Şanlıurfa'da yabancı uyruklu kişileri telefonla dolandırarak 10 milyon 810 bin lira haksız kazanç elde eden suç örgütüne karşı soruşturma derinleşiyor. Dört tutuklu sanık için 874 yıla kadar, diğer sanıklar içinse 30 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
CNN Türk’ün haberine göre, Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde, yabancı uyruklu kişilere telefonla ulaşarak kendilerini polis veya savcı olarak tanıtan dolandırıcılar, toplamda 10 milyon 810 bin lira değerinde bir vurgun yaptı. Akçakale Cumhuriyet Başsavcılığı, bu eylemin faillerine karşı büyük bir dava açtı. Dördü tutuklu 49 sanık hakkında açılan davada, ceza talepleri dikkat çekiyor.
Dolandırıcılar, yabancı uyruklu öğrencileri hedef aldı
İddianamede yer alan bilgilere göre, suç örgütü üyeleri, Türkiye’ye eğitim amaçlı gelen yabancı uyruklu kişilerin bilgilerini yasa dışı yollarla ele geçirdi. Sanıklar, bu kişilere telefonla ulaşarak kendilerini kamu görevlisi olarak tanıttı. Sahte polis kimlikleriyle, gizli bir soruşturma yürüttüklerini ve mağdurları suçlu olarak göstererek korku yaratıp para ve ziynet eşyaları göndermelerini sağladılar.
Sahte kimliklerle kurulan güven ilişkisi
Dolandırıcılar, "Atıcı" olarak tanımlanan bir kişinin başını çektiği operasyonla, mağdurları ikna etti. Sahte polis kimliği kullanan bu kişi, kurbanlara gerçek operasyona dair basına servis edilen fotoğraflar göndererek güven kazanmayı başardı. Mağdurların korkutularak para transferi yapmalarına yol açtı.
Suç örgütüne karşı 874 yıla kadar hapis cezası isteniyor
Şanlıurfa 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, üç tutuklu sanık hakkında 874 yıla kadar, diğer sanıklar içinse 30 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Sanıkların telefon görüşme kayıtları ve ses analizlerinin yanı sıra mağdurlardan elde edilen diğer deliller, dolandırıcılık eyleminin ne denli organize bir şekilde gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor.
Yasa dışı yazılımlar kullanılarak veri hırsızlığı
Suç örgütünün, hedef aldıkları kişilerin kişisel bilgilerini yasa dışı yazılımlar aracılığıyla ele geçirdiği belirtiliyor. Bu yazılımlar, dolandırıcıların planlarını hayata geçirmelerine olanak tanıdı. Eğitim için Türkiye'ye gelen yabancı uyruklu kişiler, henüz ülkedeki yaşamlarına yeni başlarken bu suç örgütünün hedefi oldular.


