Kardelen Başol / Özel Haber

TCDD Demiryolları’nda tam 36 yıldır çalışan ve makinist olarak girdiği meslek hayatına şu anda İzmir TCDD’de Trafik Depo Şefliği yaparak aynı zamanda makinist eğitmenliği ile yeni nesilin yetişmesini sağlayan Yüksel Zindeol, Haber Ekspres’e konuştu.

Tcdd Demiryolcuları 1

1985 yılında, İzmir’den Eskişehir Demiryolları Meslek Lisesi’ne giderek yolculuğuna başlayan Yüksel Zindeol, valiliğin önünde heyecanla beklediği, raylarında arkadaşlarıyla oyunlar oynayarak özlem duyduğu trene 3 yıl sonra makinist olarak binecekti. 

Zindeol, “Özlemim vardı trene, ailemin da yönlendirmesi ile Eskişehir Demiryolu Meslek Lisesi’ne gittim. 3 yıl okudum ve mezun olur olmaz da Sivas’ta Yardımcı Makinist olarak iş başı yaptım. Bir buçuk yıl çalıştıktan sonra İstanbul’a geçtim. 5 yıl Haydarpaşa’da çalıştım. Sonra da memleketim İzmir’e 1995 yılında dönebildim” dedi. 

Tcdd Demiryolcuları 3

Seralar iklim krizi çözümü mü? | Çalışma koşulları umut vaat etmiyor! Seralar iklim krizi çözümü mü? | Çalışma koşulları umut vaat etmiyor!

“Formula 1 pilotları gibi kilo verirdik”

Yaptığı mesleğin sevilmeden sadece para kazanmak için yapılacak bir meslek olmadığını vurgulayarak eski ve yeni arasında karşılaştırma yapan Şef, “Tabi ki zorlukları vardı, ilk dönemlerde ayın 30 gününün 15’ini gece yollarda geçirme gibi bir durum vardı artık daha insani şartlarda. Şimdi kumanya var önceden yoktu. Eskiden lokomotifin içinde küçük elektrik ocakları ile yemek ısıtmaya çalışırdık. Ayrıca  çok sıcak olurdu o küçücük alanlar, kışın sorun olmazdı ama yazın gittiğiniz yere bağlı olarak çok büyük problemler oluyordu. Şu sıcaklarda klima yokken buharlaşırdık. Formula 1 pilotları gibi bir seferde kilo verdiğimiz olurdu.” diyerek o günleri anlattı.  

Makinistlik sayesinde İzmir’den hiç çıkmamış bir çocuğun 17 yaşından itibaren tüm Türkiye’yi gezdiğini vurgulayan Zindeol, “Özellikle makinist bekarsa onu her yerde görevlendirebilirsiniz, bu da o dönemlerde benim işime geldi tabi ki. Gönderirlerdi Çankırı'ya, Ağrı’ya işten kalan bütün vaktim eşim çocuğum olmadığı için gezmeye ayrılırdı. Gezme dışında da İstanbul’da iken sanatla ilgilenmeye başladım. İsteğime bağlı olarak demiryollarında daha az çalışıp hobi edinebildim” dedi. 

Tcdd Demiryolcuları

Demiryollarına teknolojinin katkısı büyük

Teknolojinin mesleğine katkısından bahseden Yüksel Zindeol, “Tabi ki teknolojinin katkısı büyük. Eskiye göre yavaş tren yolculukları hızlandı. Trafik sistemi eskiden kişiler üzerinden yürürdü, artık kendi kendini yöneten akıllı trafik sistemi var. Lokomotiflerde siz artık isteseniz de kaza yapamazsınız, o derece gelişmiş ATS ERTS sistemlerimiz var. Avrupai sistemler kullanmaya başladık. Yolcu trenlerini iklimlendirdik. Kışın üşümüyoruz, yazın terlemiyoruz. Eskiden makinist için çok zor olan bazı şeyler artık kolaylaştırıldı. Sistemle çalışıldığı için makinistin üzerinden de yük alındı. Sadece trafiğe odaklanıyoruz artık. Eskiden trafik seyir cetvellerimiz vardı. Hangi istasyona saat kaçta geldik gittik  onları yazardık, artık tabletlerimiz var takip ediyoruz. İnanılmaz geliştik teknolojik olarak. Evet, bir Avrupa gibi değil ama doğru yoldayız. En azından makinistlik dışındaki zorluklarımızdan tamamen kurtulduk” dedi. Yolcular için de trenlere teknoloji gelmesinin faydasının altını çizen Zindeol, “Trenler hava yoluna göre daha ucuz olduğu için bir gariban ulaşım sistemi gibi anılırdı ama artık insanlara yiyecek, barınma, iklimlenme ve elektrik gibi hizmetlerle vagonlar çok daha keyifli oldu” değerlendirmesinde bulundu. 

“Allah tren kazası vermesin!”

