Fiziksel özellikleri ve yayılma biçimleri, bu kavmin kimler olabileceğine dair farklı yorumları da beraberinde getirir. Özellikle “yassı yüzlü, küçük gözlü, geniş kulaklı, küçük atlılar” tanımlamaları, bu kavmin Moğol, Çin veya Orta Asya kökenli topluluklarla bağlantılı olabileceği görüşünü ortaya koymaktadır.

Tarihsel bakış: Yecüc ve Mecüc kim olabilir?

Yecüc ve Mecüc’ün İslam’daki tanımları ve kıyamet zamanı yapacakları yıkım, bazı tarihçiler ve İslam alimleri tarafından Orta Asya kavimlerine, özellikle Moğollara atıfta bulunarak yorumlanmıştır. 13. yüzyılda Cengiz Han’ın önderliğinde büyük bir coğrafi genişleme ve yıkım hareketi başlatan Moğol İmparatorluğu, İslam dünyasında büyük bir tahribata neden olmuş, bilim ve kültür açısından bir gerileme dönemi yaşanmıştır. Nitekim bazı kaynaklar, Moğolların “küçük atlılar” olarak tanımlandığını da ifade etmektedir. Bu benzerlikler, Yecüc ve Mecüc kavramının Moğol istilası sırasında halkların belleğinde canlandığını düşündürmektedir.

Yecüc ve Mecüc'ün fiziksel özellikleri kimlere benziyor?

Bu kavimler hakkında yapılan tarifler, bazı Orta Asya topluluklarının özelliklerine uymaktadır. Yecüc ve Mecüc'ün "yassı yüzlü, küçük gözlü ve büyük kulaklı" olması, tarihi kaynaklarda sıklıkla Moğollara işaret eden bir benzetme olarak kullanılmıştır. Özellikle Cengiz Han’ın askerleri, bu görünüşe sahip bir ordu olarak tanımlanmıştır.

İslam öncesi dönemde Türkler ve Moğollar

İslam öncesinde Türkler ve Moğollar, inanç ve kültürel açıdan şamanizm gibi doğa odaklı inanç sistemlerine sahipti. Dolayısıyla Yecüc ve Mecüc gibi inanç dışı kavim olarak tanımlanan bir topluluğa dahil edilmeleri bazı dönemlerde tartışılmıştır. Ancak Türklerin 11. yüzyıldan itibaren İslam’a geçmesi ve Müslüman toplulukların bir parçası haline gelmesi, Yecüc ve Mecüc tanımına uymalarını zorlaştırmaktadır.

Moğolların yıkımı ve Yecüc-Mecüc bağlantısı

Cengiz Han ve Moğollar, geniş Asya coğrafyasını istila ederken büyük yıkımlar gerçekleştirmiştir. Cengiz Han’ın Anadolu’ya kadar gelip büyük savaşlar vermesi ve bu savaşlarda kullanılan küçük atlı birliklerin yoğun tahribata neden olması, Moğolları bazı alimler tarafından Yecüc ve Mecüc olarak yorumlamalarına neden olmuştur. Hatta, rivayetlere göre Cengiz Han’ın bir savaş sırasında mızrağını gökyüzüne fırlatması da Yecüc ve Mecüc’ün "yeryüzüne doymayıp göğe saldıracak" alametini çağrıştırmaktadır.

Çin'in genişlemesi ve mecazi Yecüc-Mecüc yorumları

Çin, 20. yüzyılın ortalarından itibaren kapalı bir yaşam tarzından çıkarak dünyaya ekonomik olarak yayılmaya başlamıştır. Bazı güncel yorumcular, Çin'in bu genişlemesini mecazi bir Yecüc ve Mecüc olarak değerlendirmektedir. “Birinin bin çocuğu olduğu” şeklindeki alametler, Çin nüfusunun kalabalık yapısıyla ilişkilendirilmektedir. Bununla birlikte Çin'in ekonomik gücünün sınır tanımayan yayılma politikaları, kehanetlerdeki alametlerin metaforik bir yansıması olarak yorumlanır.

Bazaar Vintage Urla’da kapılarını açıyor
Bazaar Vintage Urla’da kapılarını açıyor
İçeriği Görüntüle

Tasavvufta Yecüc ve Mecüc'ün içsel anlamı

Tasavvuf bakış açısında ise Yecüc ve Mecüc, insanın iç dünyasında karşılaştığı zorluklar ve negatif duyguların bir simgesi olarak görülür. İnsanın içindeki şeytani düşünceler ve korkular, “Yecüc ve Mecüc’ün duvarların arkasından çıkması” olarak tanımlanır. Zülkarneyn kıssasında geçen set, insanın içsel dünyasında kötü düşüncelerin hapsedildiği bir sembol olarak yorumlanabilir. Tasavvufa göre, bu set yıkıldığında, insan tüm olumsuz duygularla yüzleşir ve “Yecüc ve Mecüc her tepeden saldırır.” Bu bakış açısı, Yecüc ve Mecüc’ün sadece fiziki bir kavim değil, aynı zamanda insanın manevi yolculuğundaki engeller olarak da anlaşılabileceğini gösterir.

Muhabir: Nisan Güçlü