Muğla'nın Marmaris ilçesinde bulunan Ketenci Sanat Sokağı, el emeği ürünleriyle hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Sokakta üretim yapan isimlerden biri olan sosyolog Alev Yıldız Yıldırım, çöpe atılmış kağıtları kağıt hamuruna dönüştürerek hazırladığı özgün tasarımlarla geri dönüşüm sanatına farklı bir bakış sunuyor.
AjansCANKA'dan Ata Sevgi'nin bildirdiğine göre Marmaris Belediyesi tarafından küçük esnafa tahsis edilen Ketenci Sanat Sokağı'nda faaliyet gösteren Yıldırım, atık olarak görülen malzemeleri el becerisi ve boyama sanatıyla birleştirerek çeşitli hediyelik ürünlere dönüştürüyor.
Ketenci Sanat Sokağı ilgi görüyor
Marmaris Belediyesi'nin küçük esnafa sağladığı destekle faaliyet gösteren Ketenci Sanat Sokağı'nda çoğunluğu ev kadınlarından oluşan üreticiler el emeği ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sunuyor.
Marmaris merkez sahil yürüyüş güzergâhı üzerinde bulunan sokakta el işi takılar, çantalar, örgü oyuncaklar, kolyeler, bileklikler, süs eşyaları ve Marmaris'e özgü hediyelik ürünler satışa sunuluyor.
Bazı insanlar atık görür ben ihtimal
Aslen Ankaralı olan sosyolog Alev Yıldız Yıldırım, üretim anlayışını "Bazı insanlar atık görür, ben ihtimal." sözleriyle özetliyor.
Yıldırım, ağırlıklı olarak çöpe atılmış kağıtlardan elde ettiği kağıt hamurunu el işçiliği ve boyama sanatıyla birleştirerek farklı tasarımlar ortaya çıkarıyor.
Kağıt hamuru sınırsız üretim imkânı sunuyor
Yıldırım, hayatı boyunca üretmenin kendisi için önemli olduğunu belirterek farklı dönemlerde deri işlediğini, çantalar ve sandaletler yaptığını ifade etti.
Yaklaşık bir yıl önce kağıt hamuruyla tanıştığını anlatan Yıldırım, bu malzemenin küçük bir küpeden büyük mobilyalara kadar birçok farklı ürün üretme özgürlüğü sunduğunu söyledi.
Kâğıt, karton, yumurta viyolleri, plastik şişeler ve birçok atık malzemenin kendisi için yeni bir hikâyenin başlangıcına dönüştüğünü ifade eden Yıldırım, bazen çöpe bırakılan sıradan bir nesnenin tasarımlarının en önemli parçası olabildiğini dile getirdi.
Her malzeme yeni bir hikâye taşıyor
Yıldırım, cam şişe, eski kağıt ya da doğadan elde edilen malzemelere yalnızca geçmişleriyle bakmadığını belirterek, bunların henüz anlatılmamış hikâyeler taşıdığına inandığını söyledi.
Üretim sürecinde malzemeleri dönüştürerek yeniden şekillendirdiğini ifade eden Yıldırım, çalışmalarında Japonların Wabi-Sabi felsefesinden ilham aldığını belirtti.
Yıldırım, bu anlayışın kendisine kusursuzluğun peşinden koşmak yerine doğanın ritmine güvenmeyi, yavaşlamayı, özen göstermeyi ve her parçanın kendine özgü karakterini kabul etmeyi öğrettiğini dile getirdi.