Türkiye için geleceğin mesleğini tren makinistliği olarak konumlandıran Makinist  Zindeol, teknolojinin mesleğini bitireceğine dair bir endişesinin olmadığını belirtti. Teknoloji geliştikçe nitelikli makinist yetiştirmenin zorunlulaşacağını “Dünya’daki ilk demiryolculuğunu geliştirenler Fransızlar, onlarda bile hala devam ediyor. Bu işi takla attıran ülke Japonya’dır. Hala makinistsiz göndermezler. Çünkü istediği kadar teknoloji gelişsin, mutlaka bir hata faktörü vardır. Yüzde 1 bile olsa. Ve bu demiryolu taşıtları, ağır taşıtlar, ivmeler çok yüksek ve kaza riski çok tehlikeli. Eskiler ‘Allah tren kazası vermesin’ derdi.” Sözleri ile vurgulayarak aslında teknolojiye karşı daha çok ümitli olduğunu söyledi. Zindeol, “Makinistler artık daha başarılı olacaklar. Çünkü artık tek başlarına çalışacaklar. Demiryolu hatları arttıkça, daha çok nitelikli makiniste ihtiyaçları olacak. Çünkü ‘Ayağımız yerden ayrılmasın’ diyen bir güruh var. Geleceğin gerçeği bu” dedi. Katıldığı bir sempozyumda bulduğu sloganla anlatmak istediklerini özetleyen yılların makinisti, “Özellikle Avrupa’da yüksek hızlı tren varken uçağa binmeyi reddediyor insanlar. Çünkü şehir merkezinden başka bir şehir merkezine zahmetsiz gidebiliyorsunuz, hava yolu böyle değil. Çünkü demiryolu, aklın yolu” dedi.

Tcdd'nin 2023 Yılı Zararı, Önceki Yıllara Göre Artış Gösterdi

“Tren bizi beklemez, biz treni bekleyeceğiz”

Her şeyin daha hızlısına ulaşmak isteyen insanların diğer ulaşım araçları yerine hala trene ilgi duyuyor olması üzerine küçüklüğünden bir örnek ile cevap veriyor 36 yıllık makinist, “Bizim ülkemizde insanımız yıllarca trene bindi. Karayolu yoktu, araç yoktu. Öyle bir konjüktörden geliyoruz. Anneannem bizi yolculuk zamanı gara 1 saat önceden getirirdi. ‘Tren bizi beklemez, biz treni bekleyeceğiz’ derdi. İnsanımızda bu var. Bir de insan rahatlık arıyor, otobüste tuvalet imkanı yok, trende var. Otobüste bir şey yiyip içemezsin, kokar, trende her türlü var. Trende manzara var. Makinistin gördüğü manzaralarda zaten her zaman en güzelidir. Hayat film şeridi gibi akıp gider. Tren caziptir” ifadeleri ile treni herkesin sevdiğini söyledi. 

Doğu Ekspres,

19 saat 25 dakikalık sürüş

36 yılda biriktirdiği ilginç anılarının birkaçından bahsederek o günlere dalan Makinist Yüksel Zindeol, yardımcılık yaptığı dönemde Doğu Ekspresi’ndeki yolculuğunu paylaştı, “O dönemde bir kere kumandaya oturttu ustalar beni. 4 makinisttik, 2 yardımcıydık ve yanıma yardımcı vermeden beni oturttular, yanıma da hiç uğramadılar. Tren şefi ya da kondüktörü gönderdiler hep ve ben 19 saat 25 dakika boyunca o yolcu trenini sürmüştüm. Çok yorucuydu ama çok genç ve hevesliydim, yardım da istemedim açıkcası” diyerek bütün pilotaj bilgilerini o yolculuğa borçlu olduğunu açıkladı. 

17 yaş için garip bir tecrübe

“Bir keresinde de Kars’ta bir yük treni ile Erzurum’a gidecektik. İstasyondan çıktık, iki dağın arasına kar dolmuş, oraya saplandık. Çok gençtim, ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Ustam dedi ‘Pencereyi açacağız, kardan yukarı tırmanacağız, trenin üstünden arkaya yürüyüp istasyona geri döneceğiz.’ Şefim, ben ve gardafren dediğimiz bir arkadaşla birlikte 3 kişi geri döndük, telgraf sistemi ile yardım istedik ama yarından önce kimse gelemezdi. Ne yapacağız derken, köylerden birinde düğün varmış, kızağa bindik oraya gittik. Köy düğünü, kar kapatmış düğünü. O zamanlar da apoletlerimiz var kıyafetimizde, bizi gören elimize sarılıyor. Çok ilginç gelmişti bana, koca koca adamlar 17 yaşındayım elimi öpmeye çalışıyor. Kuzuyu bizim önümüze getirdiler, gelin damat bizim önümüzde oynuyor. Yaş için garip bir tecrübeydi” diyor.

Tcdd Demiryolcuları 6

Denizli’de horozun sesi, İzmir Tren Garı’nda onun düdük sesi!

