortamda gerçekleşmiştir. Büyüme oranına yakın istihdam artışı, kur artışlarının üretim ve istihdam üzerindeki olumlu etkisini ortaya koymaktadır.

İnşaat sektörüne dikkat edilmeli

Yorgancılar öte yandan yılın ilk çeyreğinde harcamalar yönünden büyüme verileri incelendiğinde özel tüketimin yüzde 6,3, kamu tüketiminin yüzde 7,2, yatırımların yüzde 3,9 oranında büyüdüğünün görüldüğünü de söyleyerek, “Yatırımların artmasına rağmen ciddi bir nitelik sorunu olduğu görülmektedir. Zira inşaat yatırımları yüzde 6,6 oranında artarken makine teçhizat yatırımları adeta yerinde saymış, ancak binde 6 oranında artmıştır. Bu durum kur artışlarından ve geleceğe ilişkin beklentilerin olumsuza dönmesinden makine teçhizat yatırımlarını oldukça olumsuz etkilendiği anlamına gelmektedir. Artık ya yeni bir yol bulacağımız ya da yeni bir yol açacağımız bir döneme girdik. O nedenle de Orta Vadeli Program ve Merkez Bankası’nın faiz kararının önemi daha da artmıştır” ifadelerinin kullandı

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.