Bakırçay Havzası’nda il olma tartışması, son dönemde yapılan açıklamalarla yeniden gündeme geldi. Tartışmanın merkezinde ise bir ilçenin adı değil, bölgenin geleceğini nasıl kurgulamak gerektiği sorusu yer alıyor.

Daha önce bu köşede Bakırçay’ın idari sınırlarla değil, havza temelli bir yaklaşımla ele alınması gerektiği vurgulanmıştı. Aradan geçen sürede Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’ın yaptığı açıklamalar, bu yaklaşımı destekler nitelikte oldu.

Acar, Aliağa’nın il olma potansiyeline ilişkin somut çalışmalar yürütüldüğünü, raporlar hazırlandığını ve bilimsel bir değerlendirme için üniversitelerle temas kurulduğunu açıkladı.

Başkan Acar’ın “İzmir’den bir il çıkacaksa bu Aliağa olur. İsmi Bakırçay da olabilir” sözleri, bazı çevrelerde yalnızca bir isim tartışmasına indirgenerek değerlendirildi. Oysa gündemde olan, bir ilçenin adının değiştirilmesi değil; İzmir’in kuzeyinde yeni bir il modeli oluşturulup oluşturulamayacağıdır.

Buradaki temel soru, Bergama ile Aliağa arasında bir tercih yapmak değil; Bakırçay Havzası’nı tek bir idari ve ekonomik bütün olarak ele alabilmektir.

Bir Bergamalının Aliağa adıyla, bir Aliağalının da Bergama adıyla il olmayı istememesi doğal görülüyor. Bu nedenle çözüm, ilçeler arasında isim dayatmak değil; herkesin kendini ait hissedeceği ortak bir kimlik oluşturmak olarak öne çıkıyor.

Bu kimlik, coğrafi ve tarihsel karşılığı olan Bakırçay adında birleşiyor.

Fethiye’de özel teknede yaralanan vatandaşa tıbbi tahliye
Fethiye’de özel teknede yaralanan vatandaşa tıbbi tahliye
İçeriği Görüntüle

Türkiye’de benzer örnekler bulunuyor. Hatay ili, Antakya merkezli bir yapı ile kurulmuş durumda. Bu örnekte olduğu gibi, Bakırçay modelinde de merkez ilçe olarak Aliağa öne çıkıyor. Bunun nedeni, Aliağa’nın sanayi altyapısı, limanları, lojistik kapasitesi ve ekonomik ağırlığı olarak gösteriliyor.

Bakırçay Havzası’nda Bergama’nın tarihi ve tarımsal birikimi, Aliağa’nın sanayi gücü, Foça ve Dikili’nin turizm potansiyeli, Kınık’ın emeği bir araya geliyor. Sanayi, tarım ve turizmin aynı havzada buluşması, bölgeyi Türkiye için dikkat çekici bir model haline getiriyor.

Burada söz konusu olan, kaymakamlık tabelasının valilik tabelasına dönüşmesi değil. Asıl mesele; idari sınırları havza mantığıyla yeniden düşünmek, ekonomiyi ortak akılla yönetmek ve uzun vadeli bir gelecek vizyonu oluşturmak.

Bakırçay Havzası’nın bütünleşik bir il modeliyle ele alınması, Kuzey Ege’nin potansiyelini daha görünür kılabilir.

Aliağa’nın bugün geldiği nokta, onu köy ya da kasaba tanımlarıyla açıklamayı mümkün kılmıyor. Sanayi üretimi, limanları ve istihdam gücüyle Aliağa, bölgesel ölçekte bir kent konumunda bulunuyor.

Bu nedenle tartışmanın “ne kaybederiz” noktasında değil, “bölgeye ne kazandırırız” sorusu etrafında yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