İzmir Demiryollarında 37 yıldır kondüktörlük yapan Halil Baba ise en ilginç anısının İstanbul’da başına geldiğinden bahsetti. Kondüktör Baba, “O zaman banliyö trenlerinde biletli seyahat ediliyor. Yolcunun biri Pendik’ten binmiş ve Haydarpaşa’ya kadar gelmiş. Ordan da vapura binip karşıya, Sirkeci’ye geçmiş. Sonra tekrar Halkalı trenine binmiş. Ben biletlere bakıyorum, bileti buraya ait değil. ‘Sizin biletiniz buraya ait değil, siz Pendik’ten gelmişsiniz’ dedim. Bana dedi ki ‘Ne olacak uyuyup buraya kadar gelmişim yanlışlıkla!’ Bu durumda uyuya kalmışsa, bu adamı Haydarpaşa’da birinin kucaklayıp vapura bindirmesi lazım, sonra tekrar trene bindirmesi lazım. Yani aslında yalan söylüyor ama o kadar güzel söylüyor ki! Benim için inanılmaz güzel bir yalandı. Yani mesela buradan bilet alırsınız, havaalanına gideceksinizdir, uyuyakalırsınız Torbalı’ya gidersiniz bunu anlarım, normal ama Pendik’ten Haydarpaşa’ya gelip, vapurla Sirkeci’ye geçip ordan tekrar Sirkeci banliyösüne biner ve uyuduğunuzu iddia ederseniz, biri sizi uyurken kucaklayıp götürmüş demektir. Yolcular genelde ‘Tamam ben kaçak bindim’ demez. Gişeciye suç atar, yanlış verilmiş bilet der, hep aynı şeyler ama bilmiyorlar ki ben 37 senedir bu işi yapıyorum ve vagona girdiğim anda kimin bileti yok, kim kısa mesafe gidecek, kim uzun mesafe gidecek anlıyorsunuz” dedi. 

Tcdd Demriyolcuları

Bizim insanımız sorduğu sürece bu iş bitmez

Meslektaşı gibi, teknolojinin çok gelişse bile özellikle bizim ülkemizde bu işin devam edeceğini düşündüğünü söyleyen Halil Baba, “Buraya gelmeden önce 12 yıl Sirkeci’den yurtdışına giden trenlerde çalıştım. Orada insanların hiçbir şeye ihtiyacı yok, internetten bakıyor ve nereye gideceğini, hangi perondan hangi vagona gideceğini biliyor. Ama bizim insanımız, önce gelir ‘Bileti nereden alacağım?’ diye sorar, bileti alır ‘Tren nerede?’ diye sorar. Trenin başındaki görevliye ‘Bu tren nereye gidiyor?’ diye sorar. Dersiniz mesela ‘Denizli’ye.’ Aynı yolcu bilet kontrolünde tekrar ‘Bu tren nereye gidiyor?’ diye sorar. Bizim insanımız böyle. O yüzden bizde hep olur diye düşünüyorum. Ancak olmalı da çünkü kondüktör sadece bilet kontrolü yapmaz, yolcunun emniyetli bir şekilde yolculuk etmesini sağlar. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin kondüktör olmalı” diyerek mesleğinin sanıldığının aksine çok daha önemli olduğunu ifade etti. 

“Ben demiryollarında çalışmıyorum, demiryolu benim!”

Baba mesleğinin de demiryolculuk olduğunu ifade eden Baba, kondüktörlüğün işi değil hobisi olduğunun altını çizdi. Halil Baba, “Ben her yerde söylerim, ben demiryollarında çalışmıyorum, demiryolu benim. O yüzden de daha çok sahipleniyorum. Ben 60 yaşındayım bu yaşa kadar demiryollarının ekmeği ile büyüdüm, babamdan da dolayı. O yüzden hep ‘Bu kurum benim’ diye düşünüyorum çalışan değilim” sözleri ile demiryolcu olma teriminden bahsetti. “Burada çalışan insanlara sorduğunuzda, ben demiryolunda çalışıyorum demez, demiryolcuyum derler. Bu aidiyet bu kültür bambaşka bir şeydir. Başka kurumlarda var mıdır bilmiyorum ama burada var ve hep olmalı da çünkü bu ait hissetmek kurumu sahiplenmek çok güzel bir şey. Hizmetiniz de daha iyi olur, verimli olursunuz. Diğer türlü, ‘Çalıştım işim bitti hadi bana eyvallah’ gidersiniz. Ama ait hissederseniz işiniz biter eve gidersiniz, çağırılırsanız geri gelirsiniz. Çünkü kurum sizindir. Size ihtiyacı vardır kurumun” dedi.

Tcdd Demiryolcuları 9

Denizli Horozu Gibi”

Bir kondüktör için olmazsa olmaz eşyalardan bahseden Baba, “Düdük, telsiz, el terminali, önceden bilet pensi falan vardı. Ben ise düdüksüz trene binmem. O düdük, sadece bir düdük değildir. Çünkü trenin kalkışını siz haber verirsiniz, trenin içinde yolcu etmeye binen sizin düdük sesinizi duyar iner. Bu olmazsa olmazdır. Bir kondüktör için telsizden bile daha önemlidir” dedi. Arkadaşları ise Halil Baba ve düdüğünü Denizli Horozu’na benzeterek, uzun süreler boyunca aralıksız düdük çalan demiryolcu dostlarına şakalar yapıyor.

Editör: Kardelen Başol