Hayatta başarılı olan insanlara dikkat ettiğinizde ortak bir özellik görürsünüz: Onlar acele
karar vermekten çok, doğru zamanda doğru adım atmayı bilirler. İşte bu yaklaşımın özeti de
“gör, ölç, tart ve uygun anda hareket et” anlayışıdır. Bu söz kulağa basit gelebilir ancak hem
bireysel yaşamda hem de iş dünyasında büyük fark yaratan bir davranış biçimidir.
Günümüzde birçok insan hızlı hareket etmenin başarı getireceğini düşünüyor. Sosyal medya
çağında her şeyin anında olmasına alıştık. Bir haber saniyeler içinde yayılıyor, bir ürün birkaç
tıklamayla satın alınabiliyor, insanlar düşüncelerini hemen paylaşabiliyor. Ancak hız her
zaman doğru sonuç anlamına gelmiyor. Bazen hızlı olmak yerine doğru zamanda hareket
etmek çok daha değerlidir.
“Görmek” bu yaklaşımın ilk adımıdır. Bir durumla karşılaştığımızda önce ne olup bittiğini
anlamamız gerekir. Olayları sadece yüzeyden değerlendirmek çoğu zaman yanıltıcı olabilir.
Bir işletmenin satışları düşmüş olabilir ama bunun nedeni ekonomik kriz mi, yanlış fiyat
politikası mı yoksa müşteri beklentilerindeki değişim mi? Sorunu çözmeden önce gerçeği
görmek gerekir.
İkinci adım ise “ölçmektir.” Ölçmek, verileri değerlendirmek anlamına gelir. İnsanlar çoğu
zaman hisleriyle hareket eder. Elbette sezgiler önemlidir ancak tek başına yeterli değildir. Bir
çiftçi tarlasına ne kadar gübre vereceğini ölçmeden karar verirse zarar edebilir. Bir esnaf satış
rakamlarını takip etmezse işlerinin gerçekten iyi mi kötü mü olduğunu anlayamaz. Ölçmek,
tahminleri gerçeğe dönüştüren en önemli araçtır.
Üçüncü aşama “tartmaktır.” Tartmak; elde edilen bilgileri değerlendirmek, avantajları ve
dezavantajları görmek demektir. Örneğin bir yatırımcı elindeki parayla yeni bir yatırım
yapmak istiyor olabilir. Eğer sadece kazanç ihtimaline odaklanırsa riskleri gözden kaçırabilir.
Ancak artıları ve eksileri birlikte değerlendirdiğinde daha sağlıklı karar verebilir. Tartmak,
duygular ile gerçekler arasında denge kurabilmektir.
Dördüncü ve en kritik aşama ise “uygun anda hareket etmektir.” Çünkü bazen doğru karar
bile yanlış zamanda uygulanırsa başarısız olabilir. Tarımda bunun çok sayıda örneği vardır. En
kaliteli tohum bile yanlış zamanda ekilirse beklenen verimi vermez. Aynı durum ekonomi için
de geçerlidir. Bir şirket doğru yatırım kararını erken ya da geç uyguladığında ciddi zararlarla
karşılaşabilir.
Finans piyasaları bu durumun en belirgin örneklerinden biridir. Borsada birçok yatırımcı,
fiyatlar yükselirken heyecanla alım yapar, düşerken panikle satış yapar. Oysa deneyimli
yatırımcılar önce piyasayı izler, verileri değerlendirir, riskleri hesaplar ve uygun zamanı
bekler. Kazanç ile kayıp arasındaki fark çoğu zaman bilgi değil, zamanlama farkıdır.
Aynı yaklaşım aile bütçesinde de geçerlidir. Birçok kişi indirim gördüğünde hemen alışveriş
yapma eğilimindedir. Ancak gerçekten ihtiyaç olup olmadığını görmek, fiyatları karşılaştırmak

ve bütçeyi değerlendirmek daha sağlıklı sonuç verir. Çünkü her fırsat görünen kadar avantajlı
olmayabilir.
İş hayatında da başarılı yöneticiler acele karar verenler değil, doğru zamanda karar
verenlerdir. Bir işletme yeni personel alacaksa önce iş yükünü analiz eder, maliyetleri
hesaplar ve gelecekteki ihtiyaçları değerlendirir. Ardından uygun zamanda adım atar. Bu
sayede hem kaynaklarını verimli kullanır hem de gereksiz risklerden kaçınır.
Toplum olarak zaman zaman sabırsız davranabiliyoruz. Hızlı sonuç alma isteği bizi
düşünmeden hareket etmeye yöneltebiliyor. Oysa birçok hata bilgisizlikten değil,
acelecilikten kaynaklanıyor. İnsanlar bazen yeterince araştırmadan borçlanıyor, yeterince
düşünmeden yatırım yapıyor ya da yeterince değerlendirmeden önemli kararlar alıyor.
Sonrasında ise beklenmedik sorunlarla karşılaşıyor.
“Gör, ölç, tart ve uygun anda hareket et” anlayışı aslında bir tür akılcı yaşam rehberidir. Bu
yaklaşım bize önce gözlem yapmayı, sonra verileri değerlendirmeyi, ardından seçenekleri
karşılaştırmayı ve en sonunda harekete geçmeyi öğretir. Böylece hem riskler azalır hem de
başarı ihtimali yükselir.
Bugünün hızlı dünyasında beklemek çoğu zaman zor gibi görünse de doğru zamanlamanın
değeri her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Çünkü hayatın birçok alanında başarı, ilk hareket
edenin değil, doğru zamanda hareket edenin oluyor. Sabırla gözlem yapan, verileri ölçen,
seçenekleri tartan ve doğru anı bekleyen kişiler hem daha sağlam kararlar alıyor hem de
uzun vadede daha başarılı sonuçlar elde ediyor.
Kısacası ister ev ekonomisinde ister iş hayatında ister yatırım kararlarında olsun; acele etmek
yerine “gör, ölç, tart ve uygun anda hareket et” yaklaşımını benimsemek, bizi gereksiz
risklerden koruyan ve daha doğru sonuçlara ulaştıran en önemli yöntemlerden biri olarak
öne çıkıyor. Çünkü başarı çoğu zaman hızlı koşmaktan değil, doğru zamanda doğru adımı
atmaktan geçiyor.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]