YAŞAM

Adaletsizliğe uğramak neden daha çok acı veriyor?

Haksızlığa uğramanın psikolojik etkisi, en acı deneyimlerden biri olarak öne çıkıyor. Adaletin kökeni, insan psikolojisiyle nasıl şekilleniyor?

Abone Ol

Adaletsizlik, insan ruhunun en hassas noktalarına dokunur. "femme noir" kullanıcı adlı psikiyatrist, insan hikayelerini dinlerken sıklıkla insanların en yoğun olumsuz duygularını bu adalet arayışından kaynaklanan kırılmalarla yaşadıklarını belirtiyor. İnsanlar, adaletsizlik karşısında çoğunlukla kendilerini yetersiz, öfkeli, değersiz ve kırgın hissedebiliyorlar.

Adalet kavramı nereden kökleniyor?

Adalet, iyi ve kötünün ayrımında temellenir. Freud’a göre bebek, hazzı ve engellemeyi algılayarak ahlâk bilincini geliştirir; adalet ise başkalarının sahip olup kendisinin erişemediği şeylere duyduğu imrenmeyle oluşmaya başlar. Bu içsel denge arayışı, ilk evrelerden itibaren ahlâk kavramının temelini atar.

Bebeklerle yapılan çalışmalar da bu duygunun ne kadar erken geliştiğini gösteriyor. 6-10 aylık bebekler üzerinde yapılan bir deneyde, yardım eden ve engelleyen kuklalar arasında, bebeklerin yardım eden kuklayı tercih ettiği görülmüş. Daha karmaşık bir deneyde ise 21 aylık bebeklerin iyi davranan kuklaya ödül verirken, kötü davranan kukladan şekeri almayı tercih ettikleri ortaya çıkmış.

Adalet duygusunun kökeni daha derinlerde

8 aylık bebeklerle yapılan daha ayrıntılı bir çalışma, adalet duygusunun güçlü köklerini gözler önüne seriyor. Yardımcı kuklayı ödüllendiren kuklayı seçen bebekler, kötü kuklaya ise zarar veren diğer kuklayı seçiyorlar. Bu deneyler, adaletin çok erken dönemde içselleşmiş bir duygu olduğunu ortaya koyuyor.

Adaletin eksikliği neden bizi sarsıyor?

İnsanlar, kendi yaşadıkları adaletsizlik kadar başkalarının maruz kaldığı haksızlıklardan da etkilenir. Adaletten yoksun kalma düşüncesi, insanın iç dünyasında depremler yaratır. Bir yerde adalet yoksa, güzelliklerin ve iyiliklerin köklenmesi de mümkün olmuyor. Adaletin var olduğu bir dünyada ise umutlar filizlenip, yeşerebiliyor.

Adalet duygusu, kökleri derinlere inen bir insan ihtiyacı. Adaletsizlikle karşılaştığımızda hissedilen boşluk, yalnızca bir bireyin değil tüm toplumun hissedebileceği bir yara bırakıyor.