Canım Kadın,
Bazı insanlar hayatına girer ve onlara iyi gelebilmek için elinden geleni yaparsın. Anlaşılmak için anlatır, sevilmek için çabalar, kırıldığında bile karşındaki insanı kaybetmemek adına kendinden ödün verirsin. Bir gün fark edersin ki bütün gayretin bir ilişkiyi ayakta tutmaya değil, seni yoran bir döngünün içinde kalmaya hizmet ediyor.
Peki, neden bazı insanlardan uzaklaşmak bu kadar zor?
Çünkü bazen kişiyi değil, ondan beklediğimiz sevgiyi, değişeceğine dair umudumuzu ve bir gün her şeyin düzeleceği ihtimalini bırakamayız. Bilinçaltımızda tanıdık gelen duygulara tutunabilir, bize iyi gelmeyen davranışları bile alışkanlıklarımız nedeniyle normalleştirebiliriz. Böylece aynı kırgınlıkları yaşarken farklı bir sonuç beklemeye devam ederiz.
Canım Kadın, burada önemli olan kimin haklı, kimin haksız olduğundan çok, yaşadığın ilişkinin sende neye dönüştüğünü görebilmektir. Sürekli kendini açıklamak zorunda kalıyor, sınır koyduğunda suçluluk duyuyor ya da birinin sana nasıl davranacağını değiştirmek için bütün enerjini harcıyorsan durup düşünmelisin.
Bir insanın davranışlarını kontrol edemezsin. Onun pişman olup olmayacağını, seni anlayıp anlamayacağını ya da bir gün geri dönüp dönmeyeceğini de garanti edemezsin. Ama kendi sınırlarını belirleyebilir, sana zarar veren bir davranış karşısında ne yapacağını seçebilirsin.
Özgürleşmek, birinin seni kaybettiği için acı çekmesini beklemek değildir. Özgürleşmek, onun ne hissedeceğine bağlı kalmadan kendi hayatını yeniden kurabilmektir.
KÜÇÜK BİR EGZERSİZ: GÜCÜNÜ KENDİNE GERİ VER
Bugün seni yoran bir ilişkiyi düşün ve kendine şu üç soruyu sor:
- Bu ilişkide değiştirmeye çalıştığım şey gerçekten benim kontrolümde mi?
- Bu ilişkiyi kaybetme korkusuyla kendimden nelerden vazgeçiyorum?
- Kendime değer vererek atabileceğim en küçük adım ne?
Cevaplarını bir kâğıda yaz. Ardından gözlerini kapatıp yavaşça nefes al ve kendine şu cümleyi söyle:
“Başkalarının seçimlerini kontrol etmek zorunda değilim. Kendi sınırlarımı korumaya ve kendim için doğru kararlar almaya izin veriyorum.”
Bugün bu cümleyi yalnızca söylemekle kalma; küçük de olsa bir davranışla destekle. Gerektiğinde bir mesaja hemen cevap vermemek, istemediğin bir şeye hayır demek ya da seni yoran bir tartışmadan uzaklaşmak olabilir.
Canım Kadın, herkes hayatında kalmayabilir. Herkes seni anlamayabilir ve verdiğin emeğin karşılığını herkes aynı şekilde sunmayabilir. Bu gerçekler canını yakabilir ama kendi değerini başkalarının sana davranışlarıyla ölçmek zorunda değilsin.
Bazı kapıları kapatmak öfkenin, bazı mesafeleri koymak ise kendine duyduğun saygının sonucu olabilir. Affetmek istiyorsan affedebilirsin; ama affetmek, yeniden aynı koşullara dönmek zorunda olduğun anlamına gelmez.
Unutma, hayatındaki en önemli ilişki kendinle kurduğun ilişkidir. Kendini korumayı öğrendikçe, başkalarının davranışları karşısında çaresiz kalmak yerine kendi seçimlerine odaklanırsın.
Bazen kazanmak, birinin hayatında kalmak değil; kendi hayatında yeniden yerini almaktır.
Bugün kendini seç. Korkuyla değil, farkındalıkla; öfkeyle değil, özsaygıyla ilerle. Çünkü senin huzurun, bir başkasının pişmanlığına bağlı olmak zorunda değil.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına da gönder. Belki de onun, kendi gücünü yeniden hatırlamaya ihtiyacı vardır